:: Linkler :: |
| :: Avrupa Dosyalar:: |
|
|
|
|
|
|
|
 |
| |
|
|
“Demokrasi kalmadı şeriat verelim”
|
“Demokrasi kalmadı şeriat verelim” İngiliz Dışişleri Bakanı Miliband; “El Kaide olmadıktan sonra Afganistan’da Şeriat rejimini kabul edebiliriz.” Türkiye’nin kurtlarla dansı Avrupa Ajansı (AVA) Mahir Tan-Londra
Son haftaların ‘savaş başkenti’ Londra oldu. 28 Ekim’de toplanan Afganistan Konferansı ve 29 Ocak’ta Tony Blair’in başbakanlığı döneminde başlatılan Irak savaşı ve işgali soruşturması nedeniyle uluslararası politikanın merkezi haline geldi. Son yılların tüm savaşlarında taraf olan İngiltere’nin başşehri..
“Demokrasi kalmadı şeriat verelim”
28 Ocak 2009 tarihinde Londra’da yapılan Afganistan konferansı, 2001 yılında başlayan ABD-İngiltere ittifakının ‘terörle mücadele ve demokrasi götürme’ adı altında başlattıkları Afganistan savaşının 9 yıl sonra vardığı noktayı gözler önüne koydu. Yaklaşık 30 yıldır Sovyet işgali, iç savaşlar ve dinci diktatörlükler altında yaşayan Dünya’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Afganistan’a ‘Al Kaide’ tarafından gerçekleştirildiği söylenen 11 Eylül 2001 deki New York ikiz kuleler saldırısı üzerine yaratılan ‘haçlı saldırıları’, Afganistan’da sonuç olarak bir “şeriat rejimi’kurulmasına dayandı. Afganistan’da yönetim iki yıl içinde yerli temsilcilere devretme hareketi şeklinde kurgulanan 28 Ocak konferansı, bu amaca ulaşabilmek için halen savaş içinde olduğu ve diş geçiremediği Taliban güçleri ile ittifak arayışı politikasının dünya kamuoyuna ilanı oldu. 28 ocak Konferansı öncesi İstanbul’da Türk yönetiminin katkısıyla yapılan “mini konferansta” ön hazırlıkları yürütülen kukla Karzai rejiminin, Taliban’ın parayla satın alınacak şeriatçı kesimleri arasında yapılacak bir ittifakına dayanan ‘Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin iki yıl içinde sahnelenmesi bekleniyor. Londra’da 28 Ocak günü toplanan Afganistan konferansı öncesi İngiliz”Dışişleri bakanı David Miliband, BBC tarafından yapılan bir roportajda, açık konuşarak ‘Afganistan’da içinde hilafet olmayan bir şeriat devletini kabul edebileceklerini’söyledi. David Miliband’ın ‘Hilafet’e karşı oluşu ise El Kaide bağlantısı getireceği’düşüncesine dayanıyor. İngiltere ve ABD’nin Orta-Doğu da kendi yarattıkları Suudi Arabistan ve körfez devletlerinde yıllardır uygulanan şeriat rejimlerinin yanına katılacak kendi kontrollerindeki bir ‘Şeriat Afganistanı’na da olur vermeleri, Batı devletlerinin Üçüncü Dünya’da ‘demokrasi ile bir ilgilerinin kalmadığı’nı ve yaşamasına izin verdikleri rejimlerin ‘batı ile uzlaşan rejimler’ olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Irak’tan sonra 21. YY’ın ikinci büyük fiyaskosu olarak sonuçlanacağı anlaşılan Afganistan savaşı da yüzbinlerce insanın hayatı pahasına bu ülkelere, bölünme, iç savaş ve şeriatçı-gerici rejimler getirdi.
Özbek ve Türkmenler; ‘Taliban diktasına geri dönmeyiz’
Afganistan konferansının yapıldığı Lancaster House binasının çevresini 28 Ocak günü kuşatıp gösteri yapan guruplardan biri Afganistan’lı Özbek, Hazara ve Türkmen’lerden oluşan ‘etnik azınlık’ temsilcileri oldu. Afganistan da 2001 öncesi yönetime zorla hakim olan Taliban rejiminin kendileri için baskı ve zulüm rejimi olduğunu belirten Özbek ve Türkmenler, ‘bir daha Taliban yönetimi altına girmeyiz. ABD ve İngiltere Afganistan’da halka demokrasi değil,bir hırsızlık rejimi olan Karzai yönetimini getirdiler. Şimdi de bu konferans ile Karzai-Taliban ortaklığı kurup ülkeyi bunlara teslim etmek istiyorlar.’dediler.
Özbek Ammani: ‘konferansa karşıyız.”
Konferansa çevresinde gösterilere katılan İngiltere’de yaşayan Özbek Ammani, ‘’Bu kadar kan ve çatışmadan sonra tekrar Taliban rejimine yeşil ışık yakan bu konferansa karşıyız. Afganistan’da Özbek, Hazar ve Türkmen’lerden başka Türkler de yaşıyor. Taliban rejimi bu milliyetlere din kisvesi altında aşiret reisleri ve toprak ağalarının diktatörlüğünü, getirdi. Kadın haklarında 100 yıl geriye gidildi. Kadın katillerini tekrar yönetimde görmemek için ne gerekirse yaparız.” dedi.
Salafi İslam şeriatı “yine ABD’nin kullanımında’
2000 yılı sonrasında Dünya’da ‘El Kaide’ olarak ortaya çıkan ve çok büyük terör olayalarına imza atan örgütlenmeler, ABD’nin Sovyet Rusya’nın Afganistan’da yürüttüğü işgal yönetimlerine karşı Pakistan ile birlikte organize ettiği ve yarattığı ‘mücahidin’ adlı dinci örgütlenmelerin doğrudan sonucuydu. ABD tarafından kurulan ve silahlandırılan Pakistan-Afgan- Arap kökenli militanların İslam’ın Wahabi-Salafi yorumuna dayanarak yarattıkları şeriatçı ideoloji, Afganistan savaşından sonra ABD’nin Pakistan ile düştüğü anlaşmazlıklar sonucunda Pakistan’ın Peşaver kentinde ‘medrese öğrencilerini esas alan Taliban (Talebeler)’ örgütü yoluyla Afganistan’da iktidarı ele geçirdi. Taliban lideri Molla Ömer yönetiminde Afganistan topraklarında yerleşen El Kaide (Üs, base) örgütü, 1950’lerde Orta-Doğu’da başlayan Arap milliyetçisi askeri cuntalara karşı İngiliz ve ABD istihbaratı tarafından desteklenen Müslüman kardeşler örgütünü geliştirdiği Salafizm ideolojisinin silahlı temsilcisi oldu. Afganistan’da ve Pakistan’ın kuzey bölgelereinde yaşayan Paştun milliyeti tarafından ve bölgede hakim olan feodal toprak ağaları tarafından desteklenen şeriatçı Taliban yönetimi, ABD’nin NATO desteğiyle sürdürdüğü 8 yıllık savaşa karşın yıkılmadı. Ancak son yıllarda Karzai rejimi ile işbirliği yaparak varlığını sürdüren çok sayıda Taliban şefi, bölgeye son aylarda giden gazetecilerin haberlerine göre ABD tarafından Karzai rejimi aracılığıyla satın alınarak işgal yönetimi ile işbirliğine başladı. Geçtiğimiz hafta içinde Londra’da bir konferansta konuşan ‘Müslim İnitiative’ başkanı Anas Al Tıkriti’nin açıklamasına göre; ‘iki yıldan beri devam eden Taliban liderlerine rüşvet olayında, Afganistan Başkanı Karzai %12 komisyon alıyordu.’
NATO, İran’ın arkasına sarktı
Son günlerde üst üste düzenlenen uluslararası konferanslarla Dünya’nın haber merkezi haline gelen Londra’da strateji araştırmaları yapan uzmanlarca sorulan sorulardan biri, Afganistan konferansında ortaya çıkan Taliban ile uzlaşma hareketine rağmen, ABD yönetim çevrelerinde dile getirilen Afganistan’a gönderilecek 30 bin kişilik ek kuvvet ve NATO ülkelerinden gelecek 12 bin kişilik yeni birlikler oldu. Başta Almanya olmak üzere Afganistan’a yeni birlikler göndermeyi Avrupa ülklerininde kabul etmesinden sonra, Taliban ile yapılacağı anlaşılan bir ittifaka rağmen Afganistan’da NATO askerlerini yığılması yeni ve büyük çaplı bir askeri harekatın habercisi olarak yorumlandı. 28 Ocak Afganistan konferansının ertesi günü 29 Ocak’ta Londra’da komisyon önünde ifade veren Tony Blair’in Irak savaşı kararını açıklarken kullandığı kanıtlar da İran ile bir savaş kışkırtıcılığı olarak yorumlandı. 2003 yılında Irak başkanı Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olması ihtimalini ‘çok büyük risk’ olarak gördükleri için savaş kararı aldıklarını söyleyen Tony Blair, aynı kanıtları İran’ın ismini zikrederek ‘savaş nedeni’ olarak kullandı. İngiliz basınında İran ile savaş kışkırtıcılığı olarak yorumlanan Tony Blair’in ifadesi, İran ile artık kesilmek üzere olan ‘nükleer enerji’ görüşmelerinin çıkmaza gireceğinin ve İran’a ‘ekonomik ambargoların’ yakında başlayacağı şeklinde yorumlandı.
03.02.2010 23:18:00
Printer Versiyonu |
Tavsiye Et !
|
|