Ana Sayfa | SİYASET

AKP'nin Seçim Şarkısı 'Dombra' Neden Mahkemelik Oldu

AKP'nin Seçim Şarkısı Dombra

AKP'nin seçim şarkısı olarak seçilen 'Dombra' soruna neden oldu, şarkının sahibi Kazakistanlı sanatçı Arslanbek Sultanbekov, 'şarkımın siyasi malzeme yapılmasını istemiyorum' diyor

Şarkısının izinsiz alındığını açıklayan Arslanbek Sultanbekov, Samanyolu Haber Televizyonu'na konuyla ilişkin olarak açıklama yaptı. Arslanbek Sultanbekov şarkının izinsiz olarak kullanılmasına ve siyasi malzeme yapılmasına çok sert tepki gösterdi. Bu arada Uğur Işılak yayın davet davetini kabul etmediği için televizyonda sadece Arslanbek Sultanbekov konuşmasına yer verildi.

"Dombra'nın sözleri de müzikleri de bana aittir" diyen Arslanbek Sultanbekov, "Uğur Işılak beni hırsız yerine koydu. şarkımın siyasi malzeme yapılmasını istemiyorum" ifadelerini kullandı.

"ŞARKIMI SİYASETE ALET ETTİRMEM, DAVA AÇACAĞIM" 

Sultanbekov şöyle konuştu: "Türkiye halkı beni tanıyor. buna rağmen bana sorulmaması beni üzdü iki gündür uyuyamıyorum. Şarkımın siyasi malzeme olmasına izin vermedim vermeyeceğim. Kullanırsalar dava açacağım. İsterse kendisi Kazakistan'a gelsin ben ayağına gitmeyeceğim. Bu şarkıyı para için yazmadım, ben şarkımı satacak bir insan değilim. Türk halkı önünde beni küçük düşürdü. Şarkının siyasi olarak kullanılmasına üzülüyorum. Türkiye'de bunu korumak lazım. Uğur Işılak bunu çok iyi biliyor. Ama şarkı sanki ilk kez duyulmuş gibi alınıyor. Benim amacım Dombra'yı dünyaya duyurmak" 

Kazakistanlı sanatçı Arslanbek Sultanbekov, şarkının kendisine ait olduğunu ve izinsiz kullanıldığını öne sürdü. Dombra'yı AK Parti için hazırlayan Uğur Işılak ise bu iddiayı, "500 yıllık bir eser, beste anonimdir. Sultanbekov sadece söz yazdı" sözleriyle reddediyor.

Işılak şunları söyledi;

Dombra'nın dahi düne kadar ne olduğunu bilmiyorduk. Şuanda Allah'a şükür 70 milyon Dombra'nın ne olduğunu, bir Türk çalgısı olduğunu, bin yıllık bir Türk enstrümanı olduğunu bildi.

En azından böyle bir hizmetimiz oldu. Bundan dolayı da çok mutluyum. Biz bunun anonim olduğunu biliyorduk. Bunca kullananlar olmasına rağmen ses çıkmadıysa zaten anonim olduğunu bu da teyit ediyordu. Peki bir anda ne oldu. Bir anda insanlar bağrına basınca, büyük bir teveccüh gösterince esere sahibi bir anda siyasi partiler oldu. Siyasi partiler dombraya bir kutsiyet atfetmeye başladılar. Bu ayrıca Cengizhan marşıda değildir, Kürşat marşıda değildir.

Dombra üzerine bir söz vardır bu ezginin üzerinde. Hepsi bundan ibaret. Buna bir kutsiyet atfetmek doğru birşey değil. Yemen türküsü neyse bizim için Yemen nasıl anlatılmışsa, bu ezgide de dombra anlatılmıştır. Bizde sahibine hürmet olsun diye eserin anonim olmasına inanmış olmamıza rağmen sahibine hürmet olsun diye dombra ismini de eserde bıraktık. Özellikle dombraya ve Dombra'yı yazan kişiye bir şekilde hürmet olsun diye, nezaket olsun diye dombra ismini de bıraktık.

Hırsız adam böyle birşey yapar mı. Ayrıca onlarca yerde kullanılmış bir eserin hırsızlığı olur mu. Böyle birşey olamaz. O yüzden hırsızlıkla itham edenler kendi hırsızlıklarını örtbas etmek için böyle bir yola başvuruyorlar. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır derler ya onun için herkes otursun oturduğu yerde yavuz hırsızlık yapmaya kalkmasın. Bunu hırsızlık olmadığını zaten bir eserin ismine dombra diyerek ortaya koymuş olduk.

Ben böyle birşey beklemiyordum. Altıüstü bir beste bu. Zamanında bir kişi yapmıştır kim olduğu bilinmiyor ama Aslanbek Sultanbekov bunu ispat ederse eğer müzikte kendisininse gerçekten anonim olmadığını ispat ederse o zaman Aslanbek ile otururuz bu noktada hakkı ne ise telifi ne ise otulur konuşulur bunlar anlaşılır. Bunlar küçük şeyler. Bunları bu kadar abartmanın bir esere bu kadar kutsiyet atfetmenin bir manası yok. Ben milliyetçi bir çevrede yetişmiş bir adamım. Eskiden bir eser vardı "Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türkün bayrağına, ah ölmeden bir görseydim düşebilsem toprağına" diye biz korolor halinde bunu söylerdik. Daha sonra anladık ki bu eserin bestekarı Ermeni'ymiş. Ne yapalım şimdi.

Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türkün bayrağına diye bir daha mırıldanmayalım mı bunun sahibi Ermeni diye. Bu da bir rivayet tabi Ermeni olduğu söyleniyor. Biz anonim zannederdik, bunu bir Türk ezgisi bir Azeri ezgisi zannederdik ama diğer taraftan hayır bunun bestekarı Ermeni'dir diyenlerde çıktı. Hasılı kelam bu tarafı da çok önemli değil aslında bunun sözlerini ben yazdım Başbakanımızla alakalı. Başbakanımızda 20 yıllık hürmetim muhabbetim ve saygım var. Bunun bir tezahürü olarak bu eseri yazdım. Şimdi birileri deseki yok bu söz Uğur'un değil bunu başkaları yazdı. Yahut bunu 10 yıl sonra bunu anonim olarak ifade etseler, kimin yazdığı belli değil deseler ne yapacağım ben davamı açacağım. Böyle şeyler hoş şeyler değil.

Ben eseri inanarak yazdım. Başbakanı seviyorum, tanıyorum, muhabbetleşiyorum ve bugün Türkiye'de milyonlarca insan Başbakan'a muhabbet besliyor. Aslında bu muhabbetin bir resmidir bu eser. Bu eserde bir kelimelik bir abartı olduğunu ben düşünmüyorum. Mesela girişte ne diyoruz "Ezilenlerin gür sesidir o, suskun dünyanın hür sesidir o" sonuç itibariyle dünyada bunca zulüme karşı bir çok lider susarken konuşan bir lider var. Tamamen olayı resmediyoruz. Mazlumlara sırdaş olan gariplere yoldaş olan böyle olmadımı 12 yıldan beri. Göründüğü gibi olan gücünü milletten alan, nereden alıyor gücünü Allah aşkına. Millet istemese, millet seçmese bu gücü nereden alacak iktidar olabilir mi.

Ayrıca birşey daha ifade etmek istiyorum. Sanatkar böyle şeylere bulaşmamalı, sanatkar siyaset yapmamalı, sanatkar bir lider hakkında,,, allah aşkına bir sanatkarın sanatını nasıl icra edeceği ile ilgili bilgi vermek hüküm koymak kimin hakkına o sanatkarın tercihidir. Ben böyle yoğurt yerim, öbür gün sanat icra eder kendi şeklinde yoğurdunu yer. Kimse kimsenin sanat tanımına sanat algısına da karışmasın. Herkes haddini bilsin. Her sanatkarın bir yoğurt yeme şekli vardır. Bu da benim yoğurt yeme şeklim. Başbakan o gün çok duygulandı ve Başbakanımızla da programdan sonra hemen oturduk biraz muhabbet ettik.

ABD IŞİD'e karşı giderek sertleşiyor

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Rhodes, "(IŞİD tehdidine karşılık vermede) Kendimizi (coğrafi) sınırlarla kısıtlamayacağız" dedi

Ban Ki-mun'dan liderlere Gazze telefonu

BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric, BM Genel Sekreteri Ban'ın, Erdoğan'ı ve bazı Ortadoğu liderlerini telefonla arayarak Ortadoğu ve Gazze'yi görüştüğünü bildirdi

Filistin Devlet Başkanı Abbas ateşkes için Kahire'de

Abbas, Filistinli gruplarla İsrail arasında ateşkes sağlanması için görüşmeler yapmak üzere Kahire'ye geldi

comments powered by Disqus