Ana Sayfa | Arzu Sheridan

CEBELİTARIK GİBRALTAR


Arzu Sheridan

Herkese Merhabalar,

Biliyorum şimdi bu da nerden çıktı diyeceksiniz ama Gibraltar yani Cebelitarık biz İngiltere’de yaşayanlar için çok tanıdık bir isim çünkü İngiltere’nin Avrupa’daki tek kolonisi. Benim de çok uzun zamandır gitmek, görmek istediğim bir yerdi. Öyle büyük bir yer sanmayın. 6 km2 yüz ölçümü, 35.000 nüfusu var. Avrupa ile Afrika'yı birbirinden ayırıyor. Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nu birleştiriyor yani öyle minicik bir şey ama stratejik açıdan çok önemli. Üç asırdır İngilizlerin egemenliği altında olan Cebelitarık’ın ekonomisi off shore bankacılığı, internet üzerinde bahis ve turizmdir.

 

 

Marbella’dan kısa bir otobüs yolculuğundan sonra yürüyerek sınırı geçip İngiliz topraklarına adım attık. İspanya'nın burnunun dibinde olup başka bir ülkeye ait olması gerçekten üzücü olmalı İspanyollar için. Halk referandum ile İngiltere’de kalmayı tercih etmiş bence de en doğru karar. İspanyollar'ın yönetimi altında olsaydı bu kadar gelişemezdi  belki de sadece kayalık olarak kalacaktı. Avrupa vatandaşı olmayanlar dikkat !!! Shengen vizesi geçmiyor aklınızda bulunsun. Gerçeğini söylemek gerekirse kocaman bir kaya parçası gözüktüğü için benim fazla bir beklentim yoktu. Sınırı geçtikten sonra kırmızı otobüslerle şehre ulaşmamızla birlikte nasıl yanıldığımı anladım. Resmen St Tropez'den, Monte Carlo’da bir farkı yok. Hem İngilizce hem İspanyolca konuşuluyor. Fas’a yakınlığı nedeniyle de Arap turist de çok var haliyle. Kırmızı posta kutuları yada mimarisiyle bana İngiltere’deymişim  hissi verse de  sıcak kanlı halkı, portakal ağaçları ve güneşli havası dondurmanın 50 tonu ile ayrı bir farklılık katıyor.

En çok ilgimi çeken havaalanı oldu şehri gezerken pistin üzerinden yürünüyor, uçak ineceği zaman pist bariyerler ile kapanıyor. Karşıdan karşıya geçerken ister istemez şimdi üzerinize bir uçak iner mi diye tedirgin olmadım değil.

 

 

Cebelitarık’a gitmek istememin en önemli nedenlerinden biri kuyruksuz berberi maymunlarını görmekti. Bu zaten yapılması gereken şeylerin başında geliyor. Bunun içinde lisanslı tur taksi kiralamanız, teleferikle kayaya çıkmanız yada yukarıya kadar yürümeniz gerekiyor. Bizim çok kısıtlı vaktimiz olduğu için hiçbirini yapamadık hatta meşhur St.Michael mağarasını bile bile gezemedik ama süper lezzetli balık ve patates kızartması (fish and chips) yedik. Evet çok değişik bir aktivite oldu değil mi?

 

 

Eğer vaktiniz varsa  en mantıklısı sınırda bulunan özel turlara katılıp her yeri görebilmek. Bunu yazmamın nedeni genelde yarımadada konaklamak çok pahalı olduğu, hatta İngiltere’den uçak biletleri de çok ucuz olmadığı için giden turistler en yakın İspanyol şehri yada kasabasında kalıp günü birliğine geçiyorlar. Bir daha ki sefere en az bir gece konaklamayı düşünüyorum.

En çok hoşuma gidenlerden biride küçük marinası oldu. Mart ayında güneş altında içilen soğuk biralar gerçekten mutluluk ve huzur veriyor. 

Brexit sonucuyla birlikte İspanyolların Cebelitarık sevdası tutmuş yine ve geri istemelerinin  ardından İngilizler hemen bir denizaltı  donanmasını gönderdiler. Öyle gözüküyor ki halk İngiliz egemenliğinden haliyle memnun yeni bir değişiklik yapmak istediklerini hatta buna hazır olduklarını da düşünemiyorum. Sakin, refah, dingin bir hayatları var.

Cebelitarık’a hiç gitmediyseniz Endülüs gezinizin arasına sıkıştırın güzel bir tecrübe olacaktır.

Haftaya görüşmek üzere sevgiyle kalın...