Ana Sayfa | Ata Atun

Bu nasıl çözüm süreci

ata Atun


Ata Atun

Bu nasıl bir müzakere süreci, nasıl bir “Güven Arttırıcı Önlem”lerin yapıldığı dönem, nasıl bir “Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının yoğunlaştığı” zaman dilimi pek de anlamış değilim.

 

Anlaşılan Rumlara göre tüm Güven Arttırıcı Önlemler, Rumların lehine ve çıkarları doğrultusunda olmalı, Kıbrıslı Türkler ise sürekli olarak cezalandırılmalı veya da ambargolar ve izolasyonlar Kıbrıslı Türkler Rum egemenliğini kabul edene dek daha sıkı bir şekilde uygulanmalı. Yapılan ve yapılacak herşey Kıbrıslı Rumların lehine olmalı. Adada sadece haklı konumda olan Kıbrıslı Rumlar. Kıbrıslı Türkler ise 1963-1974 yılları arasında, sözde Kıbrıs Cumhuriyetini silah zoru ile ele geçirmiş Kıbrıslı Rumlar tarafından soykırıma uğratılmış dahi olsalar hep haksız. Olası bir anlaşma için taviz verecek taraf Kıbrıslı Türkler olmalı. Rumlar hiçbir taviz vermemeli.

 

KKTC hükümetinin Güzelyurt bölgesini kalkındırmak, ekonomisini geliştirmek ve yeni yatırımlara yol açmak için yatırımcıları teşvik etmesi, hibe vermesi, uzun vadeli ve düşük faizli kredi olanağı sağlaması Rumlara göre “yasa dışı” ve “Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarını da temelinden torpillemekte”. Bu nedenle de Rumların sözde ve sadece kağıt üstünde var olan Omorfo (Güzelyurt) Belediyesinden bir heyet Lefkoşa’nın Rum kesimindeki Avrupa Komisyonu temsilciliğine giderek KKTC devletinin bu girişiminin “yasa dışı” olduğu ve “Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarını torpillediği” iddiasıyla Avrupa Komisyonu’nun Güney Kıbrıs’taki temsilcisi Yorgos Markopuliotis’e şikayet ettiler.

 

Üstelik biraz daha da ileri giderek, Güzelyurt bölgesinde devam etmekte olan otoyol ve kanalizasyon çalışmalarını öne sürerek bir de muhtıra verdiler ve “Rumlara meydan okuma” diye niteledikleri bu faaliyetlerin sona erdirilmesi için BM’nin ve AB’nin Türkiye’ye müdahale etmesi gerektiğini talep ettiler. 

 

Müzakereler devam ederken ve de iki halk arasındaki ayrılığı ve düşmanlığı sona erdirmek amacı ile Güven Arttırıcı Önlemler masaya ardarda konarken, Rum Dışişleri Bakanlığı dünyanın neredeyse tüm seyahat acentelerine 9 sayfalık bir tehdit mektubu gönderdi. Mektubunda Girne'de 126, Gazimağusa'da 42 ve Lefkoşa'da 9 olmak üzere toplam 126 otelimizi “Kara listeye” aldığını ve bu oteller ile çalışan ve çalışacak olan seyahat acenteleri aleyhine uluslararası dava açacağını belirtti. Rum Dışişleri bakanlığı bununla da kalmayarak, KKTC’de kamuya ait alanlara ve Türk malı arazilerin üzerine yapılmış otelleri de bu kara listenin içine dahil etti. Bir taraftan “müzakereler sürmekte” ve “Güven arttırıcı önlemler yaratılmaya ve alınmaya çalışılmakta” diğer tarafta ise Anastasiadis’in başında bulunduğu Kıbrıs Rum Yönetimine ait Dışişleri bakanlığı, yalan beyan ve iddialarla tüm ambargolara rağmen boyundan büyük başarılara imza atmış KKTC turizmini boğmaya çalışmakta. 

        

Tam da müzakereler sürerken ve de Güven Arttırıcı Önlemler alınarak iki halk arasında güven oluşturulmaya çalışılırken Rumların bizlere atmaya çalıştıkları kazıklar bu kadarla bitse neyse.

 

Londra’daki havalimanlarında, otobüslerin üzerinde ve İngiliz basınında yapılan KKTC ile ilgili turizm reklamları Rum Turizm Örgütü’ne (KOT), batmış olmalı ki, bu reklamların durdurulması için İngiltere’deki havalimanı makamlarına, belediye başkanlarına, Reklam Standartları İdaresi’ne ve seyahat acenteleri birliğine protesto mektubu göndererek

Londra’daki KKTC ile ilgili reklamları kınadılar ve “derhal durdurulmasını” talep ettiler.

 

İşte, gelecekte güya ortak devlet kurmak ve egemenlikleri altına azınlık hakları ile girmemiz için yıllardır ABD, AB ve Rusya gibi küresel aktörler tarafından üzerimizde baskılar kurulan, ambargolar ve izolasyonlar uygulatılan, uğurlarına her yolun denendiği Rum adadaşlarımız böyle insanlar. Herşey Rumların çıkarları ve istekleri doğrultusunda yapılacak, Kıbrıslı Türklere de hiçbir hak tanınmayacak. Ambargoların ve izolasyonların altında boğulacaklar ve Rumlara teslim olacaklar. Pes doğrusu…        

 

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, Rum Dışişleri Bakanlığının ve Kıbrıs Rum Turizm Örgütünün, müzakerelerin devam ettiği ve Güven Arttırıcı Önlemlerin alınmaya çalışıldığı bu kritik dönemde böylesine çirkin davranışlar içine girmelerini Anastasiadis’in şahsında protesto etmesi ve gelecekte bu tür Kıbrıslı Türklerin aleyhine yapılacak bu girişimleri yasaklamaya davet etmesi gerekmektedir.