Ana Sayfa | DÜNYA

Kıbrıs'ta Rumların canlı canlı kuyuya attığı Türk şehitler kuyudan çıktı

Kibris sehit aileleri

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde şehitler konusu gündemde. Güney Kıbrıs'ta Petrofan köyünde yapılan kuyu kazısından çıkarılan Şerif Hasan Veli, Hasan Veli ve Pembe Veli Halil üç yıldır şehit olarak toprağa girmeyi bekliyor

Avrupa Ajansı (AVA) Yurdagül Beyoğlu ATUN/Lefkoşa-Güney Kıbrıs’ın Petrofan (Esendağ) köyünde yapılan kuyu kazısında kalıntılarına ulaşılan Şerife Hasan Veli, Hasan Veli ve Pembe Halil Veli üç yıldır ‘şehit’ olarak toprağa girmeyi bekliyor. DNA testi yapılan kalıntıların kendi kayıplarına ait olduğunun belirlendiğini ifade eden kayıp yakınları, başvuru süresini geciktirdikleri için şehit olarak kayda geçmeyen yakınlarını bir an önce toprağa vermek ve mezarında Fatiha okumak istiyor. Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından 2008-2009 yılları arasında yapılan çalışmalar çerçevesinde, Petrofan Köyü’ndeki bir kuyu içinden çıkarılan ve yapılan DNA testiyle 2012 yılında kimlikleri tespit edilen şehitlerin üçü hala toprağa verilemedi. Devletin belirlediği süre içinde kayıt edilmedikleri gerekçesiyle şehit kabul edilmeyen Şerife Hasan Veli, Hasan Veli ve Pembe Halil Veli’nin yakınları, şehitlerini kendilerine yakışır bir şekilde gömmek için bugüne kadar bulunan kemikleri almadıklarını, kemiklerin Güney Kıbrıs’taki antropoloji laboratuarında bekletildiğini söyledi. Devletin üç kaybı şehit olarak görmemesindeki gerekçenin ise söz konusu üç ismin ailesinin 5 Aralık 1989 tarihinde çıkartılan yasa kapsamında kayıplarıyla ilgili, meclis çatısı altında oluşturulan tespit komitesine üç ay içerisinde başvurmaması olduğu öğrenildi.

Üç kaybın naaşlarının ‘şehit’ olarak kabul edilmemesi üzerine Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneğiyle birlikte bir mücadele başlatan aileler, kayıplarının naşını almadıklarını, şehit olarak gömmek adına üç yıl beklettiklerini kaydetti.

“1956’dan 1974’e 200 çocuk katledildi”

Konuyla ilgili olarak konuşan Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan, 1956’dan, 1974 yılına kadar 200 Kıbrıslı Türk çocuğun Rumlar tarafından katledildiğini, bunların arasında 3 günlük, 16 günlük bebeklerin olduğunu ifade etti. Bunun haricinde,122 kadın ve 268 yaşlı erkeğin de katledildiğini belirten Ersan, evlerinden/işlerinden toplanarak katledilen ve savaşta hayatını kaybeden erkeklerin sayısının ise 704 olduğunu açıkladı. Meclis’ten, 5 Aralık 1989 yılında geçen bir yasayla, ailesinde şehit veya gazi olanların, şehit ve malul gazi sayılması için üç ay içinde Sosyal Hizmetler Dairesi’ne başvurmaları gerektiğinin belirtildiğini kaydeden Ersan şunları söyledi: “Meclisten çıkan yasaya göre, ailesinde şehit veya gazi olanların üç ay içinde Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bildirmesi, dairenin de gerekli araştırmayı yapması gerekiyordu. Bu süre içinde müracaat etmeyenlerin talepleri nazar-ı dikkate alınmayacaktı. 

“Canlı canlı kuyuya atılmışlardı”

Bu kanun geçtiğinde devletin elinde bir kayıp listesi vardı. Bu kayıplar listesinde Petrofanlı 5 kişi de mevcuttu. Bu kişiler 22 Temmuz 1974’de, Petrofan’da, canlı canlı bir kuyuya atılmışlardı. Kuyudan çıkarılan 5 kişiden bir tek Kadir Kerim Mehmet’in ailesi daha önceden kayıt yaptırdığı için şehit sayıldı. Kadir Kerim’in haricindekiler, yani Hasan Kerim Mehmet, Hasan Veli, Pembe Veli Halil ve Şerife Hasan Veli, aileler belirtilen sürede haber vermediği için şehit sayılmadılar. Devlet bu kayıpları şehit olarak kabul etmedi. Halbuki listede isimleri vardı. 

“Şehit sayılsın öyle alalım dediler”

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 2008-2009 yılları arasında gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde bu kişilerin kalıntıları bulundu. 12 Nisan 2012 yılında ailelere DNA uyumluluk testi yapıldı ve kayıplarla yakınların DNA’larının uyum sağladığı söylendi. Aileler laboratuara gitti, yakınlarının kalıntılarını gördü. ‘Şehit sayılsın öyle alalım’ diyerek, naaşları almadılar. Kayıplar üç yıldır laboratuarda bekliyor.

“Yasaları insanlar yapar, hata varsa düzeltilebilir”

Derneğimiz, 7-8 aydan bu yana tüm gücünü ortaya koyarak bu işin peşine düştü. Kayıp şehit ailelerinin de baskısı ve desteğiyle, bu kayıpların şehit sayılması için yoğun bir savaş verildi. Ben söz vermiştim, bu işi çözecektik… Yasaları insanlar yapar, hata varsa düzeltilebilir. Biz de, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aziz Gürpınar ile temaslarla bulunup, çözüm aradık. Şehitlerimiz, devlet tarafından da şehit olarak anılsın diye uğraş verdik. Çalışma Bakanlığı’nın yazısı üzerine, Savcılık ve Sayıştay’dan görüş alındıktan sonra konu, Başbakanın ve bazı Bakanların desteğiyle Bakanlar Kurulu’na götürüldü. Son toplantıda Bakanlar Kurulu’ndan geçti ve Meclis’e gönderildi. Şimdi alt komisyonda görüşülecek ve eminim oybirliğiyle Meclis’ten geçecek, üç yıldır laboratuarda bekleyen şehitlerimiz toprağa verilecek.”

Görgüner: “Naaşı alın, gömün dediler…”

 

Güner Görgüner, bir kuyuya atılarak vahşice öldürülen amcası Hasan Veli ve yengesi Şerif Hasan Veli’nin kemiklerinin bulunduğunu ancak bu çiftin devlet tarafından şehit olarak kabul edilmediğini söyledi. Görgüner, bundan 5 yıl kadar önce Kayıp Şahıslar Komitesi yetkililerinin, amcası Hasan Veli’nin kemiklerinin bulunduğunu söylediğini ve kendilerinden DNA testi için kan örneği alındığını belirtti. Daha sonra komiteden kendilerini arayan kişilerin, Petrofan Köyünde yapılan kuyu kazısında bulunan kemiklerin amcası Hasan Veli’ye ait olduğunun tespit edildiğini bildirdiğini söyleyen Görgüner, “Bize amcamın ve yengemin şehit olarak kabul edilmediğini, naaşları istediğimiz zaman alıp gömebileceğimizi söylediler ancak biz bunu kabul etmedik” dedi.

“O kuyuya kendi istekleriyle düşmediler”

Amcasının ve yengesinin 1974 yılında Petrofan Köyündeki evlerinden alınıp bir kuyuya atıldıklarını belirten Görgüner, ikisinin de katledildikleri tarihlerde aşağı yukarı 70 yaşlarında olduklarını ifade etti. “Amcam ve yengem o kuyuya kendi istekleriyle düşmediler” diyen Görgüner, kayıpların üç ay içinde bildirilmesi kararını bilmediklerini, Resmi Gazetede yayımlanan bu kararı görmediklerini, o yüzden de bu sıkıntıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Amcasının ve yengesinin kendilerine yakışır şekilde defnedilmesini, şehit olarak gömülmesini istediklerini dile getiren Görgüner, gelinen noktadan duydukları mutluluğu dile getirdi.

“Maddi bir beklenti içinde değiliz”

 “Böyle bir karar geçtiği için çok mutluyuz. Ertan Ersan’in uğraşlarıyla artık şehitlerimizi, hak ettikleri şekilde defnedebileceğiz” diyen Görgüner, babasını çok genç yaşta kaybettiklerini, amcasının kendisine babalık yaptığını, dolayısıyla amcasının şehit olarak toprağa verilmesinin en büyük arzusu olduğunu söyledi. Görgüner ayrıca bu mücadeleyi maddi bir beklenti adına değil, şehitlerinin huzur bulması adına verdiklerini sözlerine ekledi.

 

Esendağlı: “Traktöre bağlayıp sürüklemişler”

Kuyudan çıkarılan şehitlerden Pembe Halil Veli’nin torunu İrfan Esendağlı da, en büyük arzularının nenesini şehit olarak toprağa vermek olduğunu söyledi. Kapıların açılmasından sonra Güney’de kalan köylerine gittiğinde bazı Rumların kendisine, nenesinin kuyuya atıldığını söylediğini ifade eden Esendağlı şunları söyledi: “Petrofan 120 nüfuslu bir Türk köyüydü. Yakınında da Kiracıköy vardı. Orası aşağı yukarı 5 bin nüfuslu büyük bir köydü. Kiracıköy’de yaşayan Rumların nenemi ve birkaç kişiyi daha kuyuya attığını söyledi Rum tanıdıklarımız. Hatta traktöre bağlayıp sürüklemişler… 1974 Harekatında tüm köy kaçmıştı, bunlar yaşlı olduğu için kaçamamıştı. Kalanı öldürdüler. Köyümüzde öldürülenlerin hemen hepsi 70’den yukarıydı…

“102 yaşındaki büyük nenemi de öldürdüler”

Hatta 102 yaşında büyük nenem vardı. Emekleyerek yürürdü artık. Köyden kaçamamıştı… Amcamın evinde kalıyordu. Karnı acıkmış, sürüklenerek kapının önüne çıkmış. Rumlar hemen oracıkta şehit etti kendisini… Amcam vurulduğunu gördü. Sonra amcamı da öldürdüler tabi… Amcam başka kuyuda bulundu… Biz üç yıldır nenemin şehit sayılması için uğraş veriyoruz. Dileğimiz en kısa zamanda toprağa vermek... Mezarları olsun, bir Fatifa okuyalım…”

Blokçuoğlu: “Anneannem ve teyzem kuyudan çıkarıldı…”

Pembe Halil Veli’nin bir diğer torunu olan Sema Blokçuoğlu da,  anneannesi Pembe Halil Veli ile teyzesi Şerife Veli’nin aynı kuyudan çıkarıldıklarını ifade etti. Anneannesi ve teyzesinin Kiracıköylü Rumlar tarafından katledildiklerini belirten Blokçuoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Kiracıköy çok büyük bir Rum köyüydü... Orada yaşayan Rumlar da çok azılıydı. Anneannem ve teyzem onlar tarafından kuyuya atıldı, 2008- 2009 yılında yapılan aramalar sonucu bulunarak kuyudan çıkarıldılar. DNA testi için annemin kanını aldılar. Kayıp Şahıslar Komitesi Başkanı Gülden Plümer Küçük, 2012 yılında, DNA testinin sonuçlarının çıktığını, bulunanlardan birinin nenem, birinin de teyzem olduğunu söyledi.

“Devlet şehit olarak kabul etmeyince bekledik…”

 Çok sevindik, şerefleriyle defnedilecekler diye düşündük ancak 1989 yılında çıkan yasa nedeniyle devlet tarafından şehit kabul edilmediklerini öğrendik. Bunu öğrenince de kalıntıları o şekilde defnetmek istemedik. Şehit olarak kaydedilmeleri ve şerefli bir şekilde defnedilmeleri için üç yıl beklemek zorunda kaldık. Sağolsun Ersan Bey, uğraştı, bugüne getirdi. Şimdi hüzünlü olsak da mutluyuz. Şehitlerimizi mezarlarına hak ettikleri şekilde koyup, Fatihalarını okuyacağız…”

 

Çin ile ABD arasında diplomatik kriz kapıda

ABD'nin seçilen yeni devlet lideri Donald Trump 37 yıl sonra ilk kez Tayvan devlet başkanıyla telefonda görüştü. Bu durumun Çin ve ABD arasındaki krize sebep olacağı söyleniyor.

ABD'de 37 yıl sonra bir ilki Trump gerçekleştirdi

ABD'de 1979 yılından bu yana ilk kez yeni başkan seçilen Donald Trump, Tayvan lideri ile görüştü

DAEŞ Musul'a saldırdı, çok sayıda ölü ve yaralı var

Terör örgütü DAEŞ'in Musul kentine düzenlediği intihar saldırısında 12 sivil hayatını kaybetti