Ana Sayfa | DÜNYA

Avrupa iş dünyası, demokratik, güçlü ve açık bir Türkiye’yi destekleyecek

AB ve Türkiye

Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu 7 Haziran’da Türkiye’de gerçekleşen genel seçimlerden sonra bir basın bildirisi yayımladı. Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu Genel Direktörü Markus J. Beyrer yaptığı basın açıklamasında, Avrupa iş dünyasının demokratik, güçlü ve açık bir Türkiye’yi desteklediğini vurguladı.

Avrupa özel sektörünün Türkiye’nin AB yönündeki ilerleyişini desteklemeye devam edeceğini söyleyen BUSINESSEUROPE Genel Direktörü Beyrer, Avrupa ve Asya’nın birleşme noktasında güçlü bir Avrupalı ortak olarak Türkiye’nin yer alıyor olmasının önemine dikkat çekti, Türkiye ve Avrupa’nın yapıcı bir şekilde ortak çalışmasının her iki tarafın da yararına olduğunu belirtti.

AB – Türkiye

AB ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin günümüz koşullarına uyarlanacağına yönelik açıklamaları da değerlendiren Beyrer, bu gelişmenin Türkiye’nin AB üyeliği yolunda atılmış önemli bir adım olduğunu, ayrıca AB ve ABD arasında müzakere edilmekte olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı gibi AB’nin ticaret anlaşmalarından Türkiye’nin de yararlanmasını sağlayacağına işaret etti. Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu BUSINESSEUROPE Genel Direktörü Beyrer Türkiye’nin jeostratejik konumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ve bunun Avrupalı şirketler açısından önemli olduğunu hatırlattı.

Otuz beş Avrupa ülkesinin özel sektör temsil kuruluşunu bünyesinde barındıran BUSINESSEUROPE Avrupa özel sektörünün sesi olarak nitelendirilmektedir. Türkiye'den TÜSİAD ve TİSK BUSINESSEUROPE’un tam üyesidir. Ayrıntılı bilgi için

 

 

AB – Japonya

- Japon iş dünyası federasyonu Keidanren AB ile Japonya arasındaki kapsamlı ekonomi ve ticaret anlaşması kapsamında yasal çerçevede uyum konusunun ele alınmasına ilişkin bir görüş belgesi yayımladı. Belgede şu görüşler ön plana çıkıyor:

Kurumsal değer zincirleri tüm dünya üzerinde yayılmaya devam ettikçe yerel yasalar ve diğer tarife dışı engeller işletmelere maliyet yaratmaya devam etmektedir. Yerel yasaların ticaret ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için saydam bir yaklaşım ile bu yasaların diğer ülkelerle uyumlaştırılması yöntemi benimsenmelidir. Bu çalışmaların yapılacağı en uygun platform Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) olmakla birlikte günümüz koşullarında yasal uyumlaşmanın DTÖ çatısı altında gerçekleşmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.

Japonya ve AB’nin yasal uyumlaşma için şu ana kadar yürütmüş olduğu diyaloğun sonuçları yeterli düzeyde değildir. Yasal uyumlaşma konusunu “diyalog” yapısından çıkarıp, taraflar açısından daha fazla bağlayıcılığı olan bir yapıya büründürmek gereklidir.

AB’nin yasa oluşturma ve bunları karşı tarafa empoze etme alanında yıllar içinde birikmiş bir uzmanlığı bulunmaktadır; REACH yönetmeliği

bunun en önemli örneği durumundadır. Haziran 2007’de yürürlüğe konulan REACH Çin, Rusya, G.Kore ve Türkiye’nin yanı sıra diğer ülkelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Kişisel verilerin korunması ve çatışma bölgelerinde üretilen madenler ile ilgili yasalar da aynı şekilde diğer ülkeler üzerinde etkili olma potansiyeline sahip yasal düzenlemeler arasında yer almaktadır.

AB ve ABD arasındaki TTIP müzakerelerinin başlamasından çok önce de yasal çerçevede uyum için adımlar atılmış olması konunun önemini ortaya koymaktadır. Japonya, AB ve ABD’nin yasal alanda uyum ve işbirliği alanında kaydettiği aşamanın gerisinde kalmamalıdır.

AB ile yasa oluşturma safhasından itibaren işbirliği içinde olunması sayesinde yasal uyum çalışmalarının Japon işletmeler üzerindeki ek maliyetinin ortadan kalkması mümkün olacaktır.

Yasal uyumda işbirliğinden anlaşılması gereken AB’nin yasalarının Japon yasalarına doğrudan aktarılması değildir.

AB pazarında faaliyet gösteren Japon şirketler AB düzeyinde gerçekleşmekte olan yasal değişiklikleri merkezleri ile paylaşmalı, iş dünyası temsil kuruluşları da Avrupalı ve ABD’li muadil kuruluşlar ile sürekli olarak iletişim içinde olmalıdır.

Yeni yasalar ve kurallar oluşturulurken AB ve Japonya karşı tarafın yasa yapış yaklaşımları ile birlikte uluslararası standartları dikkate almalı; bilimsel ve teknik veriler eşliğinde karşılıklı bilgi paylaşımı gerçekleştirmelidir. Uluslararası standart bulunan bir alanda öncelikle bu standart ele alınmalıdır.

 

 

Yunanistan Krizi

- Yunanistan 30 Haziran gece yarısı Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borç geri ödemesini gerçekleştiremeyerek temerrüde düştü. IMF normal prosedürleri başlatırken, Brüksel’de Yunanistan krizine yönelik görüşmelerin sürdürüldüğü bildiriliyor. Ancak yeni bir anlaşma yönünde somut bir adım atılması için tüm tarafların önkoşulu 5 Temmuz Pazar günü Yunanistan’da gerçekleşecek olan referandum.

Yunanistan krizinin ülkenin Euro Alanı’ndan çıkışı (#Grexit) ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, referandum sonrası dönemde Yunanistan’ın, Euro Alanı’nın ve AB’nin geleceğine ilişkin olası senaryolara yönelik tartışmalar devam ediyor. AB Komisyonu, Yunanistan’ın 30 Haziran’da Euro Alanı Başkanı’na ilettiği talepler doğrultusunda üçüncü kurtarma paketine ilişkin teknik çalışmaları başlattığını açıklamakla beraber, Euro Alanı ve AB liderleri referandum sonucu kesinlik kazanmadan reform planına yönelik müzakere yürütülmeyeceğini açıkladı.

Referandumun konusu olan, Yunanistan’ın kreditörleri tarafından hazırlanan ve kemer sıkma politikaları içeren paket 30 Haziran’da süresi dolan ikinci kurtarma paketi kapsamında oluşturulan bir reform planıydı. Dolayısıyla referandumda oylanacak olan plan şu an için geçersiz. Ancak bu soruya Yunan halkının vereceği cevap üçüncü kurtarma paketi, borçların yeniden yapılandırılması ve ulusal reform planı gibi konularda önümüzdeki dönemde devam edecek olan müzakerelerde Yunanistan Başbakanı Tsipras’ın pozisyonu ve müzakere alanı için belirleyici olacak.

Referandumdan Yunanistan’ın kreditörleri tarafından hazırlanan pakete “hayır” çıkması ise Yunanistan’ın Euro Alanı’ndan veya AB’den çıkması ile doğrudan ilişkili bir sonuç olmayacak. AB Kurucu Anlaşması’na göre üye ülkelerin AB’den çıkışı gönüllülük esasına dayanıyor. Yunanistan Hükümeti temsilcileri referandumun Euro Alanı’ndan çıkış ile ilişkilendirilmediğini vurgulamakta. Ancak Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) likidite yardımını veya ülkenin ödeme sistemine erişimini kısıtlaması veya kesmesi halinde Yunanistan Euro Alanı’ndan çıkmaya zorlanabilir. Böyle bir durumda Yunanistan AMB uygulamasının Parasal Birlik kurallarının ihlali olduğu gerekçesiyle hukuki süreç başlatabilir. AMB 28 Haziran Pazar günü gerçekleştirilen acil toplantı sonrasında Yunan bankalarına likidite desteğini artırmayacağını, mevcut seviyede tutacağını duyurmuştu. Bu açıklamanın AMB’nin yaklaşık 90 milyar €’luk likidite desteğini kesebileceği yönünde ilk sinyal olduğu değerlendirilmişti. Finansal sektörün çöküşü riski ile karşı karşıya kalan Yunanistan Hükümeti ise 5 Temmuz referandumuna kadar bankaların kapatılması ve sermaye kısıtlaması uygulanması kararı almıştı. AMB yetkilileri mevut acil likidite desteğinin süresinin 6 Temmuz Pazartesi günü dolacağını ve sonrasındaki adımlara ilişkin kararın da aynı gün değerlendirileceğini açıkladı.

Yunanistan krizinin şu an için en kesin sonucunun Ekonomik ve Parasal Birliğin işleyişine yönelik yeni ilke ve kuralların belirlenmesi gereği olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. Ekonomik ve Parasal Birlik derinleştirilirken, farklı üye ülkelerin farklı ihtiyaçlarına cevap oluşturan esnek bir sistemin yaratılması önerilen modeller arasında öne çıkan seçenek. Yunanistan - Euro Alanı müzakereleri sürecinde ise kısa vadede siyasi eğilim ve söylemlerin ekonomiden daha etkili olacağı değerlendiriliyor.

- Euro Alanı yetkilileri 29 Haziran Pazartesi gerçekleşen piyasa hareketlerinin Euro Alanı’nın yaşanan krize yönelik her zamankinden daha hazırlıklı ve dirençli olduğuna işaret ettiğini dile getirdiği bildiriliyor. İtalya, İspanya ve Portekiz ekonomisinin toparlanmaya devam ettiği not ediliyor. Yunanistan’ın toplam 320 milyar €’luk borcunun AB üye ülkeleri, AMB ve IMF’nin elinde olduğu hatırlatılıyor. Bu durumun beş yıl önce borç krizinin borç içinde olan ülkelerin ana kreditörleri olan AB bankacılık sistemi üzerinde yarattığı büyük riskten önemli bir fark teşkil ettiği belirtiliyor. Ayrıntılı bilgi için

 

 

- BUSINESSEUROPE 25 – 26 Haziran’da gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’ne mesajlarını AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’a hitaben kaleme aldığı mektup ile iletti.

BUSINESSEUROPE mektubunda Yunanistan ve kreditörleri arasında anlaşma sağlanamaması durumunun yol açacağı olumsuz sonuçlardan endişe duyulduğu ve AB Komisyonu’nun üstlenmiş olduğu rolü gerektiği gibi yerine getirmesinin beklendiği belirtildi. Yunanistan Hükümeti emeklilik sisteminin konsolidasyonu, modern ve adil bir mali çerçeve yaratılması, vergi kaçakçılığı ile mücadele, devlet varlıklarının etkin kullanımı, kamu idaresinin verimliliğinin artırılması öncelikli olmak üzere ülkenin ihtiyaç duyduğu reformları acilen uygulamaya davet edildi. Bu temelde çözüm bulunacağına olan inancın devam ettiği kaydedildi. Belirtilen önlemlerin uygulamaya konulması ve yeterli faiz dışı fazlaya sahip olması sonrasında Yunanistan’ın kamu açıklarını sürdürülebilir bir düzeye getirmek üzere uzun dönemli önlemleri ele alabileceği belirtildi. BUSINESSEUROPE Yunanistan’a ilişkin mesajlarını ek bir basın bildirisiyle de kamuoyuyla paylaştı.

BUSINESSEUROPE’un liderlere ilettiği diğer mesajlar şu şekilde:

AB ekonomisinin dijitalleşmesi:

Dijital Tek Pazar Stratejisi kapsamında belirlenen önceliklere yönelik somut adımlar hızla atılmalı, 2015 ve 2016’da kamuoyuna sunulacağı açıklanan yasa tasarılarına yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır.

AB şirketlerinin küresel değer zincirlerindeki konumu düşünülerek konuya ilişkin tüm düzenlemelerde uluslararası standart ve kurallar göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu alandaki yasal düzenlemeler şirketlere ek yük yaratmamalıdır.

AB düzeyinde tüm yasal düzenlemelerin dijital ekonominin gelişimine yönelik etkileri değerlendirilmelidir.

Dijital ekonomi stratejisi tüm sektörleri kapsamalıdır.

Özellikle imalat sanayi alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler ve teknoloji üretimine odaklanmayan sektörler dijital dönüşüm için desteklenmelidir.

Geniş bant yatırımları yeniden artırılmalıdır.

 

 

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı:

AB Konseyi’nin müzakere sürecine ilişkin güçlü bir mesaj vermesi gerekmektedir.

Gümrük vergilerinin tamamen ortadan kaldırılması, artan işbirliği ile yasal düzenleme çerçevelerinde uyum ve bütünleşme, kamu alımlarına erişimin iyileştirilmesi, enerji ve ham maddelere yönelik tüm ihracat kısıtlamalarının kaldırılması, gümrük prosedürlerinin kolaylaştırılması ve yatırımların korunmasına ilişkin modern bir mekanizma içeren kapsamlı bir anlaşma sağlanmalıdır.

Güvenlik ve savunma sanayi için iç pazar:

Güvenlik ve savunma stratejisi bu alandaki ürünler için gerçek bir iç pazar oluşturulmasını kapsamalıdır.

Tam olarak işleyen bir iç pazar için AB kamu alımları kurallarının etkin bir şekilde uygulanması gerekmektedir.

Ulusal reformlar ve AB ekonomik yönetişimi:

Stratejik Yatırımlar İçin Avrupa Fonu yaz aylarında işlerlik kazanmalıdır. Yatırım Planı kapsamında ön görülen yatırım ve iş yapma ortamının iyileştirilmesi hedefi öncelik olarak tanınmalıdır.

Ulusal düzeyde yapısal reformlar uygulanmalıdır.

Üye ülkelere özel AB Komisyonu önerileri yerindedir, ancak uygulamada etkinliğin önemli oranda artırılması gerekmektedir.

AB ekonomik yönetişiminin iyileştirilmesi için AB ülkelerine özel önerilerinin yaptırımının ve temel ekonomi politikaları arasında eşgüdümün artırılması gerekmektedir. Ayrıntılı bilgi için

 

 

B20

- G20 2015 Türkiye Dönem Başkanlığı çerçevesinde B20 Görev Gücü toplantıları 1 – 2 Haziran tarihlerinde Paris’te gerçekleşti. OECD Haftası kapsamında gerçekleşen Görev Gücü oturumlarının yanı sıra OECD, B20 ve OECD bünyesinde politika oluşum süreçlerine katkı sağlama amacını taşıyan uluslararası iş dünyası temsil kuruluşu İş Dünyası ve Sanayi İstişare Komitesi (BIAC) işbirliğinde 1-4 Haziran tarihlerinde bir dizi tematik toplantı gerçekleştirildi.

İş dünyasının G20 devlet liderlerine kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için öncelikli önerilerini istişare süreçleri sonucunda belirlemeyi hedefleyen ve 2015 yılı ana teması “Yönetişim ve Sürdürülebilirlik” olarak belirlenen B20 platformunda G20 ülkelerinin etkili ve temsil gücü yüksek iş dünyası temsil kuruluşları ve iş dünyası temsilcileri bir araya gelmekte. Dolayısıyla B20 platformu politika ve yasa oluşturucular ile iş dünyası arasında işbirliğini desteklemekle birlikte, iş dünyası temsilcileri arasında sınırlar arası bağlantılılığı da artırmakta. B20 bünyesinde bulunan Görev Güçleri şu şekilde belirlenmiştir:

Ticaret,

Altyapı ve Yatırımlar,

Büyümenin Finansmanı,

İstihdam,

Yolsuzlukla Mücadele,

KOBİ’ler ve Girişimciler.

KOBİ’ler ve Girişimciler Görev Gücü küresel dinamikler sonucu çağımızda G20 ülkelerinin karşılaştığı ortak fırsat ve güçlükler değerlendirilerek ilk kez B20 Türkiye Dönem Başkanlığı çerçevesinde oluşturulmuştur.

Göre Gücü toplantılarını B20 ve BIAC işbirliğinde düzenlenen ve 2 Haziran’da gerçekleşen B20 Konferansı takip etti. Açılış konuşmaları BIAC Başkanı Phil Oreilly, B20 Türkiye Dönem Başkanı ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, 26 Mayıs tarihinde Genel Sekreterlik görevine yeniden seçilen OECD Genel Sekreteri Angel Gurria ve G20 Türkiye Sherpa'sı Büyükelçi Ayşe Sinirlioğlu tarafından gerçekleştirildi. Görev Güçleri tarafından belirlenen önceliklerin Görev Güçleri Başkanları tarafından sunumunun ardından öneriler, OECD yetkilileri tarafından panel tartışmasında değerlendirildi. Sonrasında öneriler önem düzeyi temelinde katılımcıların elektronik oylamasına sunuldu. TÜSİAD, BIAC ve B20 Koalisyonu üyesidir.

 

 

Dijital Ekonomi

- AB Komisyonu AB içerisinde Dijital Gündem kapsamında belirlenen hedeflere ulaşma yönünde sağlanan ilerlemenin ölçüldüğü Dijital Gündem Değerlendirmesinin dördüncüsünü yayımladı. Rapor, Dijital Gündem çerçevesinde belirlenen hedeflerin büyük bir kısmına ulaşıldığını ortaya koyuyor. Örneğin düzenli olarak İnternet kullanan kişilerin sayısı veya temel geniş bant bağlantıya erişim AB’nin dijitalleşme yönüne kaydettiği en net başarılar olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde ilerleme sağlanması gereken ve kritik öneme sahip alanlar ise sınırlar arası e-ticaretin önündeki engellerin kaldırılması ve online satış yapan KOBİ’lerin sayısında artış sağlanması olarak belirleniyor. 2014 yılı verilerine dayanan araştırma, aynı zamanda 2014 yılında özellikle sabit ve mobil hızlı internet kapsama alanında ve üyelik oranlarında artış ile e-devlet uygulamalarının kullanım oranlarına ilişkin Dijital Gündem hedeflerine ulaşma yönünde önemli ilerleme kaydedildiğini gözler önüne seriyor.

Araştırmanın diğer önemli sonuçları şu şekilde:

Bağlantılılık: Son iki yıl içerisinde AB içerisinde 20 milyon yeni hızlı internet (en az 30Mbps) abonesi kaydedilmiştir. Ancak hızlı İnternet aboneliği hala toplam İnternet aboneliklerinin 1/3’ini oluşturmaktadır.

İnsan sermayesi: 2014 yılında AB vatandaşlarının %65’i her gün İnternet kullandığını belirtmiştir. Ancak AB nüfusunun %40’ının dijital becerileri yetersiz düzeydedir.

İnternet kullanımı: İnternet kullanıcılarının yaklaşık 2/3’si online alışveriş yapmaktadır. Ancak AB vatandaşlarının yalnızca %15’i

2014 yılı içerisinde farklı AB ülkelerinden online alışveriş gerçekleştirmiştir. Ayrıntılı bilgi için

- G20 liderlerine iş dünyası öncelik ve önerilerini sunma ve politika oluşum süreçlerinde politika oluşturucular ve iş dünyası arasında işbirliğini artırma hedefi ile G20 ülkelerinin sanayi ve iş dünyası temsil kuruluşlarını bir araya getiren B20 Koalisyonu dijital ekonomi üzerine önceliklerini yayımlandı. TÜSİAD ve üyesi olduğu BUSINESSEUROPE B20 Koalisyonu üyesidir. Dijital ekonomiyi 2015 yılı için öncelik olarak tanımlayan B20 Koalisyonu küresel dijital gündemin uygulanabileceği sekiz temel alanı ve önerilerini şu şekilde belirliyor:

Yaratıcılık ve yenilikçiliğin güvence altına alınması: Şirketler ve girişimciler için idari yükleri ve maliyetleri artırmadan fikri mülkiyet haklarının etkin korumasını sağlayacak kurumsal çerçeve ve yasal düzenleme ortamının oluşturulması.

Bilgi ve yeteneklerin geliştirilmesi: Özel sektör ve kamu sektörünün bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımlarının teşvik edilmesi ve özellikle teknoloji alanında uzmanlığa sahip kişiler olmak üzere yüksek vasıflı çalışanların hareketliliğini sağlayacak esnek bir yaklaşımın benimsenmesi.

KOBİ’ler için kapsamlı teknoloji sistemleri geliştirilmesi: KOBİ’lerin büyümesini destekleyecek teknolojilerin kullanımının ve bu teknolojilere yönelik yatırımların artırılması için çok paydaşlı modele dayalı teşvik programlarının geliştirilmesi.

Yatırımlar ve altyapılar için şartların iyileştirilmesi: Yatırım ortamını olumsuz etkileyen yasal düzenlemelerin ele alınması ve kamu sektörü ve özel sektör işbirliği dâhil olmak üzere çok hızlı ve güvenilir bağlantılılığın sağlanması için geniş bant yatırımlarının artırılması.

Dijital ortamın güvenli hale getirilmesi: Vatandaşların korunması ve verinin serbest dolaşımının artırılması arasında dengeyi gözeten veri koruma ve veri güvenliği çerçevesinin oluşturulması ve bu çerçevelerin

 

 

ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde birlikte işlerliği için uyumun sağlanması.

Sınırların genişletilmesi: Benzer hizmetler sağlayan tüm aktörler için eşit şartların sağlanması ve sınırlar arası veri akışlarına yönelik korumacı yaklaşımlardan kaçınarak e-ticaret faaliyetlerinin desteklenmesi. Vergi konularının ele alınması: İnternet mecrasının şartlarını göz önünde bulunduran vergilendirme çerçevesinin oluşturulması, mevcut vergi kurallarının e-ticaretle uygunluk ve etkinliğinin öncelikli olarak değerlendirilmesi.

Dijital dünyaya uyumlu yasal düzenlemeler geliştirilmesi: Mevcut teknolojiler arasında fark gözetmeyen ve geleceğin teknolojilerine dönük ilkesel temelli ve esnek yasal düzenlemelerin oluşturulması, politika ve rekabet çerçevelerinde geleceğe dönük kılavuz oluşturacak ilkelerin belirlenmesi. Ayrıntılı bilgi için

Daha İyi Yasal Düzenleme

- BUSINESSEUROPE üye kuruluşu İsveç Özel Girişim Konfederasyonu AB düzeyinde daha katılımcı süreçler sonucunda hazırlanan, etkin ve sade yasal düzenleme ortamı sağlanmasına yönelik “daha iyi yasal düzenleme” gündemine ilişkin paydaşların tutumlarını ele alan bir araştırma yayımladı. AB Komisyonu “Daha İyi Yasal Düzenleme Paketi”ni 19 Mayıs’ta kamuoyuna sundu. İsveç Özel Girişim Konfederasyonu’nun hazırladığı çalışma AB ülkeleri, Avrupa Parlamentosu (AP) ve sivil toplum örgütlerinin konuya ilişkin görüşlerini ayrıntılı olarak ele almayı hedefliyor. Sonuçlar yirmi sekiz üye ülkeden on ikisinin (Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Slovakya, Slovenya, İsveç ve İngiltere), TÜSİAD’ın üyesi olduğu Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BUSINESSEUROPE ve Amerika Ticaret Odası’nın AB kurumları nezdindeki Temsilciliği AmCham EU’nun katıldığı anket çalışmasının yanı sıra Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu ETUC ve TÜRKONFED’in üyesi olduğu Avrupa KOBİ’ler Konfederasyonu UEAPME’nin resmi görüşlerine dayanıyor.

 

 

Araştırmanın sonuçları özetle şu şekilde:

Etki Değerlendirmeleri Kurulu’nun bağımsızlığının artırılması, etki değerlendirmelerine paydaş katılımının artırılması ve bağımsız bilim danışmanlarının sürece dâhil edilmesi:

Araştırmaya katılan üye ülkelerin çoğunluğu, BUSINESSEUROPE ve AmCham EU tüm bu hedefleri desteklerken, bazı üye ülkeler arasında yöntemlere ilişkin farklı görüşler mevcut.

Tüm katılımcılar aynı zamanda taslak etki değerlendirmelerinin incelenmesi ve gerekli değişikliklerin sunulması sürecinin daha kapsamlı, katılımcı ve etkin hale getirilmesini savunmakta.

AP’de bulunan ana siyasi gruplar söz konusu yasal düzenlemenin KOBİ’ler üzerindeki etkilerini ele alan “KOBİ Testi” uygulamasının yanı sıra “tamamlayıcılık ve orantılılık” ilkeleri ile uyumun etki değerlendirmesi kapsamına alınması gerektiğini savunmakta.

Şirketler üzerinde yasal düzenlemelerden kaynaklanan idari yüklerin azaltılması:

İdari yüklerin azaltılması için belirlenen %25’lik hedef üye ülkeler, AP üyeleri ve BUSINESSEUROPE tarafından desteklenirken, tüm AB Komisyonu Genel Müdürlüklerinin kendi politika alanlarına özel hedefler belirlemesi konusunda farklı görüşler hâkim.

Her Genel Müdürlüğün kendi hedeflerini belirlemesinin süreci yavaşlatacağını savunanlar, idari yüklerin en yoğun olduğu alanların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini savunmakta.

BUSINESSEUROPE ise bu yöntemin tüm politika alanlarında faaliyet gösteren yetkililerin daha iyi yasal düzenleme ortamı yaratma çalışmalarına katılımını sağlayacağı gerekçesiyle öneriye destek vermekte.

AB düzeyinde kabul edilen yasal düzenlemelerin ulusal müktesebata aktarımında idari yüklerin artırılmasının (gold plating) önüne geçilmesi:

 

 

BUSINESSEUROPE, Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu olarak AB üyesi ve aday ülkelerden özel sektör temsil kuruluşlarını bünyesinde topluyor. Avrupa iş dünyasının ortak sesi olarak AB kurumları ve hükümetleri tarafından resmen Avrupa özel sektörünün temsil kuruluşu olarak tanınıyor. Uzman komiteleri, ihtisas komisyonları ve en üst düzey siyasal ve ekonomik girişimleriyle BUSINESSEUROPE AB siyaset oluşturma ve karar alma sürecinin temel direklerinden biri olarak etkinliklerini sürdürüyor. Türkiye'den TÜSİAD ve TİSK BUSINESSEUROPE 'un tam üyesidirler.

 

AVRUPA BİRLİĞİ TEMSİLCİLİĞİ - BRÜKSEL 

HAZIRLAYANLAR : Dilek İştar Ateş – Dilek Aydın

 

Dr Bahadır Kaleağası

Uluslararası Koordinatör

AB ve BUSINESSEUROPE nezdinde

TÜSİAD ve TİSK Daimi Temsilcisi – Brüksel

 


IŞİD Ortadoğu'daki eylemlerine Avrupa'da da başvurabilir

Avrupa Polis Örgütü (Europol), IŞİD'in Avrupa'da bir saldırı hazırlığında olabileceğine dair uyarıda bulundu

İngiliz fizikçi Stephen Hawking hastaneye kaldırıldı

Dünyaca ünlü 74 yaşındaki İngiliz fizikçi Stephen Hawking, Perşembe gecesi rahatsızlandığı Roma'da hastaneye kaldırıldı

IŞİD yanlısı siteye giriş yapan şahsa hapis ve para cezası verildi

Fransa'da terör örgütü IŞİD yanlısı internet sitesine düzenli giriş yapan bir kişi, çıkartıldığı mahkemede, iki yıl hapis ve 30 bin avro para cezası ödemeye mahkum edildi.