Ana Sayfa | DÜNYA

Türk Halklarının Geleneksel Spor Oyunları Kırgızistan Bişkek’te yapıldı

Turk Halklari Geleneksel Spor Oyunlari Kirgizistan Biskek

Uluslararası Sempozyumu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapıldı. 11 ülkeden çok sayıda bilim insanı ve uzmanın katıldığı sempozyuma Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi evsahipliği yaptı. Sempozyuma Türkiye’den, Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Genel Başkanı Ahmet Tüzün de katılarak, bir bildiri sundu.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Balcı, açılışta yaptığı konuşmada, geleneksel Türk sporlarının son yıllarda büyük ivme kazandığını kaydederek, “Kırgızistan, Dünya Göçebe Oyunları’na (World Nomad Games) ikinci defa evsahipliği yaptı. İlkini 19 ülke katılırken, bu defa 62 ülke iştirak etti. Bu durum da, dünyada geleneksel sporlara ilginin ne kadar arttığını gösteriyor. Türk milleti tarihten bu güne geleneksel sporlarda daima önde olmuştur. Biz de üniversite olarak bu gelişmelere destek veriyoruz.  Türk Halklarının Geleneksel Spor Oyunları Sempozyumu’nu üniversitemizde ikinci defa yapıyoruz. Ayrıca, geleneksel Türk sporları alanında üniversitemiz bünyesinde bir enstitü açmak için çalışmalara başlamış bulunuyoruz” dedi.

 

 

Sempozyumun açılış oturumunda konuşan Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Genel Başkanı Ahmet Tüzün, geleneksel Türk sporlarını tarihi derinlikleri ve kültürel zenginlikleriyle birlikte ele aldıklarını ifade ederek şunları söyledi: 

“Türk Cumhuriyetlerinin (Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan) bağımsızlıklarına kavuşmalarından sonra, son 25 yılda geleneksel sporlarımız Türk Dünyasında daha çok gündeme gelmeye ve daha geniş yer edinmeye başladı. Bütün Avrasya coğrafyasını etkisine alan bu sürecin sonunda Kırgızistan’da 1. ve 2. Dünya Göçebe Oyunları yapıldı.  Gelinen noktada, bu alanda romantizmden realizme geçiş dönemine girmiş bulunuyoruz. Şartları buna göre değerlendirerek, yapılması gerekenleri ana başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz: 

 

 

Tarihi süreçte Türk uygarlığının kültürel unsurlarından birini teşkil eden geleneksel Türk sporları oyunlarını toplu bir şekilde ortaya koyabilmek… Oyunların tarihi gelişimini takip edebilmek… Spor oyunlarıyla ilgili etraflı araştırmaların yapılmasını sağlamak… Bu oyunların tarihi, sosyal ve kültürel boyutlarını etraflı bir şekilde incelemek… Geleneksel spor oyunlarının dünyaya doğru şekilde yayılmasını ve gelişmesini sağlamak… Bu spor oyunlarının tarihi miras olarak korunmasını ve tanınmasını sağlamak… Bu faaliyetlerle, Türk halkları arasında işbirliğini sağlamak ve kardeşliği geliştirmek… 

 

 

 

TARİHTEN GELECEĞE…

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren sportmen kimlikleriyle kendilerini göstermişlerdir. Onlar gibi ok atanı, onlar gibi kılıç kullananı, onlar gibi ata bineni görülmemiştir. Milattan önceki dönemlerde Türkler, kendi geliştirdikleri özel yazıları ve anıtlarıyla, uygar geçmişlerini anlatan eserler bırakmışlardır. Aynı dönemlerde Türklerin hayatında atın büyük önemi olduğu, erkeklerin ve kadınların ata hükmeden usta biniciler olmalarının yanısıra, çocukların da çok küçük yaşta at eğitimine başladığı bilinmektedir. Hunlar’da, Uygurlar’da, Göktürkler’de, Avarlar’da  spor ileri seviyedeydi.  Selçuklular’da, Harzemşahlar’da, Hindistan Türk Devletlerinde, Altınordu’da, Memlükler’de, Osmanlılar’da güçlü spor teşkilatları ve etkili spor faaliyetleri vardı. Okçuluk, güreş, atlı sporlar, cirit ve çevgen (bugünkü modern adıyla polo) Türklerin yaptığı belli başlı spor dalları arasındaydı. Türk halklarının geleneksel sporları, günümüzde, eski ihtişamına yaraşır bir gelişme içindedir. Türk memleketlerinde bu sporlara ilginin ne kadar yüksek seviyede olduğu ve büyük kitleler tarafından ne derece sevildiği, çok açık bir şekilde görülüyor. 

 

YENİ BİR HEYECAN

Türk ülkelerinin yıllardır kendi içlerinde yaptıkları bu sporların müsabaka ve organizasyonlarının artık uluslararası seviyede yapılması ve büyük ilgi görmesi;  ne kadar derin ve köklü bir tarihe ve ne derece engin ve zengin bir kültüre sahip olduklarının somut örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.  Türk dünyasının bu orijinal sporları, batı dünyası için de yeni bir heyecan kaynağı ve farklı bir soluk teşkil edebilir. Bizim sporlarımıza karşı meraklı seyirci durumunda olan batılılar, çok geçmeden uygulayıcı pozisyonuna geçebilir. Biz Türkler, bütün bu süreci çok iyi değerlendirerek geleneksel sporlarımızın bütün branşlarını birer dünya markası haline getirebiliriz. Bu spor dalları etrafında sektörler oluşturarak, kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı kendimiz yönetebiliriz. 

 

 

YENİ BİR YAPILANMA

Türk memleketlerinde çok büyük bir potansiyele sahip olan, büyük kitleler tarafından merak ve heyecanla takip edilen, her geçen gün büyüme istidadı gösteren geleneksel Türk sporları, ulusal ve uluslararası seviyelerde dünya standartlarına uygun bir sisteme kavuşturularak, dünya sahnesine çıkarılmalıdır. Bütün geleneksel Türk sporlarının ulusal seviyelerde federasyonları olmalıdır. Bu federasyonlar, kendi branşlarında dünya federasyonlarını kurmalıdır. Bütün dünya federasyonlarının hepsinin bağlı olacağı bir “Türk Sporları Yüksek Kurulu” oluşturulmalıdır. Bütün geleneksel Türk sporlarını, Asya’da olduğu gibi Avrupa’da, tüm Batıda ve bütün dünyada organizasyonlar düzenleyerek dünya kamuoyuna sergilemeliyiz. 

Tarih araştırmacılarımız ve bilim adamlarımız, Türk dünyasında ve Türk halklarında sporun, hayatın içinde ne denli önemli bir yere sahip olduğunu ifade etmektedir:   

 

 

GÜNÜMÜZDE GELENEKSEL SPORLAR

Türk halklarının geleneksel sporları, günümüzde, eski ihtişamına yaraşır bir gelişme içindedir. Türk memleketlerinde bu sporlara ilginin ne kadar yüksek seviyede olduğu ve büyük kitleler tarafından ne derece sevildiği, çok açık bir şekilde görülüyor. Türk ülkelerinin yıllardır kendi içlerinde yaptıkları bu sporların müsabaka ve organizasyonlarının artık uluslararası seviyede yapılması ve büyük ilgi görmesi;  ne kadar derin ve köklü bir tarihe ve ne derece engin ve zengin bir kültüre sahip olduklarının müşahhas bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.

Atlı mücadele oyunu gökbörü, başta Kırgızistan ve Kazakistan olmak üzere bütün Türk memleketlerinde çok büyük bir rağbet görüyor, kazananlara büyük ödüller veriliyor ve müsabakalar binlerce seyirci tarafından merakla takip ediliyor. Gökbörüde her ülke kendi milli şampiyonalarını yaparken, ayrıca Asya şampiyonaları ve Dünya şampiyonaları düzenleniyor.

Atlı sporlar Türk dünyasında o kadar seviliyor ki, Türkmenistan’da milli at bayramı, her yıl bir hafta boyunca kutlanıyor. Güreş çeşitleri de Türk ülkelerinde en heyecanlı şekilde varlığını idame ettiriyor: Kuraş, Özbekistan’ın sınırlarını aşarak Asya, Avrupa ve bütün dünyaya yayıldı. Son yıllarda dünya şampiyonlukları yapılır hale geldi.  Dünya federasyonu kuruldu. Kazak güreşi de son yıllarda büyük bir gelişme göstererek, Kazakistan’da en sevilen sporlar arasında hızla yükseldi. Kazakistan Parsı, Avrasya Parsı ve Dünya şampiyonaları düzenlendi. Kazananlara büyük ödüller verildi. (Kazakistan Parsı birincisi: 150 bin dolar) Televizyonlardan naklen yayınlandı. Kazak güreşinin bazı organizasyonlarının TRT Avaz tarafından canlı olarak yayınlanması, bu sporun Türkiye’de ve Türk dünyasında da tanınması ve sevilmesine büyük katkı sağladı. Biz de, TRT Avaz’ın canlı yayınlarında yorumculuk yaparak, Kazak güreşinin tanınmasına ve yayılmasına katkıda bulunma gayreti içinde olduk. Kırgız güreşi ve Alış güreşi de seyir zevki yüksek, heyecan verici ve ilgi ile izlenen güreşler arasındadır.

Ayrıca, Romanya Köstence’den Kırım’a, Tataristan’dan Yakutistan’a birçok Türk bölgesinde yapılan belbağı-kuşak güreşi de tanınan, sevilen ve yayılan güreş çeşitlerimiz arasındadır. Moğolistan’da ve Macaristan’da geleneksel Türk sporlarının şölenleri yapılmaktadır. Merkezi Türkiye’nin Hatay ve Gaziantep şehirleri olan Aba güreşi de, Türk dünyasında tanınan ve yayılan güreş dallarımızdan biridir. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Türkiye’nin Edirne şehrinde 655 yıldır yapılan, dünya spor tarihinin en köklü ve en muhteşem spor organizasyonu olarak varlığını devam ettirmektedir. Bütün bu örnekleri çoğaltmamız mümkün. 

 

 

DÜNYA GÖÇEBE OYUNLARI 

Dünya Göçebe Oyunlarının programı, katılımı ve çeşitliliği, tarihi ve kültürel bakımdan son derece zenginlik arzediyor. 1. Dünya Göçebe Oyunları Çolpon-Ata kentinde Eylül 2014'te 10 spor dalında 19 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilmişti. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, “Bu oyunlarla dünyada unutulmakta olan göçmen kültürü, ruhu ve geleneklerini korumaya çalışıyoruz” ifadesini kullanmıştı. 2. Dünya Göçebe Oyunları, "Birlikte güç, ruhta güç." sloganıyla düzenlendi. Dünya Göçebe Oyunları'nın ikincisine 62 ülke iştirak etti. Her geçen yıl katılımın ve ilginin daha da artacağı anlaşılmaktadır. Dünya Göçebe Oyunları Türk göçebe halklarının gelenek ve göreneklerini yaşatmak, geçmişe sahip çıkmak anlamına geliyor. 2. Dünya Göçebe Oyunları, sporu ve kültürü buluşturan etkinliklere sahne oldu. Uluslararası basının ilgisi, birinci oyunlara göre daha fazlaydı. Dünya çapında 32 kanal oyunlardan yayın yaptı.

GELECEKTE GELENEKSEL SPORLAR

Bütün geleneksel Türk sporlarını, Asya’da olduğu gibi Avrupa’da, tüm Batıda ve bütün dünyada organizasyonlar düzenleyerek dünya kamuoyuna sergilemeliyiz.  Türk memleketlerinin tarihi derinliğine ve kültürel zenginliğine sahip geleneksel sporlarını dünya geneline en doğru ve başarılı şekilde sunmak ve uygulanmasını sağlamak, geleceğimiz açısından büyük önem arz etmektedir.

Tarihi derinliğe ve kültürel zenginliğe sahip geleneksel sporlarımızı en iyi şekilde anlatan kitaplar, dergiler, broşürler, bilimsel çalışmalar, filmler, fotoğraflar, resimler bir araya getirilerek Geleneksel Türk Sporları Kütüphanesi kurulmalıdır. Dijital kütüphane oluşturularak, dünyanın her yerinden araştırmacılara açık hale getirilebilir.

Geçmişten günümüze kesintisiz bir şekilde devam eden geleneksel sporlarımızı en iyi şekilde anlatan spor aletleri, kıyafetler ve eşyaların bir araya getirildiği bir Geleneksel Türk Sporları Müzesi kurulmalıdır.

Batı dünyasındaki olimpik spor branşları etrafında çok büyük paralar dönmekte, binlerce kişi istihdam edilmektedir. Geleneksel Türk sporlarında da bu potansiyel fazlasıyla mevcuttur. Bu münasebetle, geleneksel spor dallarımız markalaştırılmalı, marka değerleri oluşturularak pazarlanmalı, yapılacak marketing çalışmalarıyla, geleneksel Türk sporları tam bir sektör haline getirilmelidir. Böylece bu sporlarımız bütün dünya tarafından tanınmış olacak, yetişen gençlerimize yeni hareket ve iş alanları açılmış olacak; bu sporları yapan kişiler, kurumlar ve ülkeler kazanacaktır.

Geleneksel sporlarımız gün geçtikçe yayılmakta ve büyük kitleler tarafından kabul görmektedir. Bütün bu sporların malzemelerinin ve yan ürünlerinin sergileneceği uluslararası fuarlar düzenlenmelidir. Bu fuarlar, dönüşümlü olarak her yıl bir Türk cumhuriyetinde yapılmalıdır.

Modern olimpiyatların sisteminde hazırlıklar yıllar öncesinden başlatılıyor. Olimpiyat meşalesi ülkeden ülkeye taşınıyor. Çeşitli branşlarda elemeler, seçmeler yapılıyor ve en sonunda, olimpiyatların finali muhteşem bir şekilde gerçekleştiriliyor. Buna benzer bir organizasyon, bizim bünyemize uygun hale getirilerek yapılabilir.  

Ata yurdumuz Kırgızistan coğrafi konumu ve tarihi geçmişi itibariyle, geleneksel Türk sporlarının merkezi olma yolunda ilerlemektedir. Bunu perçinleyecek, destekleyecek bir çalışma da Manas Üniversitesi bünyesinde bir geleneksel sporlar enstitüsü kurulması olacaktır.

Geleneksel sporlarımıza olan ilgi giderek artmakta ve bu alanda başarılı organizasyonlar yapılmaktadır. Fakat henüz işin başında olduğumuzu kabul ederek meseleye yaklaşmamızda fayda vardır. Geleneksel sporlarımız; atalarımızdan bize miras kalan çok yönlü bir sahadır. Bu saha içerisinde geleneksel sporlarımızın tarihi, tatbiki ve sosyal boyutları ayrı ayrı çok geniş alanlar teşkil etmektedir. 

Tüm bu saydığımız hususlarda koordineli bir şekilde hem pratik hem teorik çerçevede meseleye yaklaşacak, tek elden yönetilecek enstitülere ihtiyacımız vardır. Bu işlerin en güzel şekilde ilerleme sağlanarak yapılması, üniversiteler önderliğinde mümkündür. Türk Dünyası’nın her bölgesindeki bu enstitülerin; yapacakları yıllık toplantılarda gelişmeleri ele alıp, fikir alışverişinde bulunup, yapılacak oyunlar, gösteriler ve diğer faaliyetler için gerekli zemini oluşturmaları, milletimiz açısından her yönüyle muazzam bir fayda sağlayacaktır.”

 

Çin ile ABD arasında diplomatik kriz kapıda

ABD'nin seçilen yeni devlet lideri Donald Trump 37 yıl sonra ilk kez Tayvan devlet başkanıyla telefonda görüştü. Bu durumun Çin ve ABD arasındaki krize sebep olacağı söyleniyor.

ABD'de 37 yıl sonra bir ilki Trump gerçekleştirdi

ABD'de 1979 yılından bu yana ilk kez yeni başkan seçilen Donald Trump, Tayvan lideri ile görüştü

DAEŞ Musul'a saldırdı, çok sayıda ölü ve yaralı var

Terör örgütü DAEŞ'in Musul kentine düzenlediği intihar saldırısında 12 sivil hayatını kaybetti