Ana Sayfa | GÜNDEMDEKİLER

İngiltere'de sağ ve sol siyaseti AB'den çıkmaya ne diyor

brexit_ingiltere_turkler_musa_ballikaya_

Yaklaşmakta olan 23 Haziran referandumu öncesi bütün dünya gözünü İngiltere’ye çevirmiş durumda. Oylanacak olan karar AB üyesi İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkıp çıkmamasının ötesinde İngiltere’nin tüketim ekonomisi ve finans kapital üzerine kurulu Atlantik bloğundan çıkmaya doğru adım atması ya da atmamasının kararıdır.

 O yüzden İngilizlerin Brexit olarak adlandırdığı referandum sadece İngiltere ve Avrupa Birliği’ni değil başta ABD olmak üzere dünyadaki tüm aktörleri yakından ilgilendirmektedir. Ayrıca 23 Haziran Perşembe günü referandumdan çıkacak olan sonuç Türkiye ve KKTC açısından da önemlidir. 

Yaklaşık 6 aydır yoğun şekilde devam eden ve AB’de devam ya da çıkış kampanyalarının argümanları ve tarafları ile yazıma devam edelim: 

AB’den Çıkılması Yönündeki Sağ Argümanlar

Saraya yakın, gelenekçi ve kendilerini İngltere’nin doğal sahipleri olarak benimsemiş kesim, İngiltere’nin (küresel sermaye dahil) herhangi bir üst yapıya bağlı olmadan yönetilmesinden yana. Başını Londra eski Belediye Başkanı Boris Johnson’un çektiği grup AB’den çıkıp dünya ekonomileri ve AB ile bağımsız antlaşmalar yapmak istiyorlar. Özellikle yükselmekte olan Çin ve Hindistan gibi Asya ekonomileri ile AB’den bağımsız antlaşmalar yapamamaktan hoşnutsuz olduklarını sık sık vurgulamaktalar. AB’den çıkmak demek Gümrük Birliğinden çıkmak, tarım ve sanayide kotalardan kurtulmak anlamına geliyor. ‘AB’den çıkılsın’ kampanyasının sözcüleri İngiltere’nin Gümrük Birliğinden çıkarak kendi sanayisini yeniden canlandırıp İngiltere’yi eski şaşalı günlerine kavuşturmanın hayalini kuruluyor. Bunun için de ilk adım bağımsız İngiltere olarak belirlendi. İngiltere’nin AB’den çıkması, ABD ile AB arasında görüşülmekte olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı antlaşmasının da dışarısında kalması anlamına geliyor. ABD’nin devasa tekellerinin AB’yi de işgali anlamına gelen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı projesi hem İngiltere sağını hem de İngiltere solunu rahatsız etmektedir. 

Brexit’i savunan sağ gruplar AB‘den çıkmadan göçü kontrol altına alamamaktan ve AB’den çıkılmaması durumunda İngiltere’nin Fransa benzeri terör saldırılarıyla yüz yüze kalmasından çekinmekteler. 

AB’den çıkma kampanyasının en önemli sözcüsü Boris Johnson, The Telegraf Gazetesine 14 Mayıs günü verdiği demeçte Avrupa Birliği’nin bütün Avrupa ülkerini birleştirerek tek merkezden yönetme planlarını Adolf Hitler’in 2. Dünya savaşındaki Avrupayı işgal yoluyla birleştirme emelleri ile paralellik içerdiğini ve 2. Dünya savaşında İngiltere’ye Başbakanlık yapmış Churchill’in hayatta olsaydı AB’den çıkma yanlısı tutum alacağını savundu.  

Ana akım medyada her ne kadar AB’den çıkma kampanyası sözcülerinin ırkçı, yabancı ve göçmen karşıtı söylemleri ön plana çıksa da aslında sağ kesimin çıkmaktan yana olan sözcüleri İngiltere’nin Londra’dan yönetilmesini savunuyorlar. İngiltere’nin sanayisini yeniden geliştirmek için özellikle yükselmekte olan Çin ve Hindistan’ın başını çektiği Asya ekonomileri ile bağımısız ticari antlaşmalar yapması grektiğini savunan sözcüler bu antlaşmalar sayesinde İngiltere’de bulunmayan ham madde ve tarım ürünlerinin AB dışından çok daha ucuza temin edilebileceğine vurgu yapmaktalar. 

 

 

AB’den Çıkılması Yönündeki Sol Argümanlar

Sosyalist sol AB’yi emperyalist bir oluşum olarak görmekte ve işçi haklarının AB’nin sosyal politikaları ile değil ancak sınıf ve sendikal mücadelerle muhafaza edileceği görüşünü savunmaktadır. Ayrıcıa Sosyalistler de muhafazakarların bağımsızlıkçı kesimi gibi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığına girlimesini bir tehdit olarak görmekte ve söz konusu ortaklığın Amerikan’nın büyük şirketleri dışında kimseye bir yararı olmayacağı ve İngiltere’nin bu anlaşmadan sonra Nafta’daki Kanada ve Meksika’nın durumuna düşeceğine vurgu yapmaktalar.

Sol gruplar ve işçi sınıfının uzun vadede beklentisi ise İngiltere’nin ekonomik yapısı içerisinde geri planda kalan sanayi ve üretimin yeniden canlanması ve 1945-1950 yılları arası uygulanan, madenlerin millileştirildiği, istihdami arttırmak ve ülkeyi savaştan sonra yeniden kalkındırmak için uygulanan planlı ekonomiye dönülmesidir. İşçi sınıfın büyük bölümü ve Sosyalist sol, İngiltere’ye parasız sağlık hizmeti ve Sosyal konut hakkı getiren ‘Welfare State’ politikalarını ve bu politikaların uygulandığı Türkçe’de sadelik, lüksten kaçınma kemer sıkma gibi anlamlara gelen ‘Austerity’ dönemine yeniden kavuşma umuduyla, AB’den  çıkmak için oy verecek.

 

AB’den Çıkılmasını Destekleyen Gruplar 

Muhafazarkaların kendilerini ülkenin doğal sahibi olarak gören ve saraya yakın gelenekçi kesimi, Britanya Bağımsızlık Partisi (UKIP), Genel Merkeze rağmen Labour parti tabanın bir kesmi, işçi sınıfın çoğunluğu, Sosyalist İşçi Partisi ve İşçilerin Devrimci Partisi gibi trotskist guruplar, Britanya Kominist Partisi ve Marksit Leninst Britanya Komisit Partisi. 

Ayrıca Fransa’da, İngiltere referandumu ile ilgili düzenlenen bir ankette, Fransız halkının büyük bir bölümü İngiltere’nin çıkmasından ve Fransa’da aynı referandumun yapılması gerektiğinden yana fikir beyan etti.  

17 Haziran itibariyle anket sonuçları 53% AB’den çıkma lehinde bir eğilim göstermekte.

 

 

İngiltere’nin Kalması Yönündeki Argümanlar 

Küresel ekonomik gerçekler ve İngiltere’nin entegre ekonomiden kopmasının kendi aleyhinde olacağı.

Uluslararası şirketlerin ve yatırımcılarının bir kısmının AB’den çıkılması durumunda İngiltere’den ayrılmaları

İngiltere’nin ihracatının büyük oranını AB ülkelerine yaptığı için AB’den çıkılmasının ihracata darbe vuracağı 

İngiltere’deki iş imkanlarının 10%’unun AB üyelliğinden kaynaklanması 

AB araştırma fonundan İngiliz araştırma merkezlerinin AB fonlarından en fazla desteği olması 

AB’nin çevre yanlısı politikalrına ihtiyaç duyulması 

Çıkılması durumunda AB kanunlarının güvence getirdiği sosyal adalet ilkelerinin yitirilebileceği

İngiliz yurttaşların AB içinde ucuza ve rahat dolaşım haklarının kısıtlanması 

AB  ülekerlerinde çalışan 2 milyon İngiliz’in durumu ve geleceği 

Turizm ve eğlence endüstrisinin zarar göreceği 

Halkın günlük kaygılarına bir örnek olarak da, Premier Ligi’nin geleceği ve yabancı futbolcu kısıtlamaları da taraftarları ve kulüpleri kaygılandırıyor.  

 

İngiltere’nin AB’de Kalmasını Destekleyen Gruplar

Başbakan Cameron ve kabinesi, Hazine, muhafazakarların küresel sermayeden yana olan fraksiyonu, CHP nin kardeş partisi olan İşçi Partisi ( New Labour) , Liberal Demokratlar, Yeşiller, İskoçya Ulusal Partisi, Galler Ulusal Partisi

Ülkeler ve Uluslarası Kurumlar: Beyaz Saray, IMF, dünyanın büyük banka ve diğer tekelleri, Nato, Alman ve Fransız Hükümetleri

 

AB’den çıkılmasının olası ekonomik sonuçları

Kısa dönemde ekonomik zorluklar yaşanması kacınılmaz olacak. Çıkma kararından sonra İngiltere’nin en az 2 sene AB’de devam etmesi gerekecek. Ingiliz Sterlin’i değer kaybedebilir. Londra’daki çok uluslu şirketler merkezlerini AB içerisindeki başka bir şehre taşıyabilir. Bu kısa vadede işsizliğie yol açabilir. 

İngiltere iç pazarını canlı tutmak için faizleri düşük tutmaya devam edebilir. Şirketlerin özellikle üretime yatırım yapması için teşfik ve vergi indirimlerine başlayabilir.

İngiltere üretim yapabilmek ve AB sonrası ekonomik krizi aşabilmek için Asya’ya yönelecek ve özellikle Çin, Hindistan ve yükselmekte olan diğer Avrasya ekonomileri ile  ticaret antlaşmaları yapıp AB döneminden daha ucuza gıda ve üretim yapabilecek ham maddeleri ithal edebilecektir. 

AB’den çıktıktan sonra eğer İngiltere yeni bir sanayi hamlesi başlatacaksa mevcut üniversite harçlarını düşürüp sanayi hamlesine nitekli iş gücü ve teknoloji sağlayacak eğitim ve araştırma hamlesi de başlatması muhtemel olacaktır. 

Halkın desteğini yeniden kazanmak, Londra ve Kuzey arasındaki ekonomik dengesizliği düzeltmek için İngiltere ülkenn her bölgesinde yeni iş imkanları yaratmak zorundadır. İstihdam sağlamak içinde de tarım ve sanayiye yatırım yaparak hem Kuzey ve az gelişmiş bölgeleri canlandırarak kuzeye doğru geri göç hamlesiyle Londra’nın kalabalığını ve konut sorununa da çözüm bulabilir. Ayrıca ülkenn az gelişmiş bölgelerinde fabrikalar kurulması, o bölgelerde inşaat ve diğer yatırımları da çoğaltacaktır. 

 

 

 

AB’den Çıkılmasının Muhtemel Genel Siyasi Sonuçları

İngiltere yapacağı ticari antlaşmalar gereği yüzünü Asya’ya çevirmek zorunda olacağı için ABD ile arasına mesafe koymak zorunda kalacaktır. ABD’nin şu an en büyük müttefiki konumundaki İngiltere’nin ABD güdümünden uzaklaşması daha dengeli bir dünya için olumlu bir süreç olarak görülebilir.

AB’de Devam Edilmesiyle Büyümesi Muhtemel Olan Sorunlar 

1970’li yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve işşizlikten sonra İktidara gelen Thatcher hükümeti işçi sendikalarının gücünü kırıp kamu teşebbüslerini özelleştirme programını uyguladı. Bu program ekonomik dengeleri sarstı ve ekonomi üretimden, tüketim ve hizmet sektörüne doğru yön değiştirdi. Bu değişim kısa vadede İngiliz ekonomisini düzlüğe çıkarsa da üretimin tasviye edilmesi uzun vadede İngiltere’yi serbest ticaretin de etkisiyle üreten ülke konumundan ithal eden ve dışarıya bağımlı ülke haline getirdi. Finans Kapital sektörünün önemli kalelerinden Londra ilk başlarda dünyaya para ve finansal hizmet sağlayarak üretimin tasviyesinden doğan açığı karşılasa da uzun vadede Asya merkezli finans kapitalinin de gelişmesiyle etkinliğini, pazar payını ve karlılığını da yitirmeye başladı. Özellikle Çin güçlü sanayisi sayesinde para rezervlerini büyüterek dünya finans piyasasında Londra ve New York ile rekabet edebilir hale geldi. Bu da büyükmekte olan Asya sanayilerinin de etkisiyle Finans Kapital ve Hizmet sektörünün önemli şirketleri, operasyonlarının önemli kısımlarını Avrupa’dan Asyaya taşımaya başladı. 

Artık tamamıyla tüketim ekonomisini hakim olduğu İngiltere’de kişisel borçlanma oranları da ülke ekonomisi için endişe verici seviyelere ulaştı. Tüketimin ekonomiyi çevirecek düzeyde olaması için faizler düşük tutulurken aile başı ortalama borç seviyesi artarak Nisan 2016’da £54,636 seviyesine yükseldi. 

Üretimin azalması İngiltere’deki iş imkanlarının Finans Kapitalinin, hizmet sektörünün ve turizmin merkezi olan Londra’da ve çevresinde yoğunlaşmasına neden oldu. Bu durum ülkenin eski üretim merkezlerini oluşturan kuzey şehirlerini olumsuz etkiledi ve dengeleri bozdu. İşlerin Londra’da yoğunlaşması konut fiyatlarını astronomik seviyelere çıkardı. İş imknalarının olduğu Londra ve çevresinde konut sahibi olma artık orta halli aileler için bile bir hayli zor bir hal aldı ve yeni yapılan konutlar yatırımcıların borsada kullandığı enstrümanlar haline dönüştü. Londra’daki evsizlik sorunu günden güne büyümekte iken yatırımcıların değer kazanma beklentisiyle satın aldıkları konutları kiraya vermemeleri halkın ve evsizlikle mücadele eden kurumların tepkilerine yol açmakta. Londra’da yaşayan bekarların büyük kesimi 3-4 kişinin aynı evi paylaştığı zor koşullarda yaşamak zorunda kalıyor. Sosyal konutların kısıtlı olmasından dolayı özellikle göçmen ailileri 2 ya da 3 ailenin paylaştığı evlerde yaşıyorlar. Londra’da ortalama bir konutun fiyatı 550 bin sterlin iken ülkenin kuzey ortalamasının 150 bin sterlin  genel ortalamanın da 282 bin sterlin olaması,  Londra ve diğer bölgeler arasında ki uçurumu gözler önüne sermektedir. 

Londra, İstanbul’a benzer koşulları içerisinde barındırmakla beraber hem dış hem de iç göç almaktadır. İngiltere’nin hem Avrupa Birliği içerisinde olması hem de İngilizce’nin uluslararası bir dil olmasıyla artık İngilizler mevcut iş imkanları için hem kendi vatandaşları hem de AB ve AB dışından göçmenlerle rekabet etme durumunda kalmaktadır. Bu durum ırkçılığın artmasınının önemli sebeplerindendir. Şartlar küresel sermayeye dayanan finans ve hizmet sektörü için nitelikli ve ucuz iş gücü bulabilme bakımından avantajlı görünse de, İngilizler bu durumdan rahatsız olmakta ve hem yabancılara hem de yönetici kesimlere tepki duymaktadır. Ekonomik gidişatın kötüye gitmesinin başka bir göstergesi ise astronomik fiyatlara ulaşan üniversite harçlarıdır. Bugün 3 yıllık üniversiteye gitmenin bedeli 30 bin sterline ulaşmıştır. Üniversiteler ancak ülke dışından gelen zengin yabancı öğrenciler sayesinde doldurulabilmektedir. 30 bin pound olan üniversite harcının halka verdiği mesaj, üniversiteye giden her gence iş olanağı sağlanamayacağı ve parası olanın ya da hayata 30 bin pound borçla başlamayı göze alanın üniversiteye gidebileceğidir. Küresel sermayeye dayalı büyük şirketlerin eğitimli personel ihtiyacı AB ve AB dışından takviye iş gücü ile nasıl olsa sağlanmaktadır. Bu şirketlerin çoğu Brexit kampanyasında AB’de kalınmasından yanadır.

Irkçılık Esas olarak İngiltere AB’den Çıkmazsa yükselecektir. 

Hal böyle iken eğer AB den çıkılmazsa Londra’nın omuzlarındaki yük daha da büyücektir. Londra, çevresi ve ülkenin diğer bölegelerindeki ekonomik farklılık günden güne büyüyecek ve bu da gelir dağılımını daha adaletsiz bir hale getirecektir. Milletvekili, Jo Cox cinayetinden de yola çıkarak ırkçılığın ve şiddetin özellikle işsizliğin ve yoksullaşmanın daha da fazla hissedilğidi Kuzey bölgelerinde artacağı muhtemeldir. Bu durumda ırkçılık her zamanki rolü için devreye sokularak, İngiliz ve göçmen yoksulları bölerek ekonomik ve sosyal haklar için sınıf mücadelesini baltalayacaktır. Tüketim ekonomisinin temelini oluşturan hizmet sektöründe kollektif üretim, fabrikalara nazaran daha az olduğu için İngiliz ve yabancı işçilerin kaynaşması da daha zor hale gelmiştir. İngiltere’nin AB’den çıkması ile üretim ekonomisini tekrar canlandırması, yeni fabrikalar açılmasını zorunlu kılacaktır. Daha fazla sayıda İngiliz ve yabancı emekçinin büyük fabrika ortamlarında birlikte alın teri dökmesi, aynı yemekhanelerde yemek yemesi aynı havayı soluması, ve aynı günlük çilelerin ve hayat kaygılarının birlikte çekilmesi, işçileri sınıfsal olarak yakınlaştıracak ve farklılar ortadan kalkmaya başlayacaktır. 

İngiltere’nin AB’den Çıkmasının Türkiye ve KKTC üzerindeki Olumlu Etkileri 

AB’nin ve tüketim ekonomilerinin en önemli aktörlerinden İngiltere’nin AB’den çıkması AB’nin çözülme sürecini hızlandırır. AB’den çıkacak olan İngiltere, Türkiye ile AB’den bağımsız bir şekilde  iki ülke yararına ortak antlaşmalar imzalayabilir. AB’nin ve tüketim ekonomilerinin çökmeye başlaması Türkiye’yi de zorunlu olarak Avrasya’ya ve üretim ekonomisini yeniden kurmaya doğru itecektir. 

İngiltere’nin AB’den çıkması bir bağımsızlık meselesidir. Küresel sermayeye mesafeli hakim sınıflar ve üretici güçler İngiltere’yi Londra’dan yönetmek ve eski gücüne bu şekilde kavuşturmak istediklerini vurgulamaktadır. Bağımsız İngiltere hamlesi ABD ve İngiltere’nin arasını açacak Atlantik bloğu ve Nato zayıflayacaktır. Bu Türkiye’nin üzerindeki emperyalist baskıları nisbeten hafifletcektir. Nato’nun güç kaybetmesi Ortadoğu’da barış için de umutları arttıracaktır. 

KKTC’nin Egemenliği ve İki Taraflı Çözüm

AB’den ayrılarak  ABD ile arasına mesafe koyacak olan bir İngiltere, AB’den isteyip de kopamasa da AB’ye karşı tutum alan bir Yunanistan’ın ve önümüzdeki süreçte milli bir hükümetle yüzünü Avrasya’ya dönecek olan bir Türkiye’nin olacağı bir masada, Kıbrıs’ta KKTC’nin egemenliğinin tanınacağı iki taraflı çözümün zemini oluşabilir. Bu olmasa bile ikinci bir Annan Planı ile AB üzerinden KKTC’ye son verme tehditi azalacaktır. AB’den kopmuş, ABD ile arasına mesafe koyacak olan İngiltere, Kıbrıs’taki askeri üstlerinin geleceği için Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan ile masaya oturmak zorunda kalabilir. Güçlü ve bağımsız bir Türkiye bu nokta KKTC’nin tanınmasını ve adadaki barışın ve dengenin güvencesi olan Mehmetçiğin varlığını güvence altına alabilir.  

Sonuç olarak İngiliz hakim sınıflarının AB’den çıktıktan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini kestirmek güçtür ancak bağımsız İngiltere söylemleri ve hem solun hem de sağın Amerika’nın AB’ye doğru genişleme hamlesi olan Transatlantik Ticaret ve Yatrırım Ortaklığı projesine karşı çıkmaları ve yükselen Asya ekonomilerine yakınlaşma eğilimleri daha dengeli, adil ve demokratik bir dünya umudunu güçlendirmektedir. 

Musa Ballıkaya 

18.06.2016 

Londra 

 

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi'nin Büyükelçilik Açıklaması

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu Basın Yayın Komitesi tarafından Avrupa Ajansı’na ‘Kamoyuna ve İngilterede yaşayan Canların bilgisine’ başlıklı bir açıklama gönderildi. Açıklamada İAKM ve Cemevi’nin T.C. Londra Büyükelçiliği ziyareti konu edildi. İşte o açıklama

Türksat'ta yayını kesemeyen darbeciler, "Geziyorduk, yolumuz Türksat'a düştü"

Darbe Komisyonu'nda konuşan Türksat Genel Müdürü Cenk Şen, darbecilerin yayını kesmek için geldikleri ancak kesemediklerini belirtti. Şen, darbeciler yayını kesemeyince gülünç açıklamalarda bulundu diyerek "Geziyorduk, yolumuz Türksat'a düştü" şeklinde ifade verdiklerini söyledi.

Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı'nın sponsoru belli oldu

Galatasaray Tekerlekli Basketbol Takımına Türk Nippon Sigorta sponsor olduğunu açıkladıktan sonra, anlaşma imzalandı.