Ana Sayfa | İlkgül Karaca

Camden Town

İlkgül Karaca


İlkgül  Karaca

2015'in son günlerinden merhabalar!

Koskoca bir yılı daha acısıyla, tatlısıyla ardımızda bırakıp yeni bir yıla merhaba demeye çok az kaldı. 

 

Herkesin artık yılbaşı akşamı için bir planı vardır diye düşünüyorum. 2016'yı kiminiz özel partilerde, kiminiz sokakta havai fişekler eşliğinde, kiminiz de arkadaş ya da ailesi ile evde karşılamayı planlıyordur. 

 

Ben yeni yılın ilk haftasında sizleri Londra'nın en canlı, hareketli ve renkli yerlerinden biri olan Camden Town'a götürmek istiyorum. 

 

 

Camden Town, Londra'ya ilk geldiğimde ilk ziyaret ettiğim bölgeydi.   

 

Türkiye'den yeni gelmiş biri olarak epey değişik bir yerdi Camden, özellikle de ilk gün için. Değişik ve ilginç saç ve kıyafetleri ile punkçılar bir tarafta; siyah kıyafetleri, yüksek platformlu ayakkabıları ve koyu siyah makyajları ile "Goth"diye adlandırılan gençler diğer tarafta. Oldukça ilgi çekici, değişik ve ilginçti tabi ki.

 

Hele de "Cyber Dog" isimli mağaza inanılmazdı. Kendimi uzay filimlerinde gibi hissetmiştim. Çalışanların kıyafet, aksesuar ve makyajları da ortama oldukça uygundu. Mağazanın bir kaç köşesinde dans eden çalışanlar kendimi bir şov izler gibi hissettirmişti. 

 

 

İkinci el kıyafetler satan dükkanlarda çok şaşırtmıştı beni. Türkiye de bit pazarı diye adlandırılıp, pek rağbet görmezken burada oldukça revaçtaydı. O dükkanların, o eski kıyafetlerin kokusu hala belleğimde. 

 

Bugün bile hala beni etkiler ve heyecanlandırır Camden. Kuşkusuz Londra'nın en renkli ve her türlü kültürün ve etnik kesimin içiçe olduğu bir bölge. 

 

Geçen gün yine gittiğim Camden'da keyifle dolaştım. Camden'da Noel ve yeni yılın geliyor olması nedeniyle kozmopolit, kendine has renklerine şimdi de rengarenk Noel, yeni yıl ışıkları eşlik ediyordu. 

 

 

Bence sizde benim yaptığım gibi, Camden Lock'un girişinden alacağınız sıcak şaraplarınız ile önce meşhur Camden Lock'un pazarını daha önce defalarca gezdiyseniz bile ilk kez geziyormuş gibi tekrar gezin. Zevkinize uygun, dünyanın dört bir tarafından değişik hediyelik ve giyecek eşya tezgahlarından birşeyler mutlaka bulursunuz. 

 

Dünyanın dört tarafının değişik mutfaklarından yiyecek satılan minik dükkanlardan birinden yemeğinizi alıp hemen yemek tezgahlarının önünde bulunan yanyana duran piknik masalarında oturup yedikten sonra; gezinize devam edin.  

 

Eğer ben sokak yiyeceklerinden yemem derseniz, şık ve oldukça modern Gilgamesh (Asya mutfağı) ve Shaka Zulu (Güney Afrika mutfağı)'nı deneyebilirsiniz. İki restaurant'ın da dekoru ve ortamı kesinlikle vereceğiniz paraya değer. Özellikle bazı akşamlar Shaka Zulu'daki Geleneksel dans ve şovlar sizlere unutulmaz anlar yaşatıp sizi Camden'ın ortasında Afrikaya götürecek. 

 

Camden Stables pazarı yıllar önce Victoria döneminde "At Hastanesi" olarak kullanılıyordu. Yaralanan atlar buraya getirilip tedavi ediliyordu. O yüzden daha birkaç yıl öncesine kadar pazarın hemen hemen her yerinde bronzdan at figürleri vardı. Hala da var ama eskisi kadar çok değiller. 

 

Ve Amy Winehouse! Camden deyince akla ilk gelen isimlerden biridir Amy Winehouse. Camden da genç yaşta hayata veda eden Amy'i unutmamış ve anısına bronz heykeli Stables Pazarına konmuş. Ziyaretçiler zaman zaman Amy'nin saçlarına saç bandı ve bileklerine bileklik takmaktalar.

 

Amy Winehouse'u andıktan sonra, sahneye çıkıp o unutulmaz sesiyle şarkılar söylediği meşhur bar "The Monarch" ı da ziyaret etmeden Camden'dan ayrılmak olmaz. Amy Winehouse olmasa da canlı müzik eşliğinde birşeyler içtikten sonra Camden turunuzu bir dahaki sefere kadar tamamlamış olun. 

 

Yepyeni, mutlu, huzurlu ve Camden renklerinde, capcanlı bir yıl diliyorum! 

 

2016'da görüşmek üzere.