İngiliz basını özetleri, 29 Aralık 2015

ingiliz basını

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın Guardian'da yayınlanan yazısıoldukça dikkat çekiyor

Dündar'ın 'Erdoğan ve Suriye ile ilgili gerçeği açığa çıkardım. Bunun için beni hapse attırdı" başlıklı yazısı şöyle:

"Türkiye’de, hükümetin kendisi kadar eski bir tartışma yeniden gündemde. Bu kez konuyu Türk hükümetinin Suriye’ye gizli silah sevkiyatı yeniden gündeme taşıdı.

2014’ün başlarında Türk istihbarat servisine (MİT) ait olduğu anlaşılan bir kamyon, Suriye sınırında durduruldu. Jandarma ve konvoydaki istihbarat görevlileri birbirlerine silah çekti. Bu, devlete hâkim olmak için mücadele eden iki bloğun karşı karşıya geldiği andı. Kamyon arandı. Kamuflaj olarak kullanılan ilaç kutularının altında silahlar ve cephane bulundu. Kamyon biraz bekletildi. Ancak hükümet yetkililerinin müdahalesinden sonra Suriye’ye geçmesine izin verildi.

'Olayın üstü kapatıldı'

Hükümet derhal konvoyu durduran jandarma (komutanı) ve savcıyı açığa aldı ve tutuklattırdı. Kamyonlarda insani yardım malzemesi olduğu duyuruldu. Erdoğan Hükümeti’nin Suriye’deki iç savaşa müdahale ettiği iddialarını gündeme getiren bu olay derhal kapatıldı.

Ancak Mayıs 2015’te Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştığım Cumhuriyet gazetesi bu olayın görüntülerine ulaştı. Kamyonun silah dolu olduğu çok açık görülüyordu. İstihbarat servisinin bir komşu ülkede yaşanan iç savaşa yasa dışı olarak silah taşıdığı belgelenmişti. Bu büyük bir haberdi. Fotoğraflarla operasyonun ayrıntılarını yayımladık. İnternet sitemize de görüntüleri koyduk.

'Öyle bırakmam onu'

Erdoğan zor durumda kaldı. Haberi yalanlamadı. Bunun yerine yayını sansürlemeyi ve sorumlu gazeteciyi, yani beni tehdit etmeyi seçti. Devlet kanalında, “Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu” dedi. Görüntülerin “devlet sırrı” olduğunu ve bunları yayımlamanın “casusluk” faaliyeti olduğunu ekledi. Dahası bunun devletin değil kendi sırrı olduğunu teyit edercesine savcılığa bireysel suç duyurusunda bulundu.

Benim için vatana ihanet ve casusluk amacıyla gizli bilgiyi ele geçirip yayımlamaktan iki müebbet hapis cezası talep etti. Bu, devletin cumhurbaşkanının arzularının ceza mahkemesi yargıçları tarafından emir olarak kabul edildiğini çok iyi bilen bizlerin tutuklanacağının göstergesiydi. Nitekim 26 Kasım’da, Jandarma’nın ‘Evet MİT tırlarında silah vardı” haberini yapan Ankara temsilcimiz Erdem Gül’le birlikte tutuklandım.

Tutuklanmadan tam 10 gün önce Cumhuriyet adına Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Basın Özgürlüğü ödülünü aldım.

Tutuklanmamız konusunda yerel ve uluslararası basınla insan hakları örgütlerinin eleştirileri üzerine Adalet Bakanı ‘her ülkenin güvenlik konusunda hassas olduğunu’ söyledi ve Julian Assange ile Edward Snowden’ı örnek gösterdi. ABD’inin Türkiye Büyükelçisi cevap verdi: “Biz bilgiyi sızdıranın peşine düştük, yayımlayanın değil.”

'Güvenliğe tehdit basını susturmaya gerekçe olabilir mi?'

Bu, basın özgürlüğü konusunda dibe vuran baskıcı Erdoğan rejimine yeni bir darbeydi. Bu aynı zamanda, İran-Contra’dan Watergate’e, Pentagon Belgeleri’nden Clive Ponting davası gibi birçok skandalda hep sorulan soruları bir kez daha gündeme getirdi. Devletin güvenlik ihtiyacı, halkın bilme hakkıyla çelişince öncelik kimindir? Güvenliğe tehdit, hükümetin medyayı susturma girişimine gerekçe olabilir mi? “Devlet sırrı” mührü yönetimlerin kirli işlerini örtmek için bir örtüye dönüşürse, bunu yırtıp atmak gazetecinin görevi değil midir? Toplumun çıkarlarına en çok neyin hizmet ettiğine kim karar verir?

Casusluk suçlamasıyla karşı karşıya olan ve İstanbul’da hücreye atılan bir gazeteci olarak bu sorulara yanıt arıyorum ve vardığım sonuç şu ki, hiçbir ‘devlet sırrı’ etiketi ya da “devlet güvenliği” gerekçesi, devlet suçuna izin vermez. Bu nedenle kendimi Winston Churchill’in sözleriyle savunuyorum: “Resmi Sırlar Yasası, ulusal savunma için çıkarıldı… ve gerçeğin gizlenmesinde kişisel çıkarları bulunan hükümet yetkililerini korumak için kullanılmamalı.”

Putin'in 'dünyayı değiştiren sözleri'

Guardian gazetesinde yer alan bir haberde, Putin'in konuşmalarından oluşan 400 sayfalık bir kitabın milletvekilleri ve diğer siyasilere yılbaşı hediyesi olarak dağıtıldığı belirtiliyor.

Habere göre, "Dünyayı değiştiren sözler" adlı kitabı basan Kremlin yanlısı gençlik grubundan, "Bir yıl önce Putin'in eski konuşmalarını okurken öngörülerinin tamamen gerçekleştiğini fark ettik. Bunun üzerine tüm konuşmalarını incelemeye karar verdik. Ve gördük ki, daha önce söylediği şeyler ya oluyor ya da olmak üzere" diyor.

Volodin şöyle devam ediyor:

"Tüm bu konuşmaları okuyunca, söylem ve düşüncelerinin açık bir sistemi olduğunu görüyorsunuz. Birçok kişi onun ne yapacağı kestirilemeyen ve tutarsız biri olduğunu söylüyor. Oysa tamamen şeffaf, açık ve mantıklı."

'Putin Rusların babası'

Kitapta 19 makale ve konuşma yer alıyor. Putin'in 2003'teki bir konuşmasıyla başlayan kitap, Rus liderin bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla sona eriyor.

Volodin, kitabın masraflarını kimin üstlendiğini söylemedi.

Haberde, grubun Kremlin'e yakın olduğunun bilindiği belirtiliyor. Grubun internet sitesinde Vladimir Putin "Rusların babası" olarak niteleniyor:

"Babayla birlikteyiz. Onunla aynı fikirdeyiz. Babanın gücüyle savaşmayız. O gücü paylaşır, kullanmayı öğrenir ve babayla birlikte enerjisini günümüze ve geceleğe yönlendiririz."

'Kefir içerim'

Putin'in sözcüsü Dimitri Peskov, kitaptan dün haberi olduğunu söyledi. Kitabın kapağında Putin'in "Vuruldukça daha da güçleniyoruz", "Rusya benim hayatım" ve "Kefir içerim" gibi sözleri yer alıyor.

Guardian, kitabın Ocak sonunda satışa sunulacağını aktardığı haberinde ekonomik durumun kötüleşmesine rağmen Putin'e desteğin tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyrettiğini ve yeni bir kişilik kültünün ortaya çıkmaya başladığını belirtiyor.

Putin parfümü

Haberde şöyle deniyor:

"Tüm ülkede, havaalanlarında Putin'in fotoğrafının yer aldığı tişörtler, kupalar, buzdolabı mıknatısları, hatta Putin'den esinlenilen bir parfüm bile satılıyor. Kokuyu çıkaran şirket, parfümü 'yumuşak ama aynı zamanda çok sert' diye tanımlıyor."


İngiliz basını özetleri, 9 Aralık 2016

İngiliz gazetelerinde Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın, Suudi Arabistan'a yönelik açıklamaları İngiliz basınında geniş yankı uyandırıyor

İngiliz basını özetleri, 8 Aralık 2016

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın siyasi tutumu,İngiliz polisinin cinsel istismar yaptığını ve Bretix süreci bugün İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiliz basını özetleri, 7 Aralık 2016

İngiliz gazetelerinde Avrupa Birliği'nden çıkış süreci (Brexit) tartışmaları bugünün de gündemi olmaya devam ediyor