İngiliz basını özetleri, 22 Ocak 2016

ingiliz basını

İngiliz basınında bugün eski Rus ajanı ve İngiliz vatandaşı Alexander Litvinenko'nun 2006 yılında Londra'da radyoaktif maddeyle zehirlenerek öldürülmesi ilgili bağımsız soruşturmanın sonucu yer alıyor

Dün araştırmanın sonuçlarını açıklayan hakim Robert Owen, "Rusya Devlet Başkanı Putin büyük ihtimalle suikast operasyonuna onay verdi" demişti.

Guardian gazetesi manşetinde, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın, Rusya'ya karşı harekete geçmesi çağrısı yapıldığını duyuruyor.

Cameron'dan, İngiltere'nin Rusya'ya yaptırımlar uıygulması isteniyor.

Guardian başyazısında, "Londra'daki bir suikastin Moskova'da bir bedeli olmalı" diyor.

Times ise manşetinde Rusya'nın bir dizi cinayet zincirinin merkezinde olduğunu belirtiyor.

Londra'nın, müttefiklerini, Rusya'nın yeni suikastler düzenleyebileceği yolunda uyardığını bildiriyor gazete.

Ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un unutulmaz eserine atıfla "Suç ve Ceza" demiş başyazısında Times ve eklemiş:

"Rusya, Alexander Litvinenko cinayetinden sorumlu tutuldu. İngiltere de Moskova'nın bunun için bir bedel ödemesini sağlamalıdır."

Independent ise Rusya'nın, "Kremlin cinayeti" hükmüne öfkesini çekmiş manşetine.

Gazete Rusya'nın İngiltere'yi "provokasyonla" suçladığını duyuruyor.

Independent da "Zehirlenen ilişkiler" demiş başyazısında ve İngiltere'nin Rusya'nın cinayet sonrası tabiri caizse "kirişi kırıp kaçmasına" izin vermemesi gerektiğini kaydediyor.

Daily Telegraph, Litvinenko'nun öldürülmesinin olası nedenleri arasında; Putin'i "pedofili hastası" olmakla suçlamasının, oligarklarla bağlarının ve İngiliz Dış İstihbarat Servisi (MI6) için çalışmasının da sayıldığını yazıyor.

Gazete Rusya'ya güçlü bir yanıt verilmesini ve en azından Londra'da Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) için çalıştıklarından şüphelenilen tüm Rus diplomatların sınırdışı edilmelerini istiyor ve ekliyor:

"Daha azı, Moskova'da 'zayıflık' olarak görülecektir."

Financial Times gazetesi ise Putin'in sözcüsü Dmitry Peskov'un Litvinenko soruşturmasını bir "şaka" olarak nitelendirdiğini taşımış sayfalarına.

FT'nin gözüyle Mustafa Koç

Financial Times, dün sabah geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'a bugün sayfalarında yer vermiş. Gazete Mustafa Koç'u, "Ankara'nın laik elite öfkesine göğüs geren bir iş adamı" olarak nitelendiriyor.

Financial Times'ın "Şirketler ve Piyasalar" ekindeki yazı, gazetenin Türkiye muhabiri Mehul Srivastava ve selefi Daniel Dombey'nin imzalarını taşıyor.

Yazıda, Türkiye'de kökleri İslamcı geleneğe giden mevcut hükümetin ülkenin laik elitinden memnun olmadığı, Türkiye'nin en büyük iş ailesinin başında bulunan Mustafa Koç'un da bu kesimin sembolü olarak görüldüğü yorumu yapılıyor.

Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç'un 1926'da 8 dolar sermaye ile iş hayatına atıldığı, holdingin 1990'lı yılların sonunda Türkiye'nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'ndaki payının yaklaşık yüzde 20 olduğu belirtiliyor yazıda.

Mustafa Koç'un 2003'te babasının yerine Koç Holding'in başına geçtiği, 2014 yılı itibarıyla holdingin gelirlerinin 31 milyar dolar olduğu da ekleniyor.

Financial Times'ın deyimiyle; "Yıllarca bazı ihalelerin iptaline, vergi müfettişlerinin baskınlarına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Errdoğan'ın kamuoyu önünde holdinge veryansın edip durmasına karşın..."

Gazetenin vurguladığı bir diğer nokta da, Koç Holding bünyesindeki şirketlerin İstanbul Borsası'ndaki paylarının yaklaşık yüzde 20, Türkiye'nin ihracatındaki paylarının da yaklaşık yüzde 10 olması.

Financial Times'taki yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Koç Holding'i, 2013'teki Gezi protestoları sırasında göstericileri barındırmakla suçladığı, ilerleyen haftalarda yaklaşık 200 vergi müfettişinin şirketin hesaplarını denetlediği hatırlatılıyor.

Koç Holding'in 2013'te kazandığı köprü ve otoyolların işletme hakkına yönelik 5 milyar 700 milyon dolarlık ihalenin iptali, Mustafa Koç'un ertesi yıl ABD'de yaptığı bir konuşmada Erdoğan yönetiminde "Türkiye'nin kurumlarının zayıfladığını" ve bunun Türk ekonomisini olumsuz etkilediğini söylemesi, Koç'un aynı yıl Hürriyet gazetesine verdiği bir demeçte, "Ülkemiz ve halkımız temiz siyaseti hak ediyor" demesi de hatırlatılıyor yazıda.

Yazı şu satırlarla noktalanıyor:

"Koş Holding, Türkiye Orta Doğu'nun en büyük ve dinamik ekonomisine sahip olurken, uluslararası ortaklıklarla dönüşümden geçti.

"Aynı dönemde ise Koç Holding'in 'Ülkenin önde gelen iş ailesi' olma statüsü, Sayın Erdoğan'ın desteklediği Anadolu kökenli yeni bir elitin yaratılması ile yavaş yavaş azaldı. Bu elit, eski düzene karşı oluşturulmuştu ve o düzenin tepesinde de Koç vardı."

'Erdoğan, Kürtleri ezmeye çalışmaktan vazgeçmeli'

Haftalık Economist dergisi ise son sayısında başyazılarından birini kendi ifadesi ile "Türkiye'nin Kürtlerle savaşına" ayırmış. Dergi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kürtleri ezmeye çalışmaktan vazgeçmesi" ve bunun yerine "barış görüşmelerini yeniden başlatması" gerektiğini yazıyor.

Economist'in başyazısı, "Nafile baskı" başlığını taşıyor.

Yazı, Türkiye'nin yıllarca Kürtlerin varlığını inkar ettiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise asla böyle fantazilere yanaşmadığı tespiti ile başlıyor.

AK Parti hükümetinin, PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan'la barış müzakereleri yürüttüğü hatırlatılıyor.

Economist'teki yazı şu satırlarla sürüyor:

"Ne yazık ki dünya son aylarda Irak ve Suriye'deki trajediye odaklanmışken, Sayın Erdoğan tüm bu başarıları bir kenara bıraktı, Türkiye'nin Kürt militanlara yönelik savaşını, yeni ve ölümcül bir gaddarlıkla yeniden başlattı.

"Aralarında birçok sivilin de olduğu yüzlerce kişi öldü. Yaklaşık 200 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Zaten milyonlarca Suriyeli mülteciyi ağırlayan Türkiye'nin yükü arttı.

"Güneydoğu'da sokağa çıkma yasağının uygulandığı bölgeler var. Ordu, patlayıcı dolu barikatlar kazan PKK'yla bağlantılı genç militanlara karşı tanklar ve ağır silahlar kullanıyor. Türkiye'nin güneydoğusunda en büyük Kürt kenti olan Diyarbakır'ın bazı bölümleri, Suriye'de enkaz yığınına dönüşmüş Halep gibi şehirlerini andırıyor."

Economist gelişmelerden büyük oranda PKK'nın sorumlu olduğunu da yazıyor.

Örgütün geçen yaz, "Türkiye'nin IŞİD'le danışıklı dövüş içinde olmasına" misilleme olarak Türk askerlerini ve polislerini öldürmeye başladığını belirtiyor.

Kobani'de yaşananlar, Suruç'taki saldırı, PKK'nın ateşkesi bozması hatırlatılıyor yazıda.

Economist'e göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan da PKK'nın tavrından da yararlanarak barış görüşmelerine son verdi, Türk milliyetçiliğine oynadı ve zor durumdaki AK Parti'yi 1 Kasım'da yeniden zafere taşıdı.

"Ancak Türkiye için bunun sonuçları vahim" diyor Economist ve ekliyor:

"Türkiye'nin demokrasisi saldırı altında. Ilımlı Kürt siyasetçiler dahil, savaşı eleştiren herkese zulmediliyor. Bağımsız medyanın kalanmı da susturuluyor. İstikrar kalesi Türkiye, Orta Doğu'nun giderek genişleyen savaş bölgesine çekiliyor."

Economist'deki başyazı şu satırlarla noktalanıyor:

"Sayın Erdoğan hiçbir zaman 'Kürtlerin varolmadıkları' şeklindeki bir fantaziye yönelmemiş olabilir. Ancak başka bir fantaziye yenik düştü: Kürt milliyetçiliğine, güç kullanarak son verebileceğini düşünüyor. Oysa Türkiye onlarca yılı, bunu yapmaya çalışarak boşa harcadı.

"Kürtler büyük bir azınlık. Suriye ve Irak'ın kuzeyinde kontrol ettikleri bölgeler var. Baskıya dönüş nafile. Sayın Erdoğan bunu yaparak benzer bir kısırdöngüye çekilecek. Zira direnişçileri ezme çabası, ılımlı Kürtleri soğutuyor ve direnişçilerin sayısını artırıyor.

"PKK da fantaziler içinde. Türkiye, Kürtlerinin ayrılmasına ya da PKK'nın savaşçılarının 1990'larda denedikleri bazı bölgeleri kontrol altına almasına asla izin vermeyecek. Amerika da Kürtlere, Suriye ve Irak'ta IŞİD'e karşı en çok güvendiği güç olarak baksa da, Kürtlerin hayati önemde bir NATO müttefiki olan Türkiye'yi istikrarsızlaştırmalarına katkıda bulunmayacak. Amerika ve Avrupa'nın, mülteci akışını durdurmak ve barış getirmek için Türkiye'ye her zamankinden çok ihtiyacı var.

"Türkiye'deki Kürtler için daha fazla özerklik temelinde barış görüşmelerine dönüş, ki Sayın Öcalan bunu zaten kabul etti, tek çözüm. Batı, Türklere ve Kürtlere, birbirleriyle değil IŞİD'le savaşmaları çağrısında bulunmalıdır. Eğer Sayın Erdoğan Türkiye'de kendi savaşında ısrar ederse, Suriye'deki iç savaşa son vermek de mümkün olmayacaktır."


İngiliz basını özetleri, 2 Aralık 2016

İngiltere basınında bugün Türkiye'nin Suriye iç savaşındaki rolü konusu işleniyor

İngiliz basını özetleri, 1 Aralık 2016

Halep'e yönelik saldırılar, İngiltere'de Bretix süreciyle ilgili haberler İngiltere basınında bugün öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiliz basını özetleri, 30 Kasım 2016

Halep'e yönelik saldırılar ve Suriye rejiminin elinde 500 kişinin olduğuna dair iddialar İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler olarak karşımıza çıkıyor