İngiliz basını özetleri, 10 Haziran 2016

ingiliz basını

İngiliz basınında bugün öne çıkan başlıca haberler arasında, Türkiye'de artan terör olayları ve Mutlu Kaya davasında verilen 15 yıl hapis cezası yer alıyor

Economist dergisi, "İran'ın Türkiye bağlantısı" başlıklı yazısında, Amerika Birleşik Devletleri'nde tutuklu bulunan ve Türkiye vatandaşı da olan İranlı iş adamı Reza Zarrab davasını ele alıyor ve şu soruyu soruyor: "Yetkililer yaptırımların delinmesine yardımcı oldu mu?"

"Bu yılın önceki aylarında FBI ajanları, Türk altın tüccarı Reza Zarrab'ı Miami Uluslararası Havalimanında gözaltına aldılar. Avukatları Zarrab'ın ailesiyle birlikte Disney World'ü ziyaret etmek için gittiğini söylediler. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tutuklama ile ilgili soruları geçiştirdi ve "Bu konu aslında ülkemizi ilgilendiren bir konu değildir" dedi."

Ancak dergiye göre durum şimdi başka görünüyor: "Altın işi yaparak İran hükümetinin Amerikan yaptırımlarını delmesine yardımcı olan Zarrab ile ilgili soruşturmada, genç işadamının üst düzey Türk yetkililerle ilişkileri konusunda utanç verici detaylar ortaya çıkmaya başladı. Savcılar, Zarrab'ın 50 milyon dolar kefalet ödeyerek serbest kalmasına mahkemenin onay vermemesi için, işadamının, üç Türk bakana ve kamuya ait Halkbank'ın Genel Müdürüne onlarca milyon dolar rüşvet ödeyerek işlerini sürdürdüğü ve rakiplerini engellediğini öne sürdüler."

"ABD soruşturmada adı geçen bakanları da yargılamak isteyebilir"

"Savcılar ayrıca, Zarrab'ın, Erdoğan'ın eşinin kurduğu vakfa 4,5 milyon dolar bağışta bulunduğuna da işaret ettiler. Savcılara göre, "Sanık Türkiye'ye ulaşması durumunda Türk hükümetinin en üst düzeyindeki bağlantılarını kullanarak ABD'ye dönüşünü engelleyebilir."

Zarrab'a karşı benzer iddiaların, 2013 yılında Türkiye'de başlatılan yolsuzluk soruşturması sırasında da ortaya sürüldüğünü belirten dergi, o dönem başbakan olan Erdoğan'ın soruşturmayı darbe girişimi olarak nitelemesinin ardından suçlamaların düşürüldüğünü hatırlatıyor ve ekliyor "Soruşturmayı yürüten savcıların kendileri ya başka yerlere atandı ya da kendileri de komplo ve terör suçlamalarıyla tutuklandılar. Hatta yetkililer Zarrab'a ihracatlarından dolayı ödül verdiler."

Zarrab'ın e-mail hesabı ve akıllı telefonundaki yazışmaları inceleyen savcılar, 2013 yılında yapılan suçlamaları destekleyen delillere ulaştılar. Eğer 75 yılla yargılanan Zarrab suçlamayı kabul edip işbirliği yaparsa daha da fazlasına ulaşabilirler, dergiye göre.

Soruşturmanın şimdiden Türkiye borsasını etkilediğini ifade eden dergi, Halkbank hisselerinin Zarrab'ın tutuklanmasının ardından yüzde 20 oranında düştüğünü belirtiyor.

Ancak Economist'e göre, bu durum Erdoğan'ın ülkedeki itibarını zedeleyecek gibi görünmüyor. "Ancak, davanın savcısı Preet Bharara üst düzey yetkililerin İran'a yaptırımları delmek için Zarrab'dan rüşvet aldığına dair güçlü kanıtlar ortaya koyabilirse, Amerikan mahkemeleri onları da yargılamak isteyebilir. Bu durumda Zarrab'ın işbirlikçileri olduğundan şüphelenilenler Disney World'e gitmekten kaçınmak isteyebilirler."

"Türklere karşı çirkin kötüleme kampanyası"

Financial Times gazetesinde yer alan bir köşe yazısında ise İngiltere'de seçmenin Avrupa Birliği'ne üyelikten ayrılıp ayrılmayacağına karar vereceği referandumla bağlantılı tartışmalarda Türklere karşı çirkin bir kötüleme kampanyası yürütüldüğüne dikkat çekiliyor.

Philip Stephens imzalı yazıda, "İngiltere'nin AB'den ayrılması önünde kampanya yapanların broşürlerine şöyle bir göz gezdirin. Ankara'daki parlamentodaki bir kavgayı göreceksiniz. İngiltere pasaportu resimli diğer bir posterde ise "Türkiye (76 milyon nüfuslu) AB'ye üye oluyor". diyor. Ardından Türkiye'deki doğum oranlarıyla ilgili istatistikler yer alıyor." deniyor.

"Bunların dışında, kaynak gösterilmeden Türkiye'de suç oranlarının daha yüksek olduğu ve mafyaların bulunduğu ifade ediliyor ve Türkiye'nin sanki hemen gerçekleşecekmiş gibi gösterilen üyeliğiyle birlikte Avrupa Birliği'nin sınırlarının savaşın yaşandığı Suriye'nin sınırlarına dayanacağı iddia ediliyor."

Financial Times, İngiltere'nin ayrılma kampanyasının liderleri arasındaki kişilerden Michael Gove ve Boris Johnson'ın kendilerini şimdiye kadar sosyal liberaller olarak nitelediklerini hatta dünyanın en kozmopolit kenti Londra'nın eski belediye başkanı olan Johnson'ın ailesinin Türk kökenleri olduğunu söylediğini de hatırlatıyor.

Ancak AB'den ayrılma kampanyası sırasında Johnson'ın atalarının yaşadığı topraklardaki insanları medeniyete bir tehdit gibi gösterdiğini belirtiyor ve Johnson'dan şu alıntıyı yapıyor." Türkiye gibi ülkelerden katiller, teröristler ve adam kaçıranlar Avrupa Birliği'ne üye olmaya devam etmesi durumunda akın akın İngiltere'ye gelecekler."

Gazetenin yazarına göre bu iddialara karşı en açık yanıt Türkiye'nin görülebilir gelecekte AB'ye üye olma ihtimalinin bulunmadığı.

Stephens'e göre bu durumun ironisi, Johnson gibilerin İngiltere demokrasisini AB'den kurtarmak adına "Türk kartını" oynayıp özelde Türklere ve genelde tüm Müslümanlara karşı ayrımcılık yaparak aslında İngiltereli olmayı tanımlayan liberal hoşgörüyü çöpe atmaları."

Soykırım tartışmasında milletvekillerine tehdit gerilimi

i gazetesinde yer alan bir Almanya'nın 1915 olaylarını soykırım olarak tanımasıyla ilgili bir haberde ise "Soykırım tartışması, milletvekillerinin tehdit edilmesiyle daha da derinleşti" deniyor.

"Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi tartışma, Berlin'in Osmanlı Türkiye’sinin 1915'te Ermenilerin katledilmesini "soykırım" olarak nitelemesinin ardından milletvekillerinin tehdit edilmesine karşı tepkisini dile getirmesi ardından derinleşti. Tartışma, AB'nin yakın zaman önce Ankara ile yaptığı Avrupa'ya mülteci akınını azaltma anlaşmasını zedeleyebilir."

Gazete tartışmanın soykırım oylamasında evet diyen 11 Türk kökenli Alman milletvekili üzerinde odaklandığını ve bu kişilerden Yeşiller Partisi milletvekili Cem Özdemir'in ölüm tehditleri aldığını söylediğini aktarıyor.

Cem Özdemir'in polis korumasına alındığını belirten gazete, Türkiye'nin Alman milletvekillerine karşı hukuki yollara başvuracağını söylediğini de ifade ediyor.

Haberde ayrıca, Almanya Başbakanı Angela Merkel'ın Türkiye'nin tepkisini "anlaşılmaz" olarak nitelediği ve AB Parlamentosu Başkanı Martin Schultz'un da "Bu durum uzun vadede uluslararası ilişkileri zedeleyecek" dediği de aktarılıyor.

Bombalı araçlar nedeniyle gübre satışına yasak

Times gazetesinde yer alan kısa bir haberde ise, Türkiye'deki bombalı araç saldırılarının ardından, hükümetin amonyum nitrat barındıran gübrelerin satışını durdurduğu ifade ediliyor. Bomba yapımında kullanılabilen bu madde, bu yıl düzenlenen en az altı bombalı araçlı saldırıda kullanıldı.

Gazetenin haberinde ayrıca, önceki günlerde İstanbul'da düzenlenen ve altısı polis 11 kişinin ölümüne yol açan saldırıların sorumlusu olarak Kürt militanların gösterildiğini, kentte daha önce düzenlenen iki intihar saldırısından ise Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün sorumlu tutulduğu belirtiliyor.

Mutlu Kaya davasında 15 yıl hapis cezası

Guardian gazetesinde yer alan bir haberde ise yetenek yarışmasında başarılı olan Mutlu Kaya adlı genç kadını vuran kişinin 15 yıl hapse mahkûm edildiği duyuruluyor.

Kaya'nın kısa zaman içinde ülkede kadına karşı şiddetin sembollerinden biri haline geldiğini belirten gazete, Kadına Karşı Şiddete Hayır adlı kuruluşun istatistiklerine dayanarak Türkiye'de 2015 yılında 290 kadının öldürüldüğünü, bu yılki rakamın ise şimdiye kadar 103 olduğunu aktarıyor.


İngiliz basını özetleri, 2 Aralık 2016

İngiltere basınında bugün Türkiye'nin Suriye iç savaşındaki rolü konusu işleniyor

İngiliz basını özetleri, 1 Aralık 2016

Halep'e yönelik saldırılar, İngiltere'de Bretix süreciyle ilgili haberler İngiltere basınında bugün öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiliz basını özetleri, 30 Kasım 2016

Halep'e yönelik saldırılar ve Suriye rejiminin elinde 500 kişinin olduğuna dair iddialar İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler olarak karşımıza çıkıyor