İngiliz basını özetleri, 7 Temmuz 2016

İngiliz basını

İngiliz basınında bugün öne çıkan haberler arasında Chilcot raporu yer alıyor

Guardian gazetesi ana sayfalarının dışında bir de Chilcot raporuna özel ek vermiş bugün.

Gazetenin baş sayfa manşetinde Tony Blair'in "Ne olursa olsun seninleyim" sözleri var.

Gazetenin iç sayfalarında raporun, özellikle "taviz vermeyen başarısız, iyi organize olmayan ve analiz edemeyen Tony Blair yönetimini suçladığı" yazıyor.

Guardian'ın güvenlik ve savunma konuları üzerine yoğunlaşan yazarı Richard Norton-Taylor da ABD ile İngiltere ilişkilerini ele almış. "Blair'in Bush'u izlemeye stratejik olarak ihtiyacı yoktu" başlıklı analizinde Norton-Taylor, Irak Savaşı'nı İngiltere'nin Süveyş krizinden sonra en büyük dış politika felaketi olarak tanımlıyor ve şu yorumu yapıyor:

"İngiltere'nin ABD ile ilişkileri zaman içinde dürüstçe fikir uyuşmazlıklarının yükünü kaldırabilecek olduğunu kanıtladı. Çıkarlarımızın farklı olduğu durumlarda İngiltere ile ABD ilişkilerinde kayıtsız desteğe ihtiyaç yok."

Guardian başyazısında da Blair'in Bush'la ilişkisini eleştiriyor. "Blair, bir ülkeyi mahvederek, güveni yıkarak ve kendi itibarını çöpe atarak, kör göz Bush'un izinden gitti" başlıklı baş yazıda yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

"Rejim değişimi, Beyaz Saray'ın küstah amaçlarından biriydi. Ve kendisini, hiçbir kaçış yolu bırakmadan Washington'a bağlayan Blair, etkin bir şekilde bunu kendi politikası olarak da benimsedi. Bu korkunç bir hataydı. Çünkü öncelikle bu, bir ülkeyi kendi tercih ettiği bir savaşa bağımlı kılıyordu, gerçek bir mantığı olmadan, militan İslamcılıkla, laik Baas arasında ayrım yapmaya özen göstermeden yalnızca ikiz kulelerin intikamını alma dürtüsüyle hareket edildi."

Gazetenin Chilcot raporuna ayırdığı özel ekinde de Orta Doğu editörü Ian Black, Irak Savaşı'yla Orta Doğu'da yaşanan dönüşümü irdeliyor.

Analizin başlığı "Politikada ağır, gerçeklerde hafif – plansız bir savaş… Irak, Orta Doğu'nun demokrasiye dönüşümünde ilk domino taşı olarak planlanıyordu."

Times gazetesinin baş sayfa manşetinde Tony Blair'ın fotoğrafı üstünde de "Blair'in özel savaşı" başlığı var.

Gazetenin iç sayfalarında raporla beraber gelebilecek yasal süreç ele alınıyor.

"Blair görevini kötüye kullanmakla suçlanabilir" başlıklı haberde kamu davalarından sorumlu eski savcı Ken Macdonald'ın Blair'i 'kamunun kendisine duyduğu güveni sarsmak' ve 'İngiltere'yi savaşa sokmak için kanıtları ve yasaları bükmekle' suçladığı yazıyor.

Times gazetesi başyazısında, döneminde yapılan tartışmalarda Blair gibi Irak Savaşı'na girilmesinden yana olduklarını hatırlatıp "Başbakan'ın ve yakın yardımlarının ellerindeki kitlesel imha silahlarına dair kişisel istihbarat raporları temelinde bu kararı desteklemiştik" diyor. Blair'in savunmasında istihbarat bilgilerinde tahrifat olmadığını söylediğine dikkat çeken gazete, raporda verilerin yeterince analiz edilmediğin de yer aldığını belirtiyor.

The Daily Telegraph gazetesi de baş sayfasında Tony Blair'in fotoğrafının üstünde "Aynı kararı alırdım" sözlerine yer vermiş.

Gazetenin başyazısında yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

"Tüm öfkenin üzerine yoğunlaştığı Blair'in Irak'la ilgili eylemleri, doğru bağlamda değerlendirilmeli, Chilcot raporunun olağanüstü uzunluğunda ve ayrıntılarında, Irak hakkında tartışma yürütülürken bu bağlamın kaybolma tehlikesi var."

"Savaş gereksiz olabilirdi ama muhtemelen kaçınılmazdı. Raporda da söylendiği gibi, 2001 sonlarında, 11 Eylül saldırılarından sonra, Devlet Başkanı Bush, Irak'ta rejim değişikliği politikasına tutundu. İngiltere ne yaparsa yapsın ABD Irak'ı işgal edecekti. Blair veya bu ülkedeki herhangi biri için 'savaşı durdurmanın' yolu yoktu."

"Şimdi ne olacak? Bazı ailelerin duygusal taleplerine (Jeremy Corbyn gibi solcuların da istismar ettiği taleplerine) rağmen, Blair'e savaş suçları suçlaması yapılamaz. Uluslararası Ceza Mahkemesi savaşlardaki zulümleri değerlendirmek için var, seçilmiş liderlerin eylemleri için değil, onları yargılamak seçmenlerin işidir."

Financial Times gazetesinin başyazısında Chilcot raporunun Blair'i açıkça kınamadığı için hayal kırıklığı yaşayanlar olabileceğini ancak raporun 'insaflı davrandığı' için suçlanamayacağını yazıyor ve şu yorumları yapıyor:

"John (Chilcot) Blair'in yalan söylediği iddiasına bir kanıt sunmıyor. Savaşın yasal durumuyla ilgili de bir şey söylemiyor. Ama diğer açılardan Sir John'un bulguları Blair'i ve yönetimi, sivil ve askeri danışmanlarını sert şekilde kınıyor."

"Bir devletin yıkılmasıyla ortaya çıkan terör tehdidi ve mezhepçilik ülkeyi yok etmeye devam ediyor. İngiltere'den 179 askeri personel öldü ve ailelerini kayıplarının amacını anlamakta zorlandıkları bir durumda bıraktı."

"John (Chalcot) insaflı bir rapor hazırladığı için suçlanamaz. İngiltere'nin yönetilme şekliyle ilgili yakınılacak daha çok şey var. Ama Chilcot raporu en azından, İngiltere devletinin, büyük başarısızlıkların arada kaynamasına izin vermeyeceğini kanıtlamış oldu."

Financial Times: Suriyelilere vatandaşlık ve Türkiye ekonomisi

Financial Times gazetesi, Türkiye'de Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi tartışmalarına ilişkin bir habere yer veriyor.

"Yüzbinlerce Suriyeli mültecinin kırık dökük teknelerle kıyılarından Avrupa'ya kaçışlarını izledikten sonra Türkiye, geride kalanlara vatandaşlık verilmesi ihtimalini ortaya atıyor" denen haberde, yalnızca kalifiye, nitelikli göçmenlerin 'misafir statüsünden kalıcı statüye' geçebileceği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "kalifikasyonu çok yüksek insanlar var" açıklamasına atıfta bulunan gazete, herhangi bir zaman veya rakam sınırlamasından bahsedilmediğine dikkat çekiyor. Ve sistemin Kanada ile Avustralya'da uygulanan puanlama sistemiyle verilen vatandaşlık arasında benzerlik olabileceğini yazıyor.

"Genel anlamıyla, başvuranlar bilgisayar mühendisliği veya tıp gibi üniversite dereceleriyle, konuştukları dillerle, temiz adli sicil kaydıyla ve iş deneyimleriyle puan kazanıyor ve puanlarının belli bir sınırı geçmesi durumunda göçmenlik veya vatandaşlık hakkı kazanıyor."

"Türkiye için kalifiye adaylar, ülkenin uzun zamandır ekonomik zorluğu olan kalifiye işçi eksikliğinin giderilmesine yardımcı olabilir. Tam vatandaşlık, hâlihazırda işlerini kuranları da daha büyük yatırımları değerlendirmeye teşvik edebilir."

"Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'ndan Güven Sak, 'Suriyeliler Türk toplumuna entegre oluyor, şimdiye kadar bu kendiliğinden oluyordu. Onları sisteme ciddi ve üretici bir şekilde entegre etmek, en iyi şekilde faydalanabilmek için bir çerçeveye ihtiyaç var' diyor.'"

"Bir Türk yetkiliye göre vatandaşlık planı, gayri resmi bir araştırmanın 'en iyi ve en parlak' Suriyeli mültecilerin Avrupa'ya geçmek için Türkiye'yi transit olarak kullandıklarını göstermesinin ardından gelmiş."

"Buna karşın Türkiye'de yaşamaya devam eden 2.7 milyona yakın mültecinin de aynı yolculuğu yapmak için mali kaynaklardan ve kişisel bağlantılardan yoksun olduğu anlaşılmış."

"Yetkili, 'Çok düşük kalitede göç almaya başladığımız hissine kapıldık, yoksul, eğitimsiz aileler veya en iyi ihtimalle burada bir dükkân veya fabrika açabilecek kadar parası olan işadamları var' dedi."

"Bu gözlem, Suriyeli mültecilerin Türkiye ekonomisine yaptığı katkıyı hafife alan bir gözlem. Örneğin 2011'den bu yana yalnızca Suriyeliler veya Türk ortaklarıyla çalışan Suriyeliler 4000 yeni iş yeri açtı ve bu rakam artıyor. Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'na göre yalnızca bu yılın ilk üç ayında 590 yeni iş yeri daha açıldı."

"Ama diğer yandan Türkiye'nin ekonomik açıdan bakıldığında, Suriyeli doktorları, mühendisleri ve yeni gelen iyi eğitimli Suriyelileri iyi değerlendiremediği de doğru."

"Türkiye, Suriyeli öğrencilerin okullara ve üniversitelere gitmelerine izin verirken, ebeveynlerinin vasıflarını tanımıyor, bu da onların düzgün bir iş bulmalarını güçleştiriyor."

"Aksaray'da bir kafede oturan İbrahim Foad, 'Halep'in en iyi üniversitesinde eğitim alan, travma cerrahisinde 10 yıllık deneyime sahip bir cerrahım ve Türkiye'de bir hemşire olarak bile iş bulamıyorum' diyor."

"Radyoda Erdoğan'ın vatandaşlık girişimine dair haberleri duyduğunda talihinin değişebileceği ihtimali onu sevindirmiş: 'Bir misafir çok uzun kaldığında yük olur. Ben yük değilim, bir doktorum'"

Economist'den İsrail-Türkiye anlaşması yorumu

Economist dergisinde İsrail ile Türkiye arasında varılan anlaşmaya dair bir makale var.

"Hadi bir daha deneyelim" başlıklı makalede karşılıklı anlaşma maddeleri aktarılıyor ve şöyle deniyor:

"Anlaşma, Gazze'ye hemen rahatlama getirmeyecek. Türkiye'den yardım ve inşaat malzemelerinin İsrail'in denetiminden, Aşdod limanından geçmesi gerekiyor. Türkiye'nin yeni bir elektrik santrali ve su artıma santrali kurmak için iddialı planları var."

"Bunlar, mevcut durumda günlük elektrik kesintileri yaşayan Gazze'nin 1.8 milyon insanı için kullanışlı olacak ve ihtiyaç duyulan iş imkanları sağlayacak. Fakat bu santrallerin düzenli olarak bakımının ve tedarikinin yapılması gerekiyor. Bunun sağlanacağının teminatını vermek, son on yılda ortalama her ay İsrail'in hava saldırıları düzenlediği bir yerde zor. Bir diğer zorluk da, Filistinliler arasındaki bölünme: El Fetih kontrolündeki Filistin Yönetimi, Gazze'yi yöneten rakipleri Hamas'la işbirliğini reddediyor."

"Anlaşmanın tasdikinden sonra her iki ülke karşılıklı olarak büyükelçi atayacak olsa da, İsrail ve Türkiye'nin on yıllar boyunca olduğu gibi yeniden yakın müttefikler olacaklarını ummak için çok erken."

"Hala şüpheler var. İsrail'in güvenlik birimi, son yıllarda Türkiye'nin istihbarat servislerinin üst kademelerine yerleştirilen Erdoğan yandaşları ile İranlı yetkililer arasında kurulan bağlara dikkat ediyor. Üst düzey bir İsrailli yetkili kısa süre önce 'Erdoğan'ın piramidin tepesinde olduğu dönemlerdeki ilişki seviyesine devam edeceğimizi görmek güç' dedi."

"Geçmişte her iki ülkenin silahlı kuvvetleri ortak tatbikatlar düzenlemişti. İsrail, Suriye ve İran'a karşı gözlem ve istihbarat operasyonları için Türkiye topraklarını kullandı. Bu, yakın zamanda olacak gibi değil."

Atatük Havalimanı saldırısı Economist'te

Economist dergisi, İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısına ilişkin bir makaleye de yer veriyor.

"Yumuşak hedef – Türkiye'nin dış politikadaki dostça dönüşü, bir diğer bombalamayla delindi" başlıklı makalede Türkiye'nin Suriye'deki savaşa daha fazla çekilebileceği belirtiliyor.

Makalede yer alan ifadelerin bir kısmı şöyle:

"En az beş Suriyeli aktivistin cinayeti dışında IŞİD Türkiye'deki saldırıların hiçbirini üstlenmedi. Fakat, geçen sene Suriye'de IŞİD'e karşı koalisyon uçakları için hava üssünü açma kararından sonra sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarda Türkiye'ye çamur atıyorlardı."

"Türkiye 2015'in başlarında ülke içindeki IŞİD sempatizanlarına karşı gecikmeli önlemler aldı ve Suriye'deki 'vekillerini', radikal militanların sınırın hemen güneyindeki bölgelerinden uzaklaşmaları için kullanmaya başladı."

"Örgütün kalelerine hava saldırıları dışında, Suriye'nin içinde IŞİD'e meydan okumaktan kaçındı, onun yerine ülke içindeki Kürt militanlara karşı savaş açmayı tercih etti. Savaş uçakları geçen sonbahara kadar, Rusya'nın füzelerinin hedefi olma korkusuyla üslerinde kaldı."

"Dünyanın en kalabalık havaalanlarından biri olan Atatürk Havalimanı'nı hedef alarak, saldırganlar Türkiye'nin yılda 30 milyar doları bulan turizm endüstrisine zarar vermekte kararlı görünüyor."

"Oteller ve tatil köyleri halihazırda Rusya'nın boykotundan, önceki IŞİD saldırılarından ve Kürtlerin yoğunlukta olduğu Güneydoğu'daki savaştan ve PKK'nın saldırılarından dolayı zorlanıyor. Mayıs ayına kadar gelen turist sayısında son yılların en büyük düşüşü yaşandı, yüzde 35 düştü."

Economist, saldırıdan önce Türkiye'nin İsrail ve Rusya ilişkilerini düzeltmeye başladığına dikkat çekiyor ve "Türkiye'de bazılarına göre bombalı saldırının zamanlaması İsrail ile anlaşmaya bir yanıttı" diyor.

Dergi, güvenlik uzmanlarının ise saldırganların bu kadar kompleks bir eylemi birkaç gün içinde planlamasının zorluğuna dikkat çektiğini aktarıyor.

Dergiye konuşan Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'ndan Selim Koru da, 'bir süredir böyle bir planları olabilir ve hızlandırmaya karar vermiş olabilirler" diyor.

Orta Doğu uzmanı Henri Barkey'in, "havalimanı saldırısı, Türkiye'nin ülke içi ve Suriye'de IŞİD'le mücadelesini sertleşmeye zorlamalı" görüşüne yer veren dergi makaleyi şu satırlarla sonlandırıyor:

"Bunun için Erdoğan'ın, koalisyonun Suriye'deki en güvendiği ortağı olan PKK'nın Suriye'deki koluna Amerika'nın desteğini görmezden gelmesi gerekir. Türkiye'nin liderinin şimdi, IŞİD'le doğrudan savaşmak veya onun için bunu Kürtlerin yapmasına izin vermekten başka seçeneği olmayabilir."

İngiliz basını özetleri 3 Nisan 2017

Financial Times (FT) gazetesinin ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı mülakat İngiliz basınında manşetlere taşınmış

İngiliz basını Brexit sürecine dair endişeleri yazıyor

İngiltere'nin AB'den çıkış sürecinin (Brexit) Çarşamba günü başlatılacak olması İngiliz basınında yer buluyor

İngiliz basını özetleri 13 Mart 2017

İngiliz basınında bugün Türkiye ile Hollanda arasında artan diplomatik gerilim ön plana çıkıyor