İngiliz basını özetleri, 4 Ağustos 2016

İngiliz basını

Suriye'nin Halep kentinde hükümet güçleri ve muhalifler arasında süren çatışmalar İngiltere basınında işlenen konular arasında yer alıyor

Halep'te hükümet güçleri, kentin doğusunda muhaliflerin elinde tuttuğu bölgeyi bir ayı aşkın süredir kuşatma altında tutuyor.

Times, batıdan yaklaşan isyancı güçlerin komutanlarının hükümet güçlerinin kuşatmasını kırmaya bir buçuk kilometre kaldığını iddia ettiğini yazıyor.

Gazete, yine aynı komutanlara göre ılımlı gruplar ve cihatçı örgütlerden oluşan 10 bin savaşçının 10 kilometrelik cephede savaştığını belirtiyor.

Times, Rus ve Suriyeli yetkililerinse muhaliflerin saldırısının kuşatmayı yarmaya yakın olduğu iddialarını reddettiğini ve saldırının rejim güçlerinin ve hava saldırılarının etkisiyle güç yitirdiğini iddia ettiklerini belirtiyor.

Rus General Sergey Rudiskoy'un muhaliflerin 5 bin kişiyle saldırdıklarını ve 800'dan fazlasının öldürüldüğünü söylediği aktarılıyor. Rudiskoy ayrıca muhaliflerin 14 tank, 10 zırhlı araç ve 60'tan fazla silah yüklü kamyon kaybettiklerini belirtiyor.

'Diplomasi acilen devreye girmeli'

Financial Times Halep'teki çatışmaları başyazılarından birinde ele almış. Gazete, siyasi ve insani açılardan acil olarak diplomasinin devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Muhaliflerin mevzi kaybettikleri doğru. Ama hükümet güçlerinin Rusya'nın desteğiyle bile isyancılardan aldıkları bölgeleri ellerinde tutacaklarının garantisi yok. Batı'da şu anda sık görülen savaşın bir tarafın kazanmasıyla sona ereceği düşüncesi bir yanılsama. Ülkeyi pasifize etmek için çok zayıf bir rejim ve cihatçı teröristler arasında sona gelmeyecek bir savaş daha olası. Batı'nın Suriye krizi karşısında sadece omuz silkebileceği düşüncesi de bir yanılsama. Sorun Avrupa'nın kapısına göçmen akın ya da IŞİD'den ilham alan ya da yönlendirilen terör saldırıları olarak geldi. Uluslararası diplomasinin çatışmaları durdurduğu kısa bir dönem olmuştu. Halep'te mahsur kalmış, uzun süredir acı çeken Suriyeliler için ABD ve Rusya'nın ateşkesi yenilemesine acil ihtiyaç var. Hem siyasi hem de insani açıdan başka bir alternatif yok."

'Bedeli Halep halkı ödüyor'

Halep'te devam eden çatışmaları başyazılarından birine taşıyan bir gazete de Guardian. Gazete "Batı'nın politikaları başarısız oldu ve bedelini bir şehrin nüfusu ödüyor" başlığını atmış. Dikkat çeken satırlar şöyle;

Şubat'ta Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında yapılan ateşkes anlaşmasının çökeceği çoktandır belliydi. Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın iktidar yapısını BM gözetimindeki görüşmelere ikna etmek, iç savaşın ne rejimin ne de isyancıların kazanabileceği bir çıkmaza girmesine bağlıydı. Rusya'nın açık askeri müdahalesi bu diplomatik yolu baş aşağı çevirdi. Bu arada İran 'da Suriye'de yaptıklarına Batı'nın çok ses çıkartmamasından faydalandı. Obama yönetimi için miras bırakacakları nükleer anlaşmanın her şeyin üzerinde olduğunu biliyorlardı. Bu denkleme bir dönem Halep'teki isyancıların önemli destekçilerinden Türkiye'nin, son dönemde Kürt faktörünü de göz önünde tutarak Moskova'yla yakınlaşmasını eklerseniz, şehrin sivillerinin durumu ucunda ışık görülmeyen bir tünele benziyor."

Brexit'e çeşitli ülkelerin bakışı

Financial Times çeşitli ülkelerde, İngiltere'deki referandumdan birlikten çıkış kararı çıkmasını nasıl karşılandığını araştıran bir anketi haberleştirmiş.

Ipsos Mori'nin 16 ülkede yaptığı ankete göre, İngiltere'nin AB'den ayrılmasını iyi karşılayanların çoğunlukta olduğu tek ülke yüzde 54'lük oranla Rusya.

Ancak çoğu ülkedeki katılımcılar, AB'den ayrılmanın İngiltere ekonomisi için kötü olacağını düşünüyor.

İsveçlilerin yüzde 48'i İngiltere'nin AB'den çıkmasına üzüldüklerini söylerken, Fransa ve Belçika'da bu oran yüzde 25'lere kadar düşüyor.

Fransızlar ve Belçikalıların çoğunluğu da, başka üye ülkelerin bu yola özendirilmemesi için İngiltere'nin AB'den çıkışının zorlu koşullarda olması gerektiğine inanıyor.

Ankette ortaya çıkan bir başka ilginç sonuçsa AB ülkelerindeki her dört katılımcıdan birinin artık İngiliz ürünlerini satın almayacaklarını söylemiş olması.

'İntihar eğilimini tespit eden kan testi'

Times'taki bir habere göre Avustalyalı, Amerikalı ve İsveçli uzmanların ortak çalışmasında intihar etme riski altındaki insanları tespit edebilecek bir kan testi geliştirilebileceği sonucuna varıldı.

Dönüşümsel Psikiyatri adlı bir bilimsel yayında yer alan araştırmaya göre, intihara eğilimli insanlarda belirli bir enzimin faaliyetinin azalması, beynin korunması için önemli olan bir molekülün üretimini azaltıyor.

Araştırmaya öncülük eden Sydney'deki Mcquarie Üniversitesi'nden Profesör Gilles Guillemin "Şu anda intihar eğiliminin ardındaki biyolojik mekanizmayı çok daha iyi görüyoruz. Bir sonraki adım intihar riski taşıyan insanlardaki quinolinik ve pikolinik asitleri tespit edebilecek basit bir kan testi." diyor.

Guillemin ayrıca bu kan testinin iki ya da üç yıl içinde yaygın bir şekilde kullanılabileceğini ve psikologlarla psikyatrlara intihar riski teşhislerini doğrulama şansı vereceğini söylüyor.

Professör Guillemin uluslararası ekibi üç yıl önce quinolinik asit adlı bir nörotoksinin intihar eğilimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu keşfetti. Bu asitin fazla olması beynin ruh hali ve davranışı düzenleyen bölümlerindeki nöronların faaliyet biçimini değiştiriyor.

Son çalışmada da intihar eğilimli insanlarda beynin korunması için önemli bir molekül olan pikolinik asitin daha az üretildiği saptandı.

Çalışmada aynı zamanda, antidepresan ilaçlar kullanan intihar eğilimli insanlarla, kullanmayanlarda aynı biyolojik değişikliklerin görüldüğü belirlendi.


İngiliz basını özetleri, 9 Aralık 2016

İngiliz gazetelerinde Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın, Suudi Arabistan'a yönelik açıklamaları İngiliz basınında geniş yankı uyandırıyor

İngiliz basını özetleri, 8 Aralık 2016

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın siyasi tutumu,İngiliz polisinin cinsel istismar yaptığını ve Bretix süreci bugün İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiliz basını özetleri, 7 Aralık 2016

İngiliz gazetelerinde Avrupa Birliği'nden çıkış süreci (Brexit) tartışmaları bugünün de gündemi olmaya devam ediyor