İngiliz basını özetleri, 3 Ekim 2016

İngiliz basını

İngiliz basınında bugün Başbakan Theresa May'in AB'den çıkılması için sürecin Mart 2017'de başlatılacağına dair açıklamaları ön plana çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiltere 23 Haziran'da Avrupa Birliği'nden çıkılıp çıkılmamasını oylamak için sandık başına gitmiş, oy kullananların yüzde 52'si AB'den ayrılmayı (Brexit) tercih etmişti.

Financial Times, İngiltere'deki AB referandumu sonrası David Cameron'un istifasıyla başbakan olan Theresa May'in, AB'den çıkış süreciyle ilgili ilk önemli açıklamasını yaptığına dikkat çekiyor.

FT, May'in yaptığı "tam bağımsız ve egemen bir İngiltere" vurgusunu, Avrupa ortak pazarından tamamen çıkma arzusunun net bir işareti olarak yorumluyor.

Theresa May'in Muhafazakar Parti'nin yıllık kongresinde yaptığı konuşmada, göçmenler konusunda İngiltere'nin "tam kontrolü" eline alacağını ve Avrupa Adalet Divanı'nın hükümlerini kabul etmeyeceklerini söylediğina dikkat çekiliyor.

Gazeteye konuşan AB'li bir diplomat "May egemenliği geri kazanmanın çok değerli olduğunu vurguluyorsa, ekonomik karmaşanın da bedelini ödemeye hazır olmalı" diyor.

Çıkış sürecinin Mart 2017'de başlaması durumunda İngiltere'nin Mart 2019 sonunda birlikten resmen ayrılabileceği belirtiliyor.

Guardian gazetesi, Avrupa Konseyi'nin May'in açıklamalarına yönelik tepkisine yer veriyor.

Konseyin zamanlamanın netleşmesini memnuniyetle karşıladığı, diğer AB ülkelerinin İngiltere ile yapılacak müzakerelerde "kendi çıkarlarını korumaya hazır" olduğunu belirttiği aktarılıyor.

Zamanlamanın netleşmesine Almanya ve İtalya Başbakanlarının da olumlu tepki verdiği ifade ediliyor.

Times ise May'in AB liderlerinden, müzakerelerden önce hazırlık süreci istediğini belirtmesini, İngiltere Başbakanı'nın müzakerelerde "küöük düşmekten korkması" olarak yorumluyor.

Haberde gelecek yıl Almanya ve Fransa'da yapılacak olan genel seçimlerde, seçmenin, kendi liderlerine İngiltere'nin cezalandırılması için baskı yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Daiy Telegraph ise May'in "Ekonomik başarı için Avrupa'dan öteye bakmalıyız" sözlerini manşete taşıyor ve İngiltere'nin Çin, Hindistan ve Singapur'un da içinde olduğu 8 ülkeyle serbest ticaret anlaşmaları yapmaya hazırlandığını duyuruyor.

"Türkiye'deki tasfiyelere yabancılar da dahil ediliyor"

Times, Türkiye'de 20 ay çalışan ABD'li bir anaokulu öğretmeninin, geçtiğimiz hafta Gülenci olmakla suçlanarak sınırdışı edildiğini duyuruyor.

Haber şöyle başlıyor: "Apolitik bir Amerikalı olarak, Kelsey Dean'in tahmin edebileceği en son şey, İslamcı bir gruba dahil olmakla suçlanmaktı. Ancak geçen hafta Türkiye'den ayrılmak isterken havaalanında durdurulde ve nezarethanede iki gece geçirdikten sonra ömür boyu Türkiye'ye giriş yasağı konularak sınırdışı edildi."

Dean'in yabancı bir ajans aracılığıyla, Türkiye'de Gülen taraftarlarınca işletilen bir okulda iş bulmuş olduğuna dikkat çekiliyor.

25 yaşındaki öğretmen "Ben sadece kontratlı bir İngilizce öğretmeniydim. Doğru düzgün Türkçe bile konuşamıyorum. Herhangi bir dini bağlılığım yok. ABD de bile siyasetle ilgilenmezdim" diyor.

Öğretmen çalıştığı okulda kimseden Fethullah Gülen'in ismini duymadığını da belirtiyor.

Gazete, Türkiye hükümetine konuyla ilgili olarak yönelttikleri soruya cevap alamadıklarına da dikkat çekiyor.

Çek Cumhurbaşkanı mültecilerin "ıssız adalara yerleştirilmesini" teklif etti

Financial Times'ın haberinde, Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milos Zeman'ın Avrupa'ya "ekonomik nedenlerle göç edenlerin" sınırdışı edilmesi gerektiğini söylediği ve Müslüman kültürünün Avrupa toplumuyla tamamen uyumsuz olduğunu iddia ettiği belirtiliyor.

Haberde Zeman'ın ayrıca mültecilerin Yunanistan'ın ıssız adalarına ya da Kuzey Afrika'daki "boş arazilere" yerleştirilmesini önerdiğini de dikkat çekiliyor.

Sakız adasındaki mülteci kampı

Zeman'ın ayrıca mülteci akını nedeniyle, aynı Almanların 1930'larda Nazilerce radikalleştirildiği gibi, Avrupa'daki ılımlı Müslümanların da radikalleşebileceğini söylediği belirtiliyor.

Financial Times Zeman'ınkilere benzer açıklamaların Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından yapıldığına da dikkat çekiyor.

"Çeyrek milyon çocuk ve genç, psikolojik destek alıyor"

Guardian'ın haberinde, İngiltere'de yaklaşık 235 bin çocuk ve gencin, depresyon, anksiyete ve yeme bozuklukları ile ilgili olarak Ulusal Sağlık Hizmetleri'nden (NHS) destek aldığı belirtiliyor.

Gazetenin açıkladığı verilere göre bu çocukların yaklaşık 12 bini 5 yaşın altında, 54 bin kadarı da 6-10 yaş aralığında.

Çocuk ve gençlerin akıl ve ruh sağlığıyla ilgili çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşu yetkilisi, sayıdaki artışın bir "uyarı ikazı" olduğunu söylüyor.

Uzmanlar ruhsal hastalıklardaki artışta, çocuk ve gençler üzerindeki akademik başarı, iyi görünme ve popüler olma gibi baskıların büyük rol oynadığına dikkat çekiyor.

Bu verilerin NHS'e başvuran hasta sayısına ait olduğu, gerçekte çok daha fazla sayıda genç ve çocuğun ruhsal problemler yaşıyor olabileceği belirtiliyor.

İnternetteki IŞİD aramaları başka sitelere yönlendiriliyor

Times gazetesi, Müslümanların internet yoluyla radikalleştirilmesini engellemeye yönelik olarak, IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) ile ilgili aram ayapan kullancıların başka sitelere yönlendirilmeye başlandığını yazıyor.

Yeni başlatılan projenin ilk ayağında, video paylaşım sitesi YouTube'da IŞİD ile bağlantılı video arayan kullanıcıların, cihatçı propoganday akarşı çıkan videolara yönlendirildikleri belirtiliyor.

IŞİD'in propoganda için kullandığı sloganların, IŞİD'in elindeki kasaba ve binaların isimlerinin proje kapsamında "izlemeye alınan" anahtar kelimeler arasında olduğu ifade ediliyor.


İngiliz basını özetleri, 8 Aralık 2016

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın siyasi tutumu,İngiliz polisinin cinsel istismar yaptığını ve Bretix süreci bugün İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor

İngiliz basını özetleri, 7 Aralık 2016

İngiliz gazetelerinde Avrupa Birliği'nden çıkış süreci (Brexit) tartışmaları bugünün de gündemi olmaya devam ediyor

İngiliz basını özetleri, 6 Aralık 2016

Avrupa Birliği'nden çıkış (Brexit) sürecinin gidişatını belirleyecek Yüksek Mahkeme duruşması İngiliz basınında öne çıkan başlıca haberler arasında yer alıyor