Ana Sayfa | Konuk Yazarlar

TÜRKİYE SURİYELİ MÜLTECİLERLE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİ !

Hüseyin Doğan yazdı

Londra’da yaşayan Türkiyeli topluma farklı alanlarda hizmet veren aynı zamanda rescue4children, (çocuklar için kurtuluş/çocukların kurtarılması anlamına gelen) vakfın başkanı olan genç ve sempatik iş adamı Sayın Mahir Kılıç’a ait’dir.

Sayın Editör, Aşağıdaki (ekteki) makalemi yayın ilkelerinize uygun görürseniz ilk fırsat’da  uygun köşelerinizin birisinde yayınlamanızı arzederim.               Teşekkür ve saygılarımla.

Hüseyin Doğan

(huseyin.dogan@btinternet.com

18 Ağustos 2014 Londra

TÜRKİYE SURİYELİ MÜLTECİLERLE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİ !

Benim nicedir kendi kendime içimde sesli olarak sessizce düşündüğüm şu cümle, Londra’da yaşayan Türkiyeli topluma farklı alanlarda hizmet veren aynı zamanda rescue4children (çocuklar için kurtuluş/çocukların kurtarılması anlamına gelen) vakfın’ın başkanı olan genç ve sempatik iş adamı Sayın Mahir Kılıç’a ait’dir.

Sayın Kılıç’ın bu vicdani ve insani yorumunu “Olay Gazete”nin Genel Yayın Müdürü sayın Nesin Fehmi ile Londra’ya yakında atanmış olan T.C. Büyükelçisini ziyaretinde yaptığı anlaşılıyor. Zira bizler bu haberi aynı gazetenin 15 Ağustos 2014 tarihli sayısında öğreniyoruz. Bu vesile ile sayın Kılıç’ın Türkiyede’ki Suriyeli mültecilerin dramını  kamuoyu gündemine taşımış olmasından dolayı kutlar ve teşekkür ederim. Hoşgörüsüne sığınarak sözlerinin devamında bazı alıntılar alarak makalemin içini doldurmaya çalışacağım. 

Sayın Kılıç’ın bahse konu makalesinde’ki ifadelerinden bazıları özetle şöyledir. (...Britanya’da politik veya ve ekonomik nedenlerden dolayı bu ülkede barınma başta olmak üzere sağlık, ve sosyal devletin sunmuş olduğu diğer hizmetlere buradaki göçmen, sığınmacı ve mülteci vatandaşlarımızın ne kadar kolaylıkla ulaştığı hepimizce çok iyi bilinmektedir (...)       

Ülkemize sığınan Suriyeli mültecilerin amaçlarının ülkemizi gezmek, görmek eğlenmek olmadığını “Suriyeliler’in sürmekte olan vahşetten kaçan sığınmacılar olduğunu asla unutmamalıyız (....)

 6 Nisan 1949 yılından altına imza attığımız İnsan hakları Evrensel Bildirgesi’nin gereği zorunluluktur.(...)

Bugün genelde Kanada, Kıta Avrupası ve özelde İngilterede yaşayan (çoğu’da iyi koşullar içinde bulunan) yurtsever ve milliyetci tanınan birçok’larıda ahbaplarım olan vatandaşlarımızın pekçok’ları, salt ekonomik kaygılar ve menfaatlar bazende bazı özel zorunluklardan dolayı, Türkiye’de baskı altında olduklarını, işkence gördüklerini kendilerinin ve ailelerinin can güvenliklerinin olmadığını beyan ederek ve vatanlarını (Türkiye’yi) karalayarak avukatlık ve tercumanlık masrafları bile o ülkelerin ilgili kurumları tarafından karşılanarak siyasi iltica talebinde bulunarak oturumlarını ve vatandaşlıklarını almış oldukları bilinen bir gerçektir.

Bu insanlarımız henüz oturum ve vatandaşlıklarını almadan önce bile evsahibi devletlerin kendi öz vatandaşlarının çoğunun bile bilmediği bir seri sosyal yardımlardan sistemi istismar edercesine yararlanmaya başlamışlardır. Bugün’de çokları stadü’lerine uygun olan yasal yardımları almayada devam etmektedirler. Elbetteki bu durum yukarıda bahsettiğim kalkınmış ve sosyal ülkelere dünyanın dört bir yanından az gelişmiş veya fakir ülkelerden gelerek yerleşmiş diğer göçmenler içinde geçerlidir. 

“Kendisi gurbet’de gönlü sılada,” olan ve genelde ilk nesil göçmenlere has bir duygu ile anavatanda olup bitenleri kâh kahırla kâh gururlanarak izleyen birisi olarak Türkiyede son zamanlarda Suriyeli insanlara karşı artış gösteren olayları kaygı ile izlemekteyim.

Oysa bugün ülkemizde bulunan komşu Suriyeli insanların hemen, hemen hepisi ülkelerinde 4 senedir devam eden kanlı iç savaşın mağdurlarıdırlar. Suriyede’ki bu iç savaşın bu kadar uzamasında, şiddetlenmesinde, ağırlaşmasında bizim yani hükümetimizin (yani T.C Hükümetinin) komşu evdeki yangına adeta körükle hatta benzinle katkıda bulunduğu konusunda hem içeride hemde dış dünyada büyük ölçüde kuşku birliği vardır. 

Özellikle Türkiyede yaşayan yurttaşlarımızın dikkatlerini çekmek isterim’ki, metropollerinin ana caddelerinde bayraklarımızı dalgalandırarak bayamlarımızı kutlayıp, mitinglerimizi gerçekleştirebildiğimiz sokakta kimlik soran polisini (bırakın biber gazı ve cop yemeyi) icabında tersleyebildiğimiz, fırsatını bulabildiğimiz olaylarda omuz atabildiğimiz ancak zaman, zaman münferitde olsa maruz kaldığımız horlanmalarda, dışlanmalarda ve ayrımcılıklarda’da ne kadar olumsuz etkilendimizi, burkulduğumuzu bilen bir İngiltere gürbetcisi Türk olarak bu yorumları yapmaya hakkım olduğumu düşünüyorum.                      

 İleri demokrasiye sahip olduğunu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti Devletinin . devlet olarak ve biz T.C. vatandaşlarının, canlarını kurtarmak adına büyük maddi ve manevi kayıplar vererek yurt ve yuvalarını terkedip diğer komşu ülkelerin yanısıra ülkemizede sığınmak zorunda kalmış çok sayıdaki Suriyelilere dindaş olduğumuzdan değil, önce insan olduğumuzdan sonra da 6 Nisan 1949 yılından altına imza attığımız İnsan hakları Evrensel Bildirgesinin gereği olarak  hoşgörü ve sempati ile yaklaşmak, maddi ve manevi yardımlarımızla acılarını azaltmaya çalışmak gibi tarihi bir görevimiz yükümlüğümüz vardır.


Dünyanın En Mutlu Ülkesi

Sevgili okuyucularımız, bu hafta yazarımız Arzu Sheridan'ın seyahatte olması nedeniyle arkadaşı İlkgül Karaca konuk yazar olarak sizler için güzel bir şehir paylaştı.