Ana Sayfa | Konuk Yazarlar

Tanrılar da yenilir


Obama,  “ISID won't be destroyed without Syria change” Suriye’de değişim olmaksızın ISID yıkılmaz. Diyor.  Bütün dünya aptal değilse, sorulması gereken soru, Afganistan, Irak ve Libya’yı  niçin yıktılar?  Bu ülkeler vahşice yıkilirken hep aynı yalana sığınmadılar mı? ABD’nin liderliği altında hareket eden devletler, terörü bir silah ve dünya eğemenlik mücadelesinde bir araç olarak kullanmadılarmi ?

Son 30 yıl içinde  ortaya çıkan terör örgütlerinin organizeleri, faaliyetleri  ve   yönlendirilmeleri,   ABD ve CIA tarafindan üstlenildi.  Terör, bir enstruman,  büyük devlet “kapasitesi” biçiminde görüldü ve  görülüyor. Terör örgütlerinin zaman zaman kontrolden  çıkıp,  planlama dışı kazalarla karşılaşması, kullanılan enstrümanın doğasına uygun bir durum.

 

Bütünsel dünya, sadece belirli ölçülere ulaşabilen insan topluluklarının yaşama hakkı elde ettiği bir yerleşke değildir.  Tüm canlılar, doğal bitki örtüsü ve bütünsel doğanın korunması  öncelikli  temeldir.  Hayvanların nasıl yaşamaları gerektiğine, “akıllı insanın” karar vermeye hakkı olmadığı gibi, “üstün insanların” daha “aşağıda görülen”  topluluklara hükmetme, yaşam biçimi dayatma hakkı da olmamalı. Ayrıca, yeni bir aşam biçimini  zorla,  askeri bir güçle  yonetmesi hiç bir devletin hakkı ve yetkisinde olamaz.  

 

Dünya , büyük bir yerleşke.   Bu büyük yaşam  alanı  üzerinde yaşayan tüm canlıların, nasıl yaşamalarını düzenleme hakkı, büyük devletlerin hakkı olamaz. Bütünsel doğa ve tüm canlılar, dünya  yerleşkesi  içinde, doğal/uyumlu,  kendi öz yönetileri  ve yaşam şekilleri altında  yaşama hakkına sahiptir.  Bu yerleşkenin canlı, cansız tüm varlıklarını, evrim ve doğa olayları dışında, değişime uğratma,  yok edilmesine kalkışmanın adı yıkımdır, katliamdır ve terördür.  Doğal yerleşke içinde var olan, bazı bitkilerin  ve canlıların varlığını ortadan kaldırmaya yönelik eylemler ile, İnsanlığı cinsiyet, ırk, etnik köken, dil, din ve düşüncelerine göre ayrıştırmak ve çatıştırmak, doğaya karşı işlenen en büyük suçtur. 

 

Dünya yerleşkesi içinde yer alan  bazı bölgelerin  geri kalması,  bazı devletlerin  ulaştığı gelişmişlik düzeyinin gerisinde kalması, eşit olmayan  kapitalist-emperyalist gelişim  yasasının bir sonucu. Bir üretim biçiminin yarattığı bölgesel çelişmeleri, şiddet yoluyla çözme  girişimi, üretim ilişkisinin saldırgan karakterinden kaynaklanır. Kapitalist üretim biçimi, dünya yerleşkesi içinde oluşan yeni çelişmelerin ortaya çıkmasına yol açar.   

 

Bir bölgenin rejimini başka bölgelere zorla ihraç etmesinin, sonu gelmez sorunlara yol açtığı çok açık ve nettir. Ortaya çıkan sorunları askeri güç yoluyla elimine etme  uygulamaları, insanlığa olduğu kadar, doğaya karşı da sonu gelmez yıkımlar yaşatmıştır. İnsanlığın en az yüz yıl önce ulaştığı deneyime dayalı bilgi/bilinç sıçraması, askeri devlet şiddetini dışlamakla kalmamış, uluslararası önlemlere yol açmıştır. Birleşmiş Milletler Teşkilatının oluşumu, doğrudan doğruya, devlet ve devletlerin, haksız uygulamalarını önleme amaçlı olması, bu duruma kanıttır. BM’nin kuruluş ilkeleri ve uygulamaları, dünya barışının geliştirilmesi yönünde önemli bir gelişimdir.  BM’in kuruluş amaçları  etrafında  bir araya gelen,  irili ufaklı tüm üye ülkelerin benimsedikleri yasalar, barış içinde bir arada yaşama ilkesidir.  

 

Uluslararası alanda ortaya çıkan çelişmeleri en aza indirme ve dünyada asgari barışı sağlama olasılığı her zaman vardır.  Yerleşke içinde bir  arada barış içinde yaşamanın asgari koşulu, toplumların  iç işleyişe karışmama ilkesidir.

 

Bu yaklaşımlardan, bir bölgede başlayan, insan ve doğa katlıamına karşı sessiz kalmayı gerektirmez. Ortadoğu’da El Kaide, Taliban, ISID, Bako Haram ve  Hamas gibi terör örgütlerinin kanlı katliamlarına, emperyalist müdahale dışında pek çok önlem vardır. Terör, bütün biçimleri ile birlikte insanlığa karşı  suçtur. Dünyamızda, terör örgütleri, desteklenip özendirilmediği sürece, değil bölge çapında, en küçük bir alanda dahi terör gelişemez. Karşı olunması gereken, bir ülkenin, bir rejimin, dış müdahale ile yıkıma uğratılması yoluna gidilmesi. Bir ülke halkının iradesi yerine,  büyük bir  devlet iradesinin olusturulmasi.  Karşı olunması gereken, bir ülkenin ve halkın zor  yoluyla “hizaya”  getirilmeye çalışılması.

 

Son 20-30 yıl içinde ortaya çıkan olaylara bakıldığında, dış askeri müdahalelerin yol açtığı ağır sorunlar, olağanüstü büyük yıkımlar  ve kanlı katliamlara ve sonu gelmez düşmanlıklara neden olmuştur.  Sovyetler birliğine karşı uygulanan “Yeşil Kuşak” stratejileri gereği kurulan ve kullanılan, islamcı örgütler, acı ve gözyaşına sadece taşeron  oldular.  Sonu gelmez, saldırı  ve askeri işgal,  Afganistan’ı  yıkmakla kalmadı, Pakistan da yıkıldı. Pakistan’ın çöküşü, ABD’nin Afganistan’ı işgali ile başlamıştır. Dönemin ABD devlet Başkanı G.W. Bush’un, “taş üstünde taş bırakmayız, Ortaçağa dönmeye hazır olun” tehtidi, Pakistan özelinde uygulamaya konulmuştur.   

 

Benzer uygulama, Irak’a karşı da uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor. ABD’nin başını çektiği işgal güçleri  milyonlarca insanı öldürüp, milyonlarcasını sakat bıraktıktan sonra, İrak halkının tüm değerlerini yağmaladılar. Yakıp-yıkıp-bölüp, içinden çıkılması zor, kanlı bir terör ortamına bıraktılar.  

 

Irak işgalinin ağır sonuçlarını  umursamayan, devletler,  yıllarca İran üzerinde de tehditlerini sürdürdüler.  İran, tehdide boyun eğmediği için kanlı sorunların ortasında,  kana bulaşmamayı şimdilik  başardı. Fakat,  ABD’nin başını çektiği Batılı devletler,  tüm Kuzey Afrika ve Ortadoğuda  askeri saldırılarını sürdürmeye devam eiyorlar.  Mısır da, terörist Müslüman Kardeşler  örgütü darbe sonucu iş başına geldi.  Mısır ciddi bir çatışma ve istikrarsızlıktan sonra,  bölünüp parçalanmaktan son anda kurtuldu. Aynı başarıyı  Libya gösteremedi ve  yıkıldı. Yıllardır Libya da kanlı çatışmaların önüne geçilemiyor. Libya’yı yıkan güçler, yağmaladıklarıyla yetindiler. Libya’yı ateş içinde  atan güçler, Suriye üzerine yürüdü.  “Bahar ayklanması” denilen  eylemler içinde, yandaş terör örgütleri hazırlandı, eğitildi ve silahlandırıldı. Afganistan da terör örgütü ilan ettikleri Taliban ve El-Kaide  gibi örgütlere, Irak, Libya ve Suriye de “özgürlük ve demokrasi” madalyası verilip, silah, cephane ve araç-gereçlerle desteklenildi.  Adı sanı bilinmeyen örgütler, kanlı pratiğin içinde bölgenin petrol  ticaretinden ciddi haraçlar almaya başladılar. Batının güdümündeki terör  örgütleri bölgede istikrarsızlığın yaratıcısı olmakla kalmadı, devlet yıkıp-devlet kuracak hale getirildiler.  

 

Bu yıkımın sonuçları ve sorumluları, insanlığın bilincinde netlik kazanmaya başladı. Batılı devletlerin, “herşeyi bilen çok demokratik liderleri”  dünya ölçeğinde sorgulanıyor artık. Ellerinde bulundurdukları olağanüstü silahlar ve askeri güçlerine karşı, icat ettikleri terör şimdi onları da vuruyor. Dünya  yerleşkesinin tanrıları  yenildi. Dünya’nın tanrıları, kendi  silahlarıyla vuruluyorlar.  Dünyannın tanrıları, insanlığa karşı giriştikleri savaşı kaybettiler.  İnsanlık kendi kaderini ellerine almanın büyük hazırlığı içinde.

 
Duygu Amber  (Londra)

Dünyanın En Mutlu Ülkesi

Sevgili okuyucularımız, bu hafta yazarımız Arzu Sheridan'ın seyahatte olması nedeniyle arkadaşı İlkgül Karaca konuk yazar olarak sizler için güzel bir şehir paylaştı.