Ana Sayfa | Konuk Yazarlar

Prokrustes’in Döşeği KOBANİ


Yunan mitolojisine göre, antik çağda yaşayan eşkıya Prokrustes’in  kendi boyuna uygun demir bir döşeği varmış.  Soymaya kalkıştığı insanları demir döşeğe bağlar, boyu  kısa olanları döşeğin boyu kadar uzatır, uzunları da kesermiş.

 

Antik çağın eşkıyası Prokrustes’den bu yana değişen nedir?  

 

Prokrustes yatağı yenilenmiş,  modernize edilmiş. Yataklar ve yöntemler çeşitlenmiş, çoğaltılmıştır. Üretimdeki hızlı artışa paralel, şiddet unsurları da çeşitlenmiş. Gelinen aşamada, Prokrustes uygarlığı, “gelişmiş Batı” uygarlığı düzeyine evrilmiştir.  

 

Sistemlerin gelişip güçlendiği, rekabetin arttığı çağımızda, eşkıya Prokrustes, kendini çağın gereksinimlerine uygun bir biçimde güncelledi. 

 

Dünyamızın son yüz yıllık sürecine bakıldığında, sömürü ve baskı aygıtlarında görülen yöntem çeşitliliği açıkça görülür. 

 

1. Dünya savaşının o dehşet ortamında, Osmanlı devleti, Prokrustes yatağına bağlandı ve ilk bağlanan devlet oldu. Zaten, 1. Dünya savaşı, özü bakımından “hasta adamın” mirasını paylaşmak amaçlı değil miydi? Osmanlı’nın bağlandığı demir döşekten geriye, bugün kü Türkiye kaldı. 

 

Eşkıya Prokrustes, ülke ve devlet soygunlarına ara vermedi. 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında, Türkiye olarak kurtulduğumuz yataktan,  20. Yüzyılın ortalarında yeniden bağlandık. 65 yıldır süren  operasyonun sonucunda," ne olur" sonucunu sezinleyebilmemiz  cok zor. 

Bilmemiz gereken, bu tuzağa, ikinci kez neden düştüğümüz sorusuna yanıt aramak daha önemli değil mi! 

 

12 Eylül Darbesinden  bu yana ellerinde Kuran, “din lazımdır”, “dindar bir nesil yaratmayı”  dillerine dolayan yöneticilerin, eşkıya Prokrustes’in suç ortakları olduklarını saptamak zorundayız.  

Küresel eşkıyalık, oldukça örgütlü. Evcil keklikler olmadan, devletlerin keklik gibi tuzağa düşürülmesi olanaksız.  

 

Yakın geçmişe bakıldığında, Irak’ın Prokrustes yatağına düşürülmesinde, Türkiye yönetim kadrosu, evcil keklik rolünü oynamadı mı?  

 

Libya’nın tuzağa düşürülmesi ve yıkımında, aynı keklik ötmedi mi? 

 

Suriye’de süren iç savaş, Suriye’nin Prokrustes yatağına bağlanıp operasyona uğramasında, Türkiye'nin evcil keklik görevini üstlenmesi, gerçek değil mi? 

 

Ortadoğuda, kendi nesline, komşularına  yabancılaşan Türkiye’ye, evcil avcı keklik rolü verilmesinin çok yönlü etkenleri var.  Bilinen en temel neden, terör ve teröerü sürdüren taşeron örgütlerin varlığı.  Al-Kaide,  ISID, Nasura ve PKK  gibi örgütler, Ortadoğu çapında Prokrustes hesabına çetecilik yapıyorlar.  

 

Terör örgütlerinin yoğun faaliyetleri sonucu, pek çok “dini bütün”, ya da, “merhamet sahipleri”,  Kobani göklerinde  umutla ABD uçağı beklemeye başladı. 

 

AKP Hükümeti bir süre “mırın-kırın” ettiikten sonra, Kobani' de kurulan demir döşeğe yattı. 

Arkasından, Kobani'de kurulan eşkıya döşeğine yatanların sayısı bir hayli arttı. CHP Genelbaşkanı, Kobani’dekiler “vatanlarını kurtarma  savaşı veriyorlar” dediği anda, kendini demir döşekte buldu. Arkasından, beyinlerini kullanmak yerine, salt vicdanlarını kullanan, bir kısım sol-sosyalist aydın ve yazarlar, Kobani'de eşkıya tuzağına düşmekten kurtulamadı. 

Eşkıya Prokrustes, ISID aracılığıyla  “ölümü gösterip,”  Kobani’de herkesi “sıtmaya razı etti.”

Bölge çapında dozu yüksek, karmaşık terör’ün arka planını göremeyenlerin, Kobani de kurulan eşkıya  tuzağına düşmekten kurtarılmaları beklenmiyordu zaten. 

 

Olayın tezgahlandığı Kobani sahnesinin dramatik oyununun seneryosunu yazmanın bir anlamı kalmadı. Kobani üzerinde büyük bir teslimiyet ve ihanet oyunu sahneye kondu. O sahnede herkese uygun bir rol vardı.. Oyuncuların “yufka yürekli” olması bir yana, olguları iyi analiz etmeleri önemliydi. Yaratılan korku ortamını, kendi korkularına dönüştürüp teslim olmaları böyle sağlandı. ISID üzerinden yaratılan  “korkulara” teslim olanlar,  Prokrustes yatağına yatmaktan kurtulamazdı. 

 

Kobani' de eşkıya  yatağına yatanlar bir anda, “kırk katır mı, kırk satır mı” seçeneği ile karşı karşıyalar kaldılar.

 

Yaratılan korkunun  öylesine acıklı sahneleri vardı ki, pek çokları, korkulardan korkmaya başlamıştı.  Biraz daha korkutma  sürseydi, Prokrustes yatağına düşmeler kaçınılmazdı.

Ama Evcil keklik  hala ötmeye devam ediyor... 

Duygu Amber

 


Dünyanın En Mutlu Ülkesi

Sevgili okuyucularımız, bu hafta yazarımız Arzu Sheridan'ın seyahatte olması nedeniyle arkadaşı İlkgül Karaca konuk yazar olarak sizler için güzel bir şehir paylaştı.