Ana Sayfa | Konuk Yazarlar

GENÇLERİ ELEŞTİRMEK

genclik_raporu

Birkaç orta yaşlı insan bir araya geldi mi başlıyorlar gençleri eleştirmeye. Gençleri eleştirmeye ne kadar çok meraklılar değil mi? Neler söylenmiyor ki?

 

” Gençler okumuyor, okusa da ciddi şeyler okumuyor, ciddi şeyler okusa

da anlamıyor... İşleri güçleri bilgisayar başında oturmak, televizyon

izlemek, internette chat yapmak, telefonda sürekli arkadaşlarıyla

konuşmak. Hem de boş konuşmak… Politikayla ilgilenmiyorlar. Ne dünya

sorunları, ne de ülke sorunları konusunda bilgileri yok... Derin ve

sürekli ilişki kuramıyorlar, hep geçici ve yüzeysel ilişkiler

kuruyorlar, çoğu da maddi çıkara dayanan türden ilişkiler.”

 

Bu eleştirilerde haklılık payı var mıdır? Varsa bu durumun tek

sorumluları bu gençler midir? Şöyle bir durup düşünmek gerekmez mi?

Günümüzde gençler ile ana babaları arasındaki farkın, şimdiye kadar

hiçbir kuşakta görülmedik kadar derin ve sarsıcı olduğunu görmeliyiz

ilk önce. Türkiye'de oldukça güçlü bir orta sınıfın oluşmasıyla

birlikte toplumun yaşam biçimi de değişti. Otomobili olan, yazları

tatile giden, çocuklarını özel okullara gönderen, eve bilgisayar ve

internet hizmeti alabilen, bütün aile fertlerinin cep telefonu

taşıdığı, eski kuşaklara göre daha liberal ilişkilerin olduğu aileler

var oldu. Böylesine köklü şekilde değişen bir aile yapısının yeni

kuşaklar üzerinde derin farklılıklar yaratması kadar doğal bir sonuç

yoktur.

 

İkinci bir neden de, teknolojide meydana gelen değişikliklerdir.

Günlük yaşamımızı büyük bir şekilde değiştiren cep telefonu ve

internet o kadar çok yaygınlaştı ki. Tabii bir de buna uydu

yayınlarını da ekleyebiliriz. Sınıf yapısında meydana gelen

değişikliklerle beraber ortaya çıkan bu teknolojik yenilikler, yalnız

yaşam kalitemizi etkilemekle kalmadı, aynı zamanda hayat anlayışımızı,

dünyayı algılayışımızı, beklentilerimizi de değiştirdi.

 

Böylelikle de doğal olarak bir önceki kuşaktan çok farklı yeni bir

insan modeli oluştu. 'Gençler okumuyor!' deniyor. Evet bir anlamda

doğrudur. Zira, görsel kültür günümüzde o kadar çok ağır basıyor ki

nedeni budur diye düşünüyorum. Yine önemli olan fark daha vardır ki,

gençlerin bilgiye ulaşma kanallarının değişmiş olması. Birkaç dakikada

internet sayesinde istedikleri bilgiye ulaşma olanaklarına sahipler

artık.! Evet tüm bunlar disiplinli okumanın vereceği sistematik

düşünme yeteneğini geliştirmelerinde onları zorlayacaktır ama yazıktır

ki bunun da kolay ve hazır bir çözümü halihazırda bulunmuş değildir.

 

Gençlerin 'maddiyatçı', 'bireyci' olduğu, politikayla, ülke ve dünya

sorunlarıyla pek ilgilenmedikleri eleştirisine gelince... 12 Eylül'ün

ve aşırı liberal politikaların bir mirası değil midir bu sonuç?

Üniversite örencilerinin siyasal partilere üye olmasını bile

yasaklamadı mı bir ara? Aileler 'Aman yavrum, politika tehlikelidir,

etliye sütlüye karışma' diye yetiştirmedi mi çocuklarını? 'Köşeyi

dönmek' bir ideal olarak sunulmadı mı? Ne bekliyorduk ki? Aslında bir

önceki kuşağın yarattığı tüm olumsuzluklara rağmen az bir kesim bile

olsalar gençlerin nasıl olup da hâlâ politikayla ilgilendiklerine

şaşmalı aslında. Onlar yepyeni bir dünyanın çocukları. Hem onları

yetiştiren kuşak sizlersiniz. Bu nedenle çok da eleştirmeye hakkınız

yok. Ya da kim bilir, belki de biraz da kıskandığınız için mi

eleştiriliyorsunuz onları bu kadar? Ne dersiniz?

 

Arzu Kök

 

Dünyanın En Mutlu Ülkesi

Sevgili okuyucularımız, bu hafta yazarımız Arzu Sheridan'ın seyahatte olması nedeniyle arkadaşı İlkgül Karaca konuk yazar olarak sizler için güzel bir şehir paylaştı.