Ana Sayfa | KÜLTÜR-SANAT

Irak'taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı

kerkuk

Araştırmacı yazar Ali Kerküklü’nün 4.kitabı olan “Irak'taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı” IQ Kültür Sanat Yayıncılık tarafından yayınlandı. Kerküklü’nün yeni kitabı kitabevleri ve tezgâhlardaki yerini aldı.Ali Kerküklü 2006’de yazdığı Oyun İçinde Oyun Kerkük kitabında bölgenin geleceğiyle ilgili olarak çok önemli sayılabilecek bir öngörüde bulunmuştu.

Ali Kerküklü o bölgenin insanıdır ve bölgeyi de iyi tanıyor, doğup büyüdüğü bölgenin dili, psikolojisi, sosyo-kültürel yapısı ve bölgede yaşayan toplumların nasıl düşündüğünü bilen birisidir.  Ali Kerküklü 2006’de yazdığı “Oyun İçinde Oyun Kerkük” kitabında bölgenin geleceğiyle ilgili olarak çok önemli sayılabilecek bir öngörüde bulunmuştu: “Bölgede bir yangın var, bu yangın komşu ülkeleri ilgilendirmez denilirse, herkes bilsin ki, bu yangın bölgeye sıçrayacak ve uzandığı her yeri alev alev tutuşturacaktır. Eğer zamanında gerekli önlemler alınmazsa Kürt bayrağının Mahabad (İran), Kamışlı (Suriye) ve Diyarbakır'da (Türkiye) dalgalanmayacağını kim garanti edebilir? Dış güçler zaten bu yangını körüklüyorlar. Bölge ülkeleri, olup bitenleri çok iyi takip etmeli ve birbiriyle işbirliği içine girmelidir. Çünkü bu yangın her geçen gün tüm Ortadoğu’yu kapsayacak derecede hızla ilerliyor.” (Yıl 2006).

50 sene önce Irak'taki senaryonun (kimlik tanıma, anadilde eğitim, özerklik veya federasyon) aynısı Türkiye'de sahneleniyor, bu taleplerin altında yatan asıl gerçek topraktır. Sözde Kürdistan dört yöne (Irak, Türkiye, İran ve Suriye) genişleyince ve birleşince, Türkiye’nin birliğini devam ettirmek mümkün olur mu? 

Suriye Kürtleri, ele geçirdiği Suriye şehirlerindeki (Cezire, Kobani, Afrin ve Tel Abyad) Kürt nüfusunu koruma adı altında bölgenin demografisini (nüfus yapısını) değiştirerek, Arap ve Türkmenleri göçe zorlayarak Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yönetiminin temellerini oluşturmaya çalışıyor.Yani Suriye Kürtleri Irak’taki gibi Türkiye sınırı boyunca bir Kürt koridoru oluşturuyor. Nereye doğru? Akdeniz’e doğru! Sıra Türkiye’de!

Kitabın önsözünü yazan Ali Kerküklü bu yeni kitabında şöyle diyor: “3 milyon nüfuslu Irak Devleti içinde Türkmenler; Araplar ve Kürtler ile birlikte üç “asli unsur”dan birini oluşturmaktadır. Türkmenler, en eğitimli, kültürel düzeyi en yüksek ve şehir hayatına en alışkın etnik unsurdur. Buna rağmen önce “Araplaştırılma”, şimdilerde ise “Kürtleştirme” politikaları ile Türkmen varlığı ortadan kaldırılmaya ve kimliği yok edilmeye çalışılmaktadır. Türkmenler, yıllardır binbir çeşit baskı, eziyet, işkence ve katliamlara maruz kalmaktadır. Ne yazık ki bugün bile bu çileleri bitmeyip, korku altında yaşamaya devam etmektedirler. Bugün Türkmenlerin yurtları, yaşadıkları yerler bazı grupların işgali ve istilası altındadır.

ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesi ile 10 Nisan 2003’ten beri Irak’ta Türkmenleri sindirmek ve yıldırmak için Türkmenlere yönelik bombalı saldırılar düzenlenmektedir. Kamunun üst düzey Türkmen yetkililerine ve sivil kuruluşlara yönelik bombalama eylemlerinin yanında tutuklama, tehdit, suikast, sivilleri öldürme, göçe zorlama, mallarını ele geçirme, soygun ve fidye istemek için Türkmenlerin kaçırılmaları olayları bölgede yaşanmaktadır. Yani Türkmenleri dünyanın gözü önünde bölgeden arındırmak istemektedirler. 

10 Haziran 2014 tarihinde Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) saldırılarından dolayı Irak’ta iç karışıklıkların başladığı günden itibaren yaklaşık 1 milyon 200 bin insan evini terk etmek zorunda kaldı. Musul'un 10 Haziran 2014'te IŞİD'in, Türkmen şehri Kerkük’ün 12 Haziran 2014’te peşmergenin ve Türkmen ilçesi Telafer’in IŞİD'in eline geçmesinin ardından önemli bir bölümü Türkmenlerden oluşan 375 bin kişi evlerini terk etti. Irak'ta yaşanan krizin en büyük kurbanı olan  Türkmenler, doğup büyüdükleri topraklarda soykırıma uğrayıp, canlarını kurtarmak için yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda bırakıldılar.

Irak, IŞİD saldırılarından dolayı tam bir kaos ve göç dalgasıyla karşı karşıya kaldı ve bundan en çok etkilenenler ise pek gündeme gelmeyen Türkmenler oldu. Yüz binlerce Türkmen çöllerde, dağlarda ve yollarda cehennem sıcağında kendilerine barınacak yer aradılar. Güneşin altında günlerce bekleyen Türkmenler, kamyon, otomobil ve minibüslerle bir yerden bir yere gitmeye çalıştılar. İki üç aileyi birlikte küçücük arabalara tıkıştırılmış şekilde görmek sıradan bir durum haline geldi. Türkmenler Irak’ın içlerinde göç hâlinde iken panik hâli içerisindeydiler.

Irak Türkleri, IŞİD ve peşmerge arasında kültürel soykırım ve kitlesel soykırım tercihleri arasında bırakılmış, yüz binlerce Irak Türk’ü, ölüm ve zorunlu göç arasında sıkışıp kalmıştır. Irak Türklerinin can ve mal güvenliği, Türkmeneli’nin şeref, namus ve iffeti yok edilmeye çalışılıyor. Türkmenleri dünyanın gözü önünde bölgeden arındırılıyorlar. Türkmenlerin karşı karşıya kaldığı olaylar açıkça kıyım ve etnik temizliktir. 

IŞİD, Türkmen illerinde katliam yaparken; Peşmerge de Türkmenlere zulmederken; Türkiye'de "Türkmen" ismine sahip çıkma manasında hareket eden bir hükümet yetkilisi dahi yoktu.

İnsan hakları konusunda faaliyet gösteren tarafsız ve bağımsız yabancı kuruluşların dahi durumlarına dikkat çektikleri Türkmenlerin sorunlarına yeterince ilgi göstermeyen ülkelerden biri de Türkiye’dir. Kamuoyunda sempati yaratmaya yönelik ufak adımlar dışında son yıllarda Türkiye’nin Türkmenler konusunda somut bir politika geliştirememiş olması son derece üzücüdür.

Dünya petrol üretiminin %72’ si “Büyük Ortadoğu” diye adlandırılan bu bölgede üretilmektedir. Bugün “stratejik ortak” olmakla övünülen emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) en önemli adımı, tüm dünya petrol rezervlerinin bulundukları ülke halklarının değil emperyalizmin tekeli altına alınması, dağıtımının yine aynı güç tarafından denetlenmesidir. Okyanus ötesinde hazırlanan ve 27 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi öngören Büyük Ortadoğu Projesi, bu coğrafyada adım adım uygulanmaktadır.

Petrol zengini Türkmen şehri Kerkük, bölgesel ve uluslararası bir öneme sahiptir. Resmi rakamlar bu kentin, dünya petrol rezervinin yüzde 7,5’ine sahip olduğunu teyit ediyor. Kerkük’te Petrol zenginliği olmasaydı Kerkük böylesinin önemi artar mıydı? Kerkük petrol kurbanıdır ve faturasını da insanlar canları ile ödüyor.

Türkmenleri, Irak’ın siyasi sahnesinden silmek isteyen Kürt gruplar, Türkmenlerin yaşadıkları bölgeleri demografisini (nüfus yapısını)  değiştirmek, Kürtleştirmek ve ele geçirmek için tüm güçleri ile çalışıyorlar. Dış güçlerin hedefi bölgede bir Kürt devleti (ikinci bir İsrail) kurmaktır. Petrol zengini Türkmen şehri Kerkük olmadan, Kürt devleti kurma fikri bir anlam ifade etmiyor. Kuracakları devleti yaşatabilmek için bölgenin kalbine ve tüm hayat damarlarına mutlaka sahip olmak gerekiyor. Bunun bilincinde olan Kürt grupları, Kerkük’ü ele geçirmek ve Kerkük’ü Kürtleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. 

Kürt grupların son yıllarda Türkmen şehri Kerkük´ü zorla ele geçirmek için uyguladığı sistemli çabalar herkesin malumudur. Tapu ve nüfus daireleri yakıp yıkılıp, tarihi Türk mezarları parçalanıp, Türkmenler zulümlerle yıldırılmaya çalışılırken; Türkiye, İran ve Suriye’nin Kürt Bölgeleri’nden gelen 700 bin Kürt Kerkük´e yerleştirilmiştir. Türkmenler ancak dillerinden, kültürlerinden hatta evlatlarının canlarından feragat etme şartlarıyla Kerkük´te kalabilme hakkına sahip olabilmişlerdir. Kürt grupların ortak nihai hedefi, Türkmenleri Iraktan çıkarmak ve bölgede bulunan petrol yataklarına hâkim olmaktır. Kerkük’ün Kürtleştirilmesi ise bu hedefe giden adımların en önemlisidir. Bu durumun gerçekleşmesi halinde, Kürtlerin büyük ideali “Büyük Kürdistan”ın dört yöne (Irak, Türkiye, İran ve Suriye) genişlemesinin önündeki en büyük engel de ortadan kalkmış olacaktır.

Türkmenler, bin yılı aşkın bir süredir Irak topraklarında yaşamaktadırlar, köklü geçmişi, ülkede bıraktığı zengin tarihî ve kültürel mirası günümüzde bile halen daha canlılığını korumaktadır.

Türkmenleri kim koruyor? Maalesef hiç kimse. Türkmenler, kendi kaderlerine terk edildiler.

İsrail, Irak’ın kuzeyindeki Kürt isyancı gruplar ile 1950’li yıllarda yakın ilişki kurmuştur. İsrail, Irak devletine karşı yapılacak isyanda kullanılmak üzere Iraklı Kürtlere büyük miktarda savaş malzemesi, silah, mühimmat, cephane ve askeri eğitim vermiştir. Irak’ın kuzeyinde topladığı Kürt peşmergeleri, uzman eğiticiler kullanarak eğitmiş ve Kürtlere yardım etmek için maddi ve manevi her türlü desteği sağlamıştır. Her adım, İsrail’in stratejisi ve menfaatleri çerçevesinde atılmıştır. İleride kurulacak kukla bir Kürt Devleti’nin İsrail üzerinde Araplar tarafından kurulan baskıyı hafifleteceği hesapları yapılıyordu. İsrail, Kürt işbirlikçilerine Irak ve bölgedeki ülkeler hakkında istihbarat toplaması karşılığında bütün imkânlarını seferber etmiştir. Bu amacının gerçekleştirilmesinde de en önemli kartı her zaman için Kürt gruplar olmuştur.

IŞİD’in arkasında bakın kimler var? Rusya'ya sığınan ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve ABD ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) eski çalışanı Edward Snowden’ın verdiği bilgilere göre: “IŞİD, bölgede İsrail'in güvenliğini tesis ediyor. ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratları, dünyadaki bütün terörü ‘eşek arısı yuvası’ adlı bir strateji ile bir araya getirmeye çalışıyor. Üç ülke böylelikle dünyanın her hangi bir noktasında ajanları tarafından yönetilen yerel bir terör örgütü sayesinde hem enerji kaynaklarına ulaşmayı hem de bölgelerdeki siyasi boşluğu doldurmayı hedefliyor.” diye vurguluyor.

İsrail'i korumak için, Ortadoğu'da İsrail'e karşı olan grupların kendi içlerinde savaştırılması, İslami değerlere zarar veren ve bölgeyi kaosa sürükleyen IŞİD'in ise İsrail hakkında hiçbir açıklamada bulunmaması ve sürekli savunmasız insanları hedef alması dikkat çekiyor.” 

Kitabı Türkiye’deki tüm kitapçılardan veya Avrupa’daki Türkçe kitap satan kitapevlerinden temin etmek mümkün…

Ali Kerküklü’nün diğer kitapları: Oyun İçinde Oyun Kerkük (Kumsaati Yayınları- İstanbul 2006), İstihbarat Oyunları Petrol ve Kerkük (IQ Kültür Sanat Yayıncılık- İstanbul 2008), Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük (Kumsaati Yayınları- İstanbul 2010).

Fahri Özcan

 


'İçerde' dizisinde yürek dağlayan o sahne

Show TV'nin reyting rekortmeni İçerde dizisinde Mert bu hafta her şeyi öğreniyor.

Bal mumu heykel müzesinde o sanatçının heykeli yok

İstanbul'da açılan bal mumu heykel müzesinde her alandan pek çok ünlü ismin heykeli bulunuyor. Tarkan'la görüşmüş olmalarına rağmen müzede heykelinin olmaması dikkatlerden kaçmadı.

Sinemaseverlere müjde, bu hafta 8 film vizyona giriyor

Sinema salonlarında bu hafta 5'i yerli olmak üzere 8 film izleyicilerle buluşacak