Ana Sayfa | KÜLTÜR-SANAT

Mübadele Aşkları isimli romanın yazarı Gülsüm Öz

mubadele asklari gulsum oz

Yeni çıkan Mübadele Aşkları romanınızda sizi ne etkiledi. Yazmaya teşvik eden en ilginç şey ne idi gibi sorularla başladık röportaja. İşte Gülsüm Öz ve Mübadele Aşkları romanı.

Roman kahramanlarımı etnik kökenlerinden ya da farklı dinlerinden dolayı birbirine düşürmeyi pek sevmem.“MÜBADELE AŞKLARI” isimli romanın yazarı GÜLSÜM ÖZ’ ü tanıyalım önce.Gülsüm Öz, çocuk yaşta yazdığı “Vatan” isimli şiiri ile ilk ödülünü 13 yaşındayken TRT’den aldı. Yazım yaşamına gazetelerde köşe yazarak devam etti. Gelişim yayınları “Büyük Larousse” da düzeltmenlik yaptı.“İltica” isimli ilk romanı 2009 Ekim ayında, “Anneler Kızları ve Esrar” isimli romanı 2012 yılında çıktı. 2014 yılında İltica üçlemesinin ikincisi “Hoş Bulduk Londra” isimli romanı yayınlandı. 2016 yılında “Mübadele Aşkları” romanı piyasa raflarında yerini aldı. KYD yazarları ile ortak yazdığı romanları “Tanıklarla 12 Eylül” , “Söz kesmek Kına Yakmak” ve “Konan Göçen Kadınlar” dır. 2010 yılında “Bülbül’ün Çilesi” isimli öyküsüyle Yahya Konbolat en iyi yayınlanmaya değer öykü ödülü aldı.

 

 

 

Sanatsal ve kültürel uğraşılarının yanında sosyal projeleri ile adından söz ettiren Gülsüm Öz, 1989 yılında Türkiye’de ilk kez “Tam Gün Ücretsiz Yaz Okulu” nu Fatma Girik başkanlığında açarak binlerce çocuğun ücretsiz olarak spor ve kültür eğitimi almasını sağladı. Sokak Çocuklarını tedavi ettirme, okula yazdırma ve ailelerine kavuşturma projelerini hayata geçirdi. “Küçükçekmece Sokak Çocukları Umut Evi” ni onlara armağan ettirdi. Çevko ile iş birliği yaparak Katı atıkları değerlendirme projelerini başlattı. İstanbul da “Küçükçekmece Kadın Sığınma Evi” ni açtı.

 

Gülsüm Öz, halen roman ve öykü yazmaya devam etmekte, Marmara Sanat Akademi’sinde yazarlık dersleri vermektedir.

 

Yeni çıkan “Mübadele Aşkları” romanınızda sizi ne etkiledi… Yazmaya teşvik eden en ilginç şey ne idi?

 

Bana en ilginç geleni, İki gencin ilişkisinde Aşk, Mantık, Din ve Kominizim arasında dengeli bir uyum vardı bunu yakaladım, ve yazdım. Aşk, farklı medeniyetler çatışmasında zaten birçok yara alırken bir de ayrılık. Mecburi ayrılık üstelik de. Devletler eliyle ayrılanlar. Ne kadar güçlü olursan ol. Bu aşkın karşısında devletler var. Atalarının yaşadığı mübadele ayrılığının, halen gençlerin hafızalarından silinememesi de ilginç bir travma aslında.

 

Genellikle romanlarınızda göçer gider insanların hikayelerine yer vermenizin sebebi nedir?

 

Aşıkların, Sürgünlerin, Yahudilerin, Rumların, Amerikalıların, Türklerin kısacası bütün göçmenlerin bitip tükenmeyen anıları, sanırım yazarları da sinema sektörünü de daha çok meşgul edeceğe benziyor.

 

Önce “İltica” isimli romanımda sonra da İltica üçlemesinin ikincisi olan “Hoşbulduk Londra” isimli öykümde sürgünlere yer verdim. Daha sonra tekrar kaleme aldım.

 

Göçmen ve İlticacı arasındaki fark derin midir sizce.

 

Evet. İlticacılar yasal yollarla gitmemişler. Kaçak yollarla başka ülkeye gidip, kendi ülkesindeki yönetimden şikayet edenlerin hikayesi. Kendi ülkelerinde güvende olmayanların kaçış öyküleri göçmenlerinkinden daha dramatiktir, gidecekleri yere varıncaya dek. Şu anda savaştan kaçan Suriyeliler gibi.

 

Göçmenler için bu yolculuk ilticacıların ki gibi illegal ve tehlikeli değildir. Göçmenler için yolculuk legaldir. Göçmenlikte zor günler başka ülkeye ayak bastığında başlar. Bir de vatan hasreti üzerine toz biber olur.

 

Gerçi ülkelere göre değişen ayrıntılar olsa da ilticacılar gittikleri ülkenin devletine sığınırlar. Okul, eğitim, sağlık, barınma ihtiyaçları devlet tarafından sağlanır.

 

Göçmen kendi isteğiyle, göç eder. Gittiği ülkede çalışıp o ülkeye vergi öder.

 

İlticacı ve Göçmen olmak insanları mutsuz ediyor mu sizce ?

 

Hep bir vicdan rahatsızlığı vardır. Hep bir şey eksiktir ilticacının gönlünde… Hasret. Bir dost hasreti, vatan hasreti. Denizin kokusu, toprağın kokusu burunlarında tüter mutlaka. Gittikleri ülke de hayal ettikleri gibi değildir genellikle. Gitmeden önce beklenti farklıdır. Ancak dönmek de kolay değildir artık. Dönemezler. En yakınlarının ne cenazesine ne de düğününe gidemezler. Çok acıdır bu.

 

 

 

 

Romanlarınız gerçek yaşanmış bir hikaye mi?

 

Romanlarımın çoğu gerçek olaylardan oluşuyor… Romandaki kahramanlarımın çoğu sıra dışı, akıllı ve cesur insanlar. Böyle olmasa yazılamazdı zaten.

 

Yeni çıkan “Mübadele Aşkları” romanınızdan söz eder misiniz biraz.

 

Kitaptan kısa bir alıntı bu soruya en güzel cevap olacak.

 

Birbirlerini sevdikleri her hallerinden belli oluyordu. İkisi de Yunanistan’dan gelmişti… Mehmet Dimitri Selanikli Türk… Basri Vasili İstanbullu Rum’du.

 

Dimitri Mehmet’in gözünden bir damla yaş yanağından aşağıya akmaya başladığında kimse onu susturamıyordu. Bebek fotoğrafını öperek tekrar özenle gömleğinin yaka cebine koydu. Sonra avucundaki zarları sallayarak;

 

“Ne düşünürsün mori? Atarsam tek yeki veririm koltuğuna tavlayı.” dedi.

 

“Nerede sende o bilek bre tahterevalli!”

 

Birbirlerini sevdikleri her hallerinden belli oluyordu. İkisi de Yunanistan’dan gelmişti… Mehmet Dimitri Selanikli Türk… Basri Vasili İstanbullu Rum’du.

 

İşte bu ihtiyarların torunlarıydı aşk ateşiyle kavrulan.

 

Okuyucularıma heyecan içinde okuyacakları bir kitap yazdım ve onlara emanet ediyorum.

 

Romandaki kahramanlarınızdan söz eder misiniz biraz?

 

Roman kahramanlarımın çoğu sıra dışı, güçlü ve kişilikli.

 

Bu romandaki kahramanlarımın çoğu barış ve sevgiden yanadır. Aşk vazgeçilmezdir.

 

Kahramanlarım harikalar yaratıyorlar bu romanımda. Ancak onların harikalar yarattıklarını sanıp alkış tuttuğunuzda bilin ki onların bütün bu marifetlerine ben izin verdim.

 

Bazı kötü karakterlerim de vardır elbette. Bunlar kalemi elimden alır, terör estirir… katliam severler…

 

Ben terörü, katliamı sevmem. Genellikle kahramanlarımın hayallerimi katletmesine de izin vermem ama bunlar gerçek… Onlar zaten yaşıyor… o zorunlu göçü de atlattılar zaten.

 

Evet… romanımda meraklı kahramanlarım da var… genellikle kendi öykülerini kendileri yazarlar… Tam da düşündüğüm gibi yazarlar. Bu nedenle fazla yorulmam.

 

Romanımdaki kahramanlarımla gurur duyuyorum. Herkesin onları tanımasını çok istiyorum.

 

Onlar da az okuyanların ara sıra kulağını çeksin istiyorum.

 

Kahramanlarım başlarına gelen felaketlerde en zoru başarırken kafalarındaki denklemlerle kör düğümleri bir bir çözerken bunu okumakla başardıklarını da hatırlatmak isterler.

 

Sesimi çıkarmam.

 

Kahramanlarımın kişilikleriyle oynamam. Dış Pazar için bir şey yazmam.

 

Kahramanlarımı etnik kökenlerinden ya da farklı mezhep ve dinlerinden dolayı birbirine düşürmeyi pek sevmem. Onlara insan olarak bakarım. Bu onların çok hoşuna gider.

 

Seks konusuna pek girmediğimi bilen kahramanlarım da özel hayatlarını didiklemediğim için memnundurlar… bazıları yazmamı isterse… değinirim biraz.

 

Romanlarımın yöresel olmamasına çok dikkat ederim.

 

Bu romanımda da sözcüklerin sonuna noktayı koyduğumda kahramanlarıma veda etmenin hüznü çöker üstüme. Kızını kocaya veren anne psikolojisi gibi bir şey. Artık yarattıklarım benden çıkar.

 

Ancak onlarla tanışacak kaynaşacak okurları düşününce rahatlayabilirim.

 

 


Sinemaseverlere müjde, bu hafta 8 film vizyona giriyor

Sinema salonlarında bu hafta 5'i yerli olmak üzere 8 film izleyicilerle buluşacak

Vatanım Sensin dizisinin fragmanı yayında, merak edilen 'Leon' sorusuna cevap bulunacak

Vatanım Sensin 6. bölümünün son fragmanı yayınlandı. Perşembe akşamı yeni bölümüyle ekranlara gelecek olan dizide merak edilen "Leon öldü mü?" sorusunun cevabını alabilirsiniz.

'Çağrı' filmi Türk dizisi olarak uyarlanıyor, baş rolde ise o isim var

"Çağrı" filmi, dizi olarak Türk televizyonlarında yayınlanmaya başlayacak. Filmde Quinn'in oynadığı Hz. Hamza'yı Türkiye'de Kenan İmirzalıoğlu canlandıracak.