Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Yanlış ekonomik politikaların sonucu

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

 Geçtiğimiz yılın ekonomik tablosuna bir bakalım:

İşsiz sayısı 5 milyonu bulmuş. Batık kredi kartı sayısı 7 milyonun üstünde. Borç batağı içinde yaşam mücadelesi verenlerin gerçek sayısı 20 milyonu buluyor. Pahalılık ve enflasyon azmış, alım gücü azalmış. 2014 yılında başlayan bu kara tablo bütün hızı ile içinde bulunduğumuz 2015 yılına da kara bulutlar gibi çökmüş. Yoksulluk ana sorun olarak karşımızda duruyor.

Şimdi şu noktaya dikkat:

AK Parti 14 yıllık iktidarını, bugüne kadar uyguladığı ekonomik göstergeler sayesinde elde etmiş bulunuyor. Ancak, 2014 yılı itibarı ile ekonomimizde çökme başladı. Nereden geldiği belli olmayan sıcak para akışı ile suni de olsa ekonomimiz ayakta tutulabildi. 

Bir de özellikle şu noktaya bakalım:

Şubat ayında ödemeler dengesi 3 milyar 196 milyon dolar açık verdi. Cari açık ise beklentilerin üzerine çıktı ve bir önceki aya göre 1,1 milyar dolar arttı. Geçen yılın aynı ayına göre 146 milyon dolar azaldı. Kaynağı belirsiz döviz hareketini gösteren “net hata ve noksan” kaleminde ise 4 milyar 282 milyon dolar girişi dikkatlerden kaçmadı. İşte bu miktarın Eylül 1998’deki 4,5 milyar dolarlık seviyesinden bu yana en yüksek giriş rakamını oluşturuyor. 

Özetle kaynağı belirsiz döviz girişi son 17 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda görünüyor.

Ancak, daha sonra rüzgâr tersine esmeye başlayınca, zaten diken üzerinde bulunan ekonomik durumumuz da çökme noktasına sürüklendi. Bugün, bu sıkıntılar iyice su yüzüne çıktı, sıkıntı daha da büyüyor. 

“Sarsılmaz” denilen Türk ekonomisi, ne var ki bugün iyiden iyiye sallanmaya başlamış görünüyor. Merkez Bankası’na yapılan müdahalelerin de ortaya getirdiği tabloyu hepimiz yakından takip ediyoruz. 

Ekonominin sıcak para, kara para ve borçla döndürülemeyeceğini söyleyenler de var. Son olarak kaynağı belirsiz 4,3 milyar Doların ülkemize geldiğini bizzat Merkez Bankası yetkilileri açıkladı. Bu paranın nasıl ve kimler için geldiği yönünde muhalefetin suçlamalarına ise bugün Hükümet yetkilileri sessiz kalıyor. 

Geçinme sıkıntısı içinde olanların kredi kartlarına yüklenmeleri, daha sonra da bunları ödeyememesi başka ne ile izah edilebilir?

Tüketiciler Birliği Başkanı Mehmet Deniz, yaptığı açıklamada 9 milyon kişinin kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini, vatandaşların artan enflasyon karşısında çaresiz kalarak kartlara yüklendiğini söylüyor. Yaşanan sorunu da yanlış ekonomik politikalara bağlıyor.

Vatandaşların kredi kartlarını geçmişte olduğu gibi bilinçsiz kullanmadığını, geçinme sıkıntısı içinde bulundukları için mecburen kullanmak zorunda kaldıklarını da Tüketiciler Birliği Başkanı Deniz açıklamalarında dile getiriyor. “Mutfaklardaki enflasyon ise açıklananların iki katı büyüklüğünde “diye de ekliyor. 

Ortada artan işsizlik ve kötüye giden bir ekonomik durum var. Kredi kartlarındaki durumun ise felakete doğru gidildiğine özellikle dikkat çekiliyor. 

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes, “Türkiye enflasyonda kötü yolda ayrışıyor” diyor. Symes “ Türkiye’de enflasyonun düşürülmesi yönündeki politikalar başarıya ulaşmadı. Bugünkü enflasyon dinamiği yeniden büyümenin rekabet gücünün potansiyel bir engeli olarak karşımızda duruyor. Üzülerek söylemek istiyorum ki bu da bizde tedirginlik yaratıyor” diyor.

İhracattaki rakamların da ürküntü vermeye başladığını söylemeliyiz. Nitekim TÜSİAD yöneticileri bundan da büyük sıkıntı yaşandığına dikkat çekiyor. 

Büyüme yavaşlamış olduğundan yatırımlar da durma noktasına gelmiş bulunuyor. Yatırımın olmadığı bir yerde istihdam ve işsizliğin önlenmesi mümkün mü? Türkiye, şimdi bu sıkıntıların da içinde bulunuyor.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ekonomi kökenlidir. Türkiye’nin ekonomisini değerlendirdiği bir açıklamasında AK Parti Hükümeti’nin 2007 yılından bu yana kredi genişlemeleri ile köpük ekonomisi uyguladığını söylüyor. Vural “İktidara geldiğimizde reformist ekonomik politikaları uygulayacağız” diyor. Oktay Vural, Hükümetin ekonomide gardının dağıldığını, dikiş tutturamadığını ve ülkeyi her geçen gün daha da batağa sürüklediğini sözlerine ekliyor.

Söylemek istediğimiz noktaya gelelim:

Siyasi parti liderleri meydanlara çıkmaya başladı. Milletin bugün en büyük sorunu ekonomidir. İşsizliktir, geçinememe sıkıntısıdır, yoksulluktur. Seçmen, oy vereceği partinin bu sorunlara bakışını, çözüm önerilerini, yollarını meydanlarda arayacaktır. 

Tabloya baktığımızda özellikle muhalefet partilerinin ekonomi konusunda umut verici öneriler ve programlarının çok daha önemli olabileceği de ortaya çıkıyor. Sanıyoruz bu konular daha çok gündeme gelecek ve ilgi görecektir.

Yanlış ekonomik politikaların sonucu bugünkü durumu ortaya getirmişse, doğru olan ekonomik politikaları ortaya koymanın da tam zamanıdır.