Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Nefret yükseltildi, bölünme Gizlendi

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Geçenlerde Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden değerli hocam Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran sosyal paylaşım sitesinden ilginç bir yazı yayınladı. “Bazı yerlerine katılmasanız da bir albay arkadaşımdan gelen önümüzdeki gelişmeler ve tehlikeler açısından ilgi çekici bir yazıyı 1-2 harf değişimi ile paylaşmak istedim” diye de not etmiş. 

Bilindiği gibi PKK’nın siyasi uzantısı HDP’in Meclis’e taşınmış olması özellikle milliyetçi çevrelerde tepki ile karşılandı. HDP’ ye destek veren gruplara ve oy verenlere karşı tepkiler de büyüyor. 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim sonuçlarını değerlendirirken, hiçbir zaman HDP ile koalisyon için bir araya gelinmeyeceğini, HDP destekli koalisyonlara da destek vermeyecekleri açıklayarak kesin tavrını ortaya koymuştu. 

Her ne kadar HDP’liler “Türkiye partisi olacağız” diyorlarsa da bunun son derece yanıltıcı olduğunun altını çizmek istiyoruz. Nitekim kin, nefret ve intikam dolu açıklamaların geldiğini, ardından özür dilendiğini de ilk günde yaşadık. Bundan sonra nasıl bir gelişme veya gelişmeler olur bunu da hep birlikte göreceğiz.

Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nefret konuşmalarının ön plana çıkarıldığına ve bölücülerin Meclis’e girmesinin yolunun açıldığına da dikkat çekiliyor. 

Günümüzdeki gelişmeler açısından biz de son derece önemi bulduğumuz bu yazıyı hocamızın da izni ile sizlerle paylaşmak istedik.

" Türkiye’yi bölen demokrasi…

Bu seçimlerde, emperyalizm, sistem partilerinin tıkandığını, Türkiye’yi yönetemez konumda olduğunu biliyordu.

İşi taşeronlara bırakmadı.

 

Seçim sonuçlarını, doğrudan, kendisi, kendi formüllerine göre dizayn etti.

Asıl taşeronu olan FETO'yu ikinci plana aldı. FETO’ya, Erdoğan nefretini çoğaltmanın dışında fazla bir görev verilmedi. FETO’un doğrudan bir partiyi desteklemesi istenmedi.

 

İstenmedi çünkü oyun bozulabilirdi.

FETO yandan destekledi. Kendi gerçek gücünü göstermek için de, birkaç aday koydu. O kadar.

PKK’nın Meclise taşınma işi tamamen TÜSİAD tarafından görev olarak üstlenildi.

PKK’ya dışarıda silah ve strateji desteği veren Amerika, bu kez de, doğrudan propaganda desteği ile PKK(HDP)yi Meclise taşıdı.

Biliyorsunuz, halkla savaşlar, medyalar üzerinden yapılır. Savaş medyada başlar, medyada biter.

 

Medyatik rejimin bu sefer ki enstrümanı; Erdoğan nezdinde yaratılan nefret oldu.

Erdoğan nefreti; seçimlerin ayıracıydı. PKK’nın özerklik talebi RTE’ ye duyulan kini artırarak, gizlendi. Sanki bölünme yok, demokratik seçimler var gibiydi…

 

Nefret söylemi öyle bir tavan yaptı ki, seçmenlerin gözü bölünmeyi göremedi.

Nefret yükseltildi. Bölünme gizlendi. PKK Meclise getirildi.

Nefret yükseltildi. HDP demokrasinin havarisi oldu.

 

Öyle bir demokratik mekanizma işletildi ki, terörün Meclise girmesi demokrasi olarak görüldü.

 

Peki, bundan sonra bizi neler bekliyor.

Batıya eklemlenmekten başka bir siyaseti olmayan sistem partileri, şimdi kendi aralarında ürettikleri bu kaosu çözecekler.

İktidar formülü zaten daha önceden, ABD tarafından ilan edilmişti. Edilmişti, çünkü bölünmenin Anayasa metnine işlenmesi ve bölünmenin meşru hale getirilmesi gerekiyordu.

 

Sistem nefret üzerinden, iki planı birden yürüttü. Erdoğan’sız bir AKP ve bölünmeye ortak olan bir CHP…

Oy vanalarının nefret kriteriyle ayarlanması sonucunda, AKP CHP koalisyonuna varıldı.

Böyle bir koalisyon şekli, ne RTE’nin ne de Davutoğlu’nun arzu ettiği bir iştir.

Bu koalisyonu dışarıdan PKK da destekler.

Bugün Amerika’dan yapılan açıklamada, seçim sonuçlarından olan memnuniyeti belirten ifadeler yer aldı.

 

ABD Dışişleri Sözcüsü JEFF Rathke, "ABD olarak yeni seçilmiş parlamento ve gelecekteki hükümetle çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Bir sürü koalisyon formülü konuşulacak, tartışılacak sonunda bundan başka çare yok diyerek, AKP CHP koalisyonuna varılacak.

 

Allah’ın emri değil, Amerika’nın isteği bu yönde.

NATO’su, OECD’si, DB, GB, Gizli İstihbarat anlaşmaları ve finans sistemleriyle, Amerika’ya bağlı olan bir ülkenin, kendi kendini yöneteceğini sanan biz saflardan başkası değildir.

 

Ordusunu NATO’un yönettiği, ekonomisini TÜSİAD’ın yönettiği, bankalardaki paraların %70’inin Amerikan parası olduğu bir yerde, seçim yapsan ne olur, yapmasan ne olur?"