Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Önce hesaplaşma, sonra Helalleşme

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Daha önce seçimden çıkan sonuçların çok iyi değerlendirilmesi ve analiz edilmesi gerektiği konusunda bir yazı yazmış ve “Öncelikle muhalefet partilerinin seçmenlere verdiği sözleri tutmaları ve yapılması gereken hesaplaşmanın da gerçekleşmesi gerekiyor” demiştik.

Şimdi, koalisyon hükümetleri konusunda çalışmalar yapılıyor. Yeni Hükümet kurma çalışmalarında adı geçen muhalefet partileri de “kırmızı Çizileri”ni ortaya koyuyor. Bu çizgiler “geçmişle hesaplaşma” olarak da değerlendirilebilir.

Şimdi gündemde en güçlü koalisyon Hükümeti olarak AK Parti-MHP ortaklığı bulunuyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim sonrası yaptığı açıklamalarda “Hesaplaşmadan helalleşme olmaz” demişti. Bahçeli “Menfaatin çekim gücüne kapılıp da fedakârca yapılan mücadeleler bir kalemde silinir mi? Önümüze bakalım derken geçmişi inkâr edersek, ya varlığımızdan ya da haysiyetimizden oluruz. Buna da kimsenin hakkı olmayacaktır” diyor.

Bahçeli, Türkiye’nin 13 yıllık karanlık bilançosunun ortadayken, bunun görmezden gelinmesinin de mümkün olamayacağına vurgu yapıyor.

Aslına bakılacak olursa, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin söylediklerinde akıl dışı bir şeylerin olmadığı görülecektir. Bahçeli ihanet olarak değerlendirdiği çözüm sürecinin sona ermesini, Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’nın çizdiği sınırlar içinde kalmasını, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarının dosyalarının açılıp, bu iddiaların var olup olmadığının ortaya dökülmesi gerektiğini istiyor. Bize göre bu istekler bir koalisyon hükümetinin önünü tıkayacak nitelikte istekler değildir. Kaldı ki Bahçeli, milletin istekleri doğrultusunda hareket ediyor.

Her şeyden önce verdiği sözlerin arkasında duruyor, kendisine oy verenlere ihanet etmiyor.

Şu gerçeğin altını kalınca çizelim:

Muhalefet partilerinin tabanı, öncelikle verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Kim ne söylemişse onun mutlaka yerine getirilmesini bekliyor. Seçim sonrası partilerin tabanlarında yapılan araştırmalarda da bu gerçek bütün çıplaklığı ile görüldü.

Eğer, verilen sözler yerine getirilmez, geçmişten hesap sorulmaz ise, bunun faturasının ağır olabileceğinin de gözlerden uzak tutulmaması gerekiyor.

Hesap zamanında gündeme getirilmesi konulara da kısaca göz atalım:

17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarının araştırılması ve dosyaların açılması. MİT TIR’ları konusundaki gerçeklerin ortaya çıkarılması. Yolsuzluk ve rüşvet iddialarına adı karışan eski 4 Bakan’ın Yüce Divan’a gönderilmesi için oylamanın yapılması. İç Güvenlik Paketi’nin yeniden değerlendirilmesi. Seçim barajının indirilmesi. Terör örgütü ile “açılım” paketi görüşmelerinin sonlandırılması. Memur, emekli ve işçilerin ücretlerinin iyileştirilmesi. Asgari ücretin uygun seviyeye getirilmesi. Hukuk sisteminin düzeltilmesi. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’nın çizdiği çizgilerin sınırlarına çekilmesi ve tarafsız hareket etmesi.

Yapılması gerekenler ana hatları ile bu şekilde sıralanıyor. Zaten, dikkat edilecek olursa seçmen 7 Haziran’da yapılan seçimde oy dağılımı ve ince ayarını bunlar için yaptı. 8 Haziran sabahı herkes derin bir nefes aldı. Yaşanan onca acı olayın hesabının sorulması için de muhalefete “yeşil ışık” yaktı. Millet, yapılan tüm haksızlıkların, yolsuzlukların, adam kayırmaların, yandaş kıyakların hesabının sonuna kadar sorulmasını istiyor ve bekliyor. İsteklerin ve vaatlerin hiç birinin hasıraltı edilmesini istemiyor.

Şu an için muhalefet partilerin bu konularda son derece dikkatli ve duyarlı hareket etmekte olduğunu gözlemliyoruz. Hiç kuşkusuz bu tabloda AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı’nın da ders alması ve buna göre hareket etmesi kaçınılmaz görünüyor. Herkesin ayaklarının yere basması, ülkenin önünün açılması gerekiyor. Milletin beklentilerinin dışında hareket edilmesinin faturası bundan sonra çok daha ağır olabilir.

Bu satırlar yazılırken, CHP ve MHP kanadından yolsuzluk ve rüşvet iddialarında adı geçen 4 eski bakan ve Cumhurbaşkanı için Yüce Divan önergesi hazırlıklarının yapıldığı duyumlarını aldık. Zaten MHP Genel Başkanı Bahçeli Erdoğan için “Yüce Divan”da yargılanacağını seçim meydanlarında seslendirmişti.

Muhalefet seçimlerden güçlenerek çıktı. Meclis’te de yüzde 60 çoğunluğu elde etti. CHP, MHP ve HDP Yüce Divan konusunda birlikte hareket ederek Milletvekili çoğunluğu ile bunu gerçekleştirebilirler. Bunun ilk adımlarının atılmış olmasını da bu açıdan olumlu bulduğumuzu belirtelim.

Bugünkü muhalefet gücü ve çoğunluğu ile daha birçok konuda kararların alınması, hayata geçirilmesi de gerekiyor. Milletin isteğinin de bu yönde olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, muhalefete daha çok iş düştüğünü de görürüz.

Seçim barajının düşürülmesi de şu anda gündemde bulunuyor. Zaten seçim öncesi Başbakan Davutoğlu da bu konuda yaptığı açıklamada “Seçim barajını düşürme konusunda çalışma yapacağız” demişti. Bugün seçim sonunda ortaya çıkan tabloyu iyi okunabilirse barajın kimlere yaradığı, kimlere zarar verdiği açık ve net olarak görülecektir.

Hiçbir şey saklanmasın, ortada bir şey varsa açığa çıkarılsın. Millet gerçekleri görsün. Yoksa zaten sorun kalamayacaktır. Geçmişe dönük kafalarda soru işaretlerinin kalmaması gerektiğini biz de destekliyoruz. Bu açıdan muhalefet partilerinin atacağı her olumlu adım mutlaka kamuoyu tarafından da destek görecektir.