Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Ego’lar bir kenara Bırakılacaksa

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Öyle görünüyor ki, içinde bulunduğumuz Haziran ayı Hükümet kurma çalışmaları açından sıcak ve hareketli geçecek. Sıralamada en çok oyu ve milletvekilini alan AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu’nun koalisyon çalışmalarına başlaması ile pazarlıklar da hızlanacak.

Ancak, bu süre başlamadan önce AK Parti içinde hesaplaşmaların yapılması, içerideki bazı sorunları aşması gerekiyor.

Özellikle muhalefetteki üç partinin birleştiği ana nokta “Yolsuzluk ve rüşvet iddialarının soruşturulması, eski 4 Bakan’ın dosyalarının yeniden açılması ve Yüce Divan’a gönderilmesi konusunda çalışma yapılmasıdır. 

Bu demek oluyor ki, AK Parti hangi partinin kapısını çalacak olursa bu “kırmızıçizgi” ile karşılaşacak. Zaman kaybını önlemek, tartışmalara nokta koymak için biz, öncelikle AK Parti’nin kendi içinde bu sorunu çözmesi gerektiği anımsatmak istiyoruz.

Sorun hiç kuşkusuz yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile de sınırlı kalmıyor. Cumhurbaşkanı’nın Anayasal çizgisine çekilmesi, terör örgütü ile yürütülen “süreç”in sonlandırılması, Türkiye’nin bağımsız bir hukuk düzenine geçmesi, refah düzeyinin artırılması da AK Parti içinde çözülmesi gereken konu başlıkları olarak dikkatleri çekiyor.

Bunları neden yazıyoruz?

Bu yazdıklarımız, milletin de isteği ve beklentisidir. Seçimden çıkan tablo, millet isteklerinin bu doğrultuda olduğunu zaten ortaya koyuyor. Bu konularda yan çizen olursa, hiç kimse şüphe etmesin, millet bunları işaretleyecektir. Yapılması düşünülen ilk erken seçimde de bu değerlendirme ışığı altında görüş ve eğilimlerini sandığa yansıtacaktır.

Eğer AK Parti, Cumhurbaşkanı’nın da işaret ettiği gibi Ego’ları bir kenara bırakacaksa, öncelikle içeride hesaplaşmalıdır. 13 yıldır ortaya konulan enkazın kaldırılmasında da sağduyulu hareket edip, koalisyon ortaklığını bunun üzerine kurmalıdır.

Yine konu ego’lardan açılmışken, seçimin yeni AK Parti’nin artık ayaklarının yere basması gerekiyor. Ortaya koyabileceği koşullarda ego’larına teslim olmaması gerekiyor. Yoksa hükümet kurma çalışmalarında bir sonuç alması mümkün olabilir mi? Demek ki neymiş, ego’lar bir kenara bırakılacakmış. Zaman içinde bunları da göreceğiz.

Bunlar olmadığı takdirde AK Parti, geçen süre içinde daha da erime gösterebilir.

İktidar olmaya alışık kadrolar eğer birkaç ay içinde beklenen sonuçlar ortaya çıkmaz ise tespih taneleri gibi dağılabilirler. Bu da yapılacak ilk seçimde AK Parti’nin bugün aldığı oyu ve çıkardığı milletvekili sayısını çıkaramayacak duruma geleceğini gösterecektir. 

Seçim sonrası Bülent Arınç, yaptığı açıklamada “AK Parti iktidar olmaya alışmıştır, biz iktidarsız yapamayız” sözleri gerçekte bu yazdıklarımızı ifade ediyor. Zaten AK Parti teşkilat ve kadrolarına baktığımızda da partilerinden yeniden iktidar olmayı beklediklerini görmüş oluruz.

Bu süreci muhalefet partileri iyi kullanabilir, oyunu iyi oynama gayreti içinde olabilirlerse AK Parti’nin daha da erimesini hızlandırabilirler. Bu nedenle önümüzdeki birkaç ay bu söylediklerimiz açısından son derece önem taşıyor.

Burada önemli olan konu, AK Parti hükümet kurma çalışmalarına başladığında kapısını çalacağı partilerin beklentilerini karşılayabilecek konumda olacak mı, olmayacak mı? Eğer, hükümet kurma çalışmalarında ciddiyet varsa, kapalı kapılarda ardında başka hesaplar yoksa ilk önce AK Parti’nin ego’larını bir kenara bırakması, kapısını çalacağı partilerin isteklerine hazırlıklı olması gerekiyor. Bu hazırlıklı olma da olumlu yönde gelişme göstermelidir.

Davutoğlu, bütün siyasi partilerin isteklerinin hangi yönde olduğunu ve neler içerdiğini çok iyi biliyor. O nenle bu konuların parti içinde çözümü ile sahaya çıkılmasını daha sağlıklı buluyoruz. Sonuç alınmak isteniliyorsa bunlar yapılmalıdır.

Bu noktada muhalefet partilerinin ortak noktalarında ego’larını bir kenara bırakması beklenmesin. Eğer, muhalefet seçmene verdikleri bu sözleri “ego’larımızı bir kenara bırakmak zorunda kaldık” derlerse, bu yenilgiyi baştan kabul etme anlamına gelir. Yapılacak bir seçimde de en büyük tokadı muhalefet yemiş olur. Muhalefetin bu tuzağa düşmemesi gerekiyor.

Eğer bir koalisyon Hükümeti kurulacaksa elbette ki her parti kendi açısından az da olsa ödün vermek zorundadır. Muhalefet cephesinde yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, Cumhurbaşkanı’nın Anayasal çizgiye çekilmesi ve “süreç”in sonlandırılması ego’nun dışında kalmaya mahkûm görülüyor. Diğer bazı konularda ödün veya yumuşamaya gidilmesi de normal olarak değerlendirilebilir. 

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: 

13 yılın enkazını yaratan AK Parti Hükümeti olduğuna göre, burada ego’larını bir kenara bırakacak olan da bu parti olmalıdır. 13 yılın onarımının kolay olmayacağını görüyoruz. Başta iş dünyası olmak üzere, şimdi herkes bir an önce hükümetin kurulmasını, düzenin sağlanmasını, birlik ve bütünlüğün pekiştirilmesini bekliyor. İç ve dış sorunların aşılmasında da güçlü hükümet formüllerine ihtiyaç olduğunu bir kez daha anımsatmaya gerek var mı bilmiyoruz?