Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Gül’e karşı cepheyi Genişletiyorlar

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 12 yıllık danışmanı Gazeteci Ahmet Sever’in çıkardığı kitaptan sonra Abdullah Gül, AK Partililer tarafından adeta hedef tahtasına oturtuldu. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen AK Partili milletvekilleri ve yönetim kadrosundaki isimler Gül’ü partiyi bölmeye yönelik adımlar atmakla suçluyor. 

Aktif siyasete döneceğine ilişkin haberlerin yayılması üzerine başlatılan Gül karşıtı açıklamalar ve suçlamalar havalarda uçuyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı her alanda savunan ve Erdoğan’a toz kondurmayan sivri dilli Gaziantep Milletvekili Gazeteci Şamil Tayyar, Gül’e karşı en ağır eleştirilerinden birini yaptı.

Şamil Tayyar açıklamasında “Süleyman Demirel kötü bir final yaptı. Aynı şey bugün… Sayın Gül partimizin kurucularından. Partimizin ilk Başbakanı, ilk cumhurbaşkanı. Çok önemli görevlerde bulundu. Bu parti sizi Dışişleri Bakanı yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Daha ne yapacak ya? Daha ne yapsın? Siz de müsaade edin, bu partinin önünü açın. İnsanlar gelsin size danışsın, elinizi öpsün. Siz de gençlere tecrübenizi aktarın. Bir genel başkan yardımcımız ‘torun mu sevsin’ dedi. Torun sevmek ayıp bir iş mi? Gerekirse torun sevsin” dedi.

Şamil Tayyar’ın söyledikleri bu kadarla da sınırlı değil. Bakınız daha neler söylüyor:

“Sayın Gül’ün kendi ismi üzerinden siyasi spekülasyon yapılmasından rahatsızlık duyması gerekirdi. Sitemim var. Sitem dosta yapılır zaten. Sayın Cumhurbaşkanımızın ne kadar fedakârca ve özveriyle çalıştığını hepimiz gördük. Keşke Abdullah Bey şunu yapabilseydi… Eski cumhurbaşkanı olarak 3-5 yere gitseydi, insanlarla bir araya gelseydi kötü mü olurdu? Kayseri’de 2 milletvekili kaybettik, yüzde 52′ye düştü oyumuz. Kayseri’de iki görünseydi, Kayseri mitinginde görünseydi…. Ondan sonra çıkıyor yemek yediği bir milletvekili, ‘siyasete girebilir’ falan diyor… Bu yanlış. Ak Parti’de bir genel başkanlık sorunu mu var? Niye biz başka isimler üzerinden senaryo üretiyoruz? Seçimden önce kulislerde Sayın Gül’e yakınlığıyla bilinen bazı isimler şu havayı yaydı… Seçimde AK Parti büyük bir yenilgi alacak. Genel Başkan değişecek, kongre yapılacak. Sayın Gül de genel başkan olacak diye bir hesap yapıldı. Bu hesap tutmadı. Sayın Gül ise bu hesabın içinde doğrudan olmasa bile bu hesabı yapanların değirmenine tavrıyla su taşıdı. Daha özenli bir yol izleyebilirdi. Etrafındaki bazı eski bazı siyasetçilerin kafasını karıştırmasına izin vermemesi gerekir. AK Parti erirse 20′ye 30′a düşerse sen gelsen ne olur?”

Erdoğan’a yakın bazı isimler de Gül karşıtı açıklamalarla dikkat çekiyor.

Bu tür açıklamaların Erdoğan’ın haberi olmadan yapıldığını sanmıyoruz. Erdoğan Gül’ü doğrudan karşısına almıyor, kendisine yakın olanların açıklamaları ile vurmaya çalışıyor. 

Geçmişte Süleyman Demirel başta olmak üzere birçok siyasetçi de aynı taktiği uygulamışlardır. Karşılarına aldıkları, ancak doğrudan söyleyemediklerini en yakınlarının açıklamaları ile söylemeye çalışırlardı. Mesaj böylece adrese ulaşırdı.

Zaten Ahmet Sever’in kitabında Gül ile Erdoğan arasındaki soğukluk açık biçimde ortaya konuluyor. Erdoğan’ın Gül’ün önünü tıkadığına da dikkat çekiliyor. 

Dikkat edilecek olursa bu suçlamalara Erdoğan yanıt vermedi. Yanıtlar yakın kurmaylarından ve milletvekillerinden geldi. Uzun süre de bunun devam edeceğini görmekteyiz. Gül’ün önünün tıkanması için alan genişletilecek. 

Şu gerçeğin altını çizelim:

Abdullah Gül, her ne kadar AK Parti’nin kurucusudur ve parti içinde de taraftarı vardır ama hiçbir zaman Erdoğan’ın karşısına çıkamaz. Çıktığı anda yenilir. Gül’ün kendisi de bu durumu biliyor. O nedenle de hep suskunları oynamayı tercih ediyor. Eşi Hayrunnisa Gül, zaman zaman Gül’e karşı yapılan haksızlıklar karşısında intifadaya varan uyarılarda bulunuyor ama böyle bir cesareti Gül kendisinde bulamıyor. Daha temkinli, daha duyarlı ve sabırlı hareket etmeyi uygun buluyor.

Gülün AK Parti’nin başına geçmesi, bize göre Erdoğan’ın isteği ile gerçekleşebilir. Bu saatten sonra Erdoğan’a rağmen Gül’ün partinin başına geçmesi ve liderlik konumunda olması mümkün değildir. Koşullar değişir, ihtiyaç duyulur Erdoğan çok büyük sıkıntıya düşerse Gül formülü o zaman gündeme gelebilir.

Bugüne kadar Gül’ün önünü bilinçli olarak kestiğini Ahmet Sever’in kitabından öğrendiğimiz ve dava arkadaşını devre dışı bırakan Erdoğan’ın kılıcını çekmiş olduğu izlenimini de edindik. 

Bir başka iddia da Emine Erdoğan ile Hayrunnisa Gül arasındaki gerginliğin had safhada olmasıdır. Bu durumun Gül ile Erdoğan arasındaki ilişkileri gerdiğine de dikkat çekiliyor. 

Bir ihtimal var: 

O da Gül’ün AK Parti içinden kopabilecek olan dava arkadaşları ile birlikte yeni bir parti kurmasıdır. Zaten bu konuda birçok formül ve ihtimal üzerinde duruluyor ama her defasında da Gül’den yalanlama geliyor. 

Bu ihtimal, AK Parti’nin önümüzdeki günlerde başarısız olması ve dağılma sürecine girmesi ile ortaya çıkabilir. Bunu söylemek için şu an çok erken sayılır. Şimdi AK Parti çatısı altında bir Hükümet kurma çalışmaları başlayacak. Bu hangi yöne gider, AK Parti başarılı olur mu, ortaya çıkabilecek gelişmeler partiyi daha mı dibe vurur bunu bekleyip hep birlikte göreceğiz.