Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Bir turizm yazısı daha

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Türkiye Seyahat Acenteler Birliği (TÜRSAB) geçenlerde bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada Rusya’dan Türkiye’ye gelen Rus sayısında yüzde 29 azalma olduğuna dikkat çekildi. Bu önemli düşüşün de alternatif pazarlarla onarılmaya çalışıldığının altı çizildi.

Peki, alternatif pazarlar neler?

TÜRSAB’dan yapılan açıklamalarda alternatif Pazar olar İran’dan gelen turistlere işaret ediliyor. Özellikle İstanbul’a gelen İranlı turistlerin fazla oluşu, Almanya’dan gelenlerin sayısındaki artışın da alternatif turizm olarak gösteriliyor. Bu yeter mi, bize göre yetmez. 

Yüzümüz Ege’ye döndüğümüzde kıyıya olan 3 turizm bölgesine bakalım. 

ilk 5 ayda bu bölgelerdeki yabancı turist kaybı İzmir’de yüzde 14, Muğla’da yüzde 11 ve Aydın’da da yüzde 8 olarak tespit edildi. Almanya, İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere üç ildeki turist kaybı ise 120 bini geçti. Bize göre çok önemsenmesi gereken bir rakam. Yaz ortalarında bunun daha da aşağılara çekileceği tahmin ediliyor. 

 Türkiye’nin yatak kapasitesinin yaklaşık 4’te 1’ini oluşturan tesislerin sahipleri bu kapasiteyi nasıl dolduracaklarının hesabını yapıyorlar. Öyle ki, sektör temsilcileri yerli turistin artışta olduğuna dikkat çekiyorlar ancak buna rağmen kaybın bu artışla karşılanmayacağının altı çiziliyor. 

Antalya’ya göre çok daha fazla Avrupalı turiste hitap eden bölge tesisleri, Rusya’daki ekonomik krizin bir domino etkisi yarattığına dikkat çekiyorlar. Buna göre Antalya’da turist çekmek için dış pazara yönelik fiyat kırmalar yaşanırken, Ege Bölgesi turizmcileri de ellerindeki pazarları kaptırmamak için fiyatlarını indiriyorlar. Bunlar karşısında bölgenin değeri ucuzluyor. 

Bu arada şu noktaya da dikkatlerinizi çekelim:

Antalya’daki oteller, Rusya’daki kayıplarını iç pazara dönerek onarma gayreti içindeler. Bu da fiyatların aşağılara çekilmesi anlamına geliyor. Ancak, böyle bir durum karşısında beklenen kalitede yiyecek-içecek ve hizmet olabilir mi bu da ayrıca tartışılması gereken bir konu olarak karşımızda duruyor.

Ege için bir diğer soru ise suyun karşı yakasındaki Yunanistan gösteriliyor. Buna göre özellikle Bodrum’da yüksek restoran ve konaklama fiyatlarının, yerli turisti, buralara feribotla yarım saat uzaklıktaki Rodos ve Kos gibi Yunan adalarına çekebileceği ifade ediliyor. Otelciler açıktan dillendirmese de ekonomik kriz içerisindeki Yunanistan’da hizmet fiyatlarının sürekli olarak azaldığı bir gerçek olarak karşılarında duruyor.

Ege Bölgesi, daha çok yerli turistlerce tercih ediliyor. Ancak, Çeşme, Bodrum, Marmaris gibi turizmin göbeğindeki yerlerdeki pahalılık yerli turistleri de etkiliyor. 

Geçen gün Habertürk Gazetesi’nden Ünsan Ereke turizmle ilgili bir yazı yayınladı. Ege Bölgesi’nin alternatif turizm seçeneklerini kaybetmeye başladığına vurgu yaptı. Arkadaşımızın yazısının bu bölümünü sizlerle paylaşmak istedik:

“Bunun yanında Ege bölgesi yoğun yabancı gelişi sağladığı alternatif turizm seçeneklerini de kaybetmeye başladı. Bunlardan birisi de cruise turizmi. İzmir Alsancak Limanı’na 2013 yılının ilk 5 ayında 122 bin 139 yolcu gelirken, bu rakam 2014’te 97 bin 136’ya ve bu yıl ise 25 bin 595’e kadar düştü. Buradan bakıldığında geçen yıla göre cruise yolcusunda yüzde 49,8’lik düşüş meydana geldi. Bu önemli düşüşteki etkinin başlıca noktası daha önce turistlerin ayakbastı paralarını ödeyen İzmir Ticaret Odası’nın artık devreden çıkması oldu. Ulaştırma Bakanlığı da, diğer limanlar için emsal olacağı gerekçesiyle bunları ödemeyi kabul etmeyince, gemilerin rotaları başka limanlara kaydı.”

 Turizm sektörünün temsilcileri, içinde bulunulan çıkmazdan kurtulabilmek için çaba gösteriyor, yol haritası çiziyor. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Murat Ersoy da yaptığı açıklamada bu sıkıntılardan nasıl kurtulmamız gerektiğini anlatıyor, kendisini dinleyelim:

“Türkiye dünyada alternatifi olmayan bir turizm cenneti. Ancak meydana gelen bu tür kriz ortamları büyük sıkıntı yaratıyor. Bu noktada ürünün büyümesini kontrol ederek turizmde büyüyemezsiniz. Turizm sektörüne yönelik pazarlamayı geliştirme ve artan kapasiteyi de pazarlayabilme yeteneğine sahip olunmalı. Devlet şimdiye kadar hizmet sektöründe başarılı olabilmiş değil, bunu Turban’dan da görüyoruz. Turizm adımlarını devlet tek başına atamaz. Bu noktada devletten turizm yapısını özel sektöre yönelik organize etmesini bekliyoruz. Bir birlik yasası altında şu anda çalışan TÜRSAB ile birlikte ortak hareket edecek bir organizasyon olmalı. Operatör, seyahat acentesi, havayolu şirketi, otel, restoran gibi turistik faaliyetleri bir çatı altında bulunduracak bir organizasyonun özel sektör yetenekleriyle bugün yaşadığımız krizlere karşı sektörü de dayanıklı hale getireceğini düşünüyoruz. “

Bazı gerçekleri göz ardı edemeyiz. Antalya’da yaşanan kriz, her hali ile turizm beldelerimizi de etkiliyor. Bu satırlar yazılırken, otellerdeki doluluk oranlarında yüzde 25’e varan düşüşler olduğu belirtiliyordu. Sezonun ortasında bu rakam küçümsenebilir mi? 

Söz Ege’den açılmışken şunu da belirtelim. Ege kıyılarından Rodos ve Kos gibi Yunan Adalarına geçişlerde hızlılık var. Yabancıların geçişi yanında Yunanistan’a yerli turistlerin de ilgi gösterdiği görülüyor. Özetle, Türk turizminde yaşanan kriz, şu anda Yunanistan turizminde görülmüyor.

Bu noktada birçok eksikliklerimizin var olduğunu daha önce yazdığımız yazılarda belirtmiştik. Daha da açıkçası doğru dürüst bir turizm politikasına ihtiyaç duyuyoruz. Bu yılı “yok” sayıp, gelecek yıllarda aynı krizin yaşanmaması için yeni bir turizm politika oluşturmak, görünen eksikliklerimizi hızlı biçimde gidermek ve turizmde yüzlerin gülebileceği bir noktaya gelmek durumundayız.

2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu var. Demek ki bu da yaşanan böylesi kriz dönemlerinde yetersiz kalıyor ve turizmcilerin sıkıntılarını gideremiyor. O halde bu kanunun yenilenmesi için daha ne bekleniyor ki?

Turizmimizi önemsiyoruz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu konuda yazmaya ve görüşlerimizi yansıtmaya devam edeceğiz.