Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Kuzey Irak da bir oluşuma izin Verilmeyecekti değil mi

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamalarda “Suriye’nin kuzeyinde bir koridor açılmasına ve yanı başımızda bir Kürt devletinin kurulmasına asla izin vermeyeceğiz” diyor. HDP’yi de PKK’nın uzantısı olarak değerlendiriyor. Biz, bu görüşleri destekliyoruz ama sonucu daha da önemsiyoruz. 

Yıllar öncesine dönersek, o yıllarda bizi yönetenler Kuzey Irak’ta da bir Kürt Bölgesi’nin kurulmasının karşısındaydılar. Yapılan her açıklamada “Böyle bir gelişmeye kesinlikle izin vermeyiz, bu bizim kırmızıçizgilerimiz” demediler mi?

Bugün, Kuzey Irak’ta bir Kürt Bölgesi kuruldu. Barzani de bu bölgenin sorumlusu ve söz sahibi oldu. Bunu önleyebildik mi?

Şimdi aynı oyun Suriye’nin Kuzey’inde oynanıyor. Bu oyun çok açık ve Amerika bu bölgenin de Kürt Bölgesi olması için koridor açmaya çalışıyor. IŞİD bahanesi ile PYD’ ye destek sağlayan Amerika eninde sonunda bu hedefine ulaşacak. Beyaz Saray sözcülerinin yaptığı açıklamalarda da “Koridorun açılması 6 ay gibi bir zaman alacak” deniliyor. 

Eğer, Türkiye bunu önlemde kararlıysa Suriye’ye girecek ve burada Amerika ile savaşacaktır. Yoksa “Biz buna izin vermeyiz, biz yanı başımızda yeni bir devletin kurulmasına karşıyız” söylemleri hiçbir şey ifade etmez. Geçmişte Kuzey Irak için söylenenlerin bugün hiçbir şey ifade etmediği gibi.

Yanı başımızda bir devletin kurulmasına hepimiz karşıyız. Buna kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini de savunuyoruz. Ancak, bugün bu nutukları atanların geç kaldığını, dış güçlerin planlarının tıkır tıkır işlediğini söylemeliyiz. BOP çerçevesinde sınırlar çizilmiş, kullanılması gerekenler kullanılmış, ok yaydan fırlamıştır. 

“Analar ağlamasın, kan akmasın, barış gelsin” ninnileri ile yola çıkanların Türkiye’yi bugün hangi noktalara getirdiği açıkça görülüyor. Bugün terör örgütü olarak suçlananlarla yılardır işbirliği yapanlar başkaları mıydı?

Binlerce insanın kanını akıtan, bebek katili ile görüşmelerin başlamasını sağlayanların bugün ağlamaya hakkı yoktur. Terör örgütüne bu alanları açanlar şimdi sızlamaya, ağlamaya başladı. 

Türkiye’yi tüm komşuları ile sorunlu hale getirenler bugün bakıyoruz yalnızları oynuyor. Yıllardır yazdığımız yazılarda “Türkiye bölgede yalnız bırakıldı. Uygulanan dış politikadaki hatalar bizi daha da yalnızlığa itecek” diye uyarmıştık. 

Biz, yıllardır bu konuda yazdık ve vurguladık. Yanı başımızda altımızın oyulduğunu, Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulmasının temellerinin atıldığını vurguladık. Bizi yönetenler, bu yazılar ve uyarılara kulak vermedi. Bugün PKK’nın uzantısı olarak suçladıkları HDP’lilerle “açılım” saçmalığı ile günü kurtarmaya çalıştılar.

Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesi’de Peşmergebaşı Barzani’yi ayaklarının altına kırmızı halılar sererek karşılayanlar gelişmelerin bugünkü noktalara gelebileceğini de hesap etmeliydi. Barzani her ortaya çıkışta “Bölgede Bağımsız Kürt Devleti kurulacak, buna kimse de engel olamayacaktır” demedi mi? Amerika’ya her gidişinde de bunun peşinde koşmadı mı? Bunlar neden görmezden gelindi? Bunlara neden bu kadar alan açıldı? 

Bugün, bu noktalara gelineceği açıkça belliydi.

Esad’ı devirme uğruna Suriye’nin bugün bu konuma gelmesinde katkı sağlayanlar şimdi en çok sıkıntı çeken taraf oldu. Türkiye dünyanın en fazla sığınmacısının bulunduğu ülke durumuna geldi. Suriye sınırlarımızın güvenliği kalmadı. Türkiye “güvenli bir ülke” olmaktan da uzaklaştı. Bu durum turizmimizi vuruyor, ekonomik yönden de bizi yıpratıyor. 

Aşırı İslami terör gruplarının da hedef tahtası haline geldik. 

Suriye’deki iç çatışmalarda da Amerika önderliğindeki koalisyona şartlı destek verecektik, kırmızıçizgilerimiz vardı. Hangisi yerine getirildi? Bizi dinlemediler bile. Sınırda sığınmacılar için Suriye topraklarında kampların kurulmasına bile izin verilmedi. Esad’ın devrilmesinde destek alınamadı. Bütün bunlar da yetmiyormuş gibi Kobani’nin kurtarılması için Türkiye topraklarından Kuzey Irak’tan peşmergelerin geçişine bile izin verdik. 

Yıllardır Cemaati “paralel devletle mücadele” ediyoruz diye hedef tahtasına oturttular.  Biz de devlet içinde devlet olmayacağını, Cemaatle mücadelede hükümet olanların haklılığına destek verdik. “Devlet içinde devlet olmaz” dedik. Madalyonun arka yüzünü de görmek gerekirdi, bunu göremediler.

 Ancak, şunu da söyledik:

“Asıl paralel PKK’dır ve Güneydoğu’da bir devlet kuruluyor. Terör örgütü ile mücadele edilmeli, asıl paralel bunlardır. Türklüğü ve Türk bayrağını tanımayan, Atatürk ve İstiklal marşımızı ağızlarına almayanlarla barış masasına oturulur mu? “Açılım” adı altında yapılan çalışmalar sadece terör örgütünü güçlendiriyor. Buna izin verilmemelidir.”

Bütün bu söylenenleri “komplo bunlar” diye kulak ardı edenler öyle görünüyor ki şimdi köşeye sıkıştılar. Çaresizlik içinde kıvranıyorlar. Her zaman söylediğimiz gibi burada olan ülkemize ve insanlarımızı olacak. Bizi bu noktalara getirenlerin peşinden koşanlar da en az onlar kadar suçlu ve sorumludur. 

Asker eğer gerek duyar Suriye’ye girerse, Güneydoğu’ya ve PKK’ya dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizelim. Güneydoğu adeta kaynıyor.

İşte önümüzdeki tablo bize bu gerçekleri yansıtıyor.