Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Yapılan uyarıya ihanet dersen

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, AK Parti’nin kurucularındandır. Deneyimli bir siyaset adamıdır. “Ağabey” olarak tanınır ve sözü de dinlenir. Yalçıntaş, AK Parti’nin bugünkü duruma düşmesinin nedenlerini değerlendirdi. Yoğun gündem nedeni ile buna değinmemiştik.

7 Haziran seçim sonuçlarında iktidar partisinin kan kaybetmesinin nedenlerini de sıralayan Yalçıntaş “AK Parti bütün uyarılara rağmen şımarmıştır ve seçmen de seçimde partinin kulağını çekmiştir. Bundan herkesin çıkarması gereken dersler vardır” diyor.

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın seçim sonrası yaptığı açıklamalardan bazı görüşleri sizlerle de paylaşmak istedik. Yalçıntaş seçim sonuçlarını değerlendirirken özellikle “Arabanın tekerliği kırılınca akıl veren çok olur. 13 yıl önce parti kurulurken “şımarmayalım” denmişti.” diyor. 17/ 25 Aralık olayları için de “Siyasi oylama ile aklama olmaz” görüşünü yansıtıyor. Saray’ın yapımını da savunulmasını da yanlış bulduğunun altını çiziyor.

İşte Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın açıklamalarından bazı bölümler:

“Bir garip durum ortaya çıktı. Bir söz vardır, “Arabanın tekerleği kırıldı mı akıl veren çok olur” diye. Akıl verenler çoğaldı. Şimdi tekerlek kırıldı. Seçim öncesi susan pek çok kişi şimdi akıl verme hatta tenkit etme durumuna geçti. Bu hoş bir durum değil. Milletimiz AK Parti iktidarının yaptığı hataları düzeltmesi için kulağını çekti. Kulağını çekeceğini bizler tahmin ediyorduk. Seçimden çok kısa bir süre önce Selamiçeşme’deki Parlamenterler Evi’nde seçimin ne olacağıyla ilgili tahminler soruldu. Bunu yazılı olarak vermemiz istendi. Ben AK Parti için yüzde 42 yazdım. Tahminim en yakın tahmin olarak çıktı. Mevcut AK Parti idarecileri bu dersi almalı. Kulaklarının çekildiğini bilmeliler. Yumruk yemediler, tokat yemediler ama kulak çekilmesi oldu. Dolayısıyla hemen objektif bir değerlendirmeyle bunu tespit etmeliler.”

                                                                    xxx

“13 sene evvelki sözü hatırlıyorum. Tayyip Bey’in kullandığı kelime “şımarmayalım”dı. Parti Meclisi’mizde bu söylenmişti. En büyük eksiklik “Her şeyi biz biliriz” diyen insanların çıkması oldu. Yani istişare terk edildi. Hâlbuki istişare bizim inancımızda farz derecesinde sünnettir. Bu yapılmamıştır. Yapılan tenkitler yanlış anlaşılmıştır. Hâlbuki yaptığımız tenkit değil uyarmaydı. Uyarma da insanların dostlarına karşı vazifesidir. Yapılan hataların söylenmesi lazım. Elbette ki bizim gibi insanlar bunu münasip bir lisanla söyledik. Ama hatayı gördüğü halde susmayı tercih edenler, daha da ileri varıp hataları “yerinde icraat” diye sunanlar, Hindistan’daki “Ağlayıcılar”ın tersine“Övücüler” grubunu teşkil ettiler. Bu büyük hataydı. Tenkit yapanlara karşı bazı kelimeler kullanıldı. Bunlardan biri de“ihanet” kelimesiydi. Ne demek ihanet!”

                                                                 xxx

 

“ 17/ 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddiaları AK Parti’yi sarsmıştır. Bu tip siyasi oylamalarla aklanma olmaz. Bu sadece süreci durdurma, insanlara nefes alma imkânı sağlar. Bu tamamen yanlış olmuştur. Bir kere bu çeşit şaibelerin çıktığı vakalarda, buna maruz kalan kişilerin aklanmaları ancak adalet mekanizmasıyla olur. Konu bakanlar olunca merci Yüce Divan’dı. Aklanmaları orada mümkün olabilirdi. Orada aklanırsa kimsenin söyleyeceği bir söz olmaz. Aileleri bakımından önemli. Bu işlere karışmamış kişilere toplumun bakışı her zaman müspet olabilir mi? Böyle bir şey de ortadan kalkmış olacaktı. Bu imkân bunlara tanınmadı. İktidar bakımından zararı, şaibeli hale gelmiş bakanların üzerini örtmek.”

                                                               xxx

“Türkiye’de son dönemlerde en çok tartışılan konu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’dır. Yapılan şey yanlıştır. Fakat sarayın müdafaasında daha da büyük yanlış yapılmıştır. Ben Ankaralıyım. Demokrat Parti ilk seçimi kazandığı zaman 14 Mayıs 1950’de, Çankaya’yı halka açtılar, herkes gelsin dendi. Rahmetli babam ve kardeşlerim de gittik gezdik. Benimsemişti halk. Kartal yuvası gibiydi. Birçok vesileyle gittim geldim. Orası güzel bir yer. Orada bir Cumhurbaşkanı oturacak, bütün bakanları yönetecek bir başbakan oturmayacak. Birdenbire millet tam anlayamadı. Neden durup dururken bu yapıldı. Başbakanlık için yapıldığı için söyleniyor. O mantıklı bir izah. Çünkü Başbakanlığa bağlı birçok kurum var. Bu psikolojik olarak kabul edilemez bir durum olarak kamuoyunda yer aldı. Hele daha da önemlisi, başka bir psikolojik hata yapıldı. Tenkit edenlere karşı bir gün aniden “1000 odalı değil 1150 odalı”dedi. Bu tip bir beyan, bu işi tenkit edenleri ve diğerlerini hesaba katmamaktır. Mantıki bir izahı yok bunun. Çankaya yeterlidir. Ben bunların hiçbirini ciddiye  almıyorum. Yani yapılması da savunulması da yanlıştı. Hissi beyan da yanlıştı.”

Hiç kuşkusuz AK Parti’nin bu kadar dibe vurmasının nedenleri Yalçıntaş’ın söyledikleri ile sınırlı değil. Daha birçok etken var. Ancak, bu yan etkenleri yaratan nedenler de Yalçıntaş’ın açıklamalarının içinde yer alıyor.

Daha önceki yazılarımızda da değinmiştik. AK Parti iktidarı özellikle “ 3 Y” ile mücadeledeki kararlılıktan söz etmişti. Bunlar yolsuzluk, yokluk ve yasaklarla mücadele olarak da gündeme gelmişti. Sonra parti bunlardan koptu. Tam tersi şeyler olmaya başladı. Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, yokluk ve yasaklar gündeme oturdu. Parti, kendisine oy veren tabandan bile hayal kırıklığı yarattı. Bu da Yalçıntaş’ın ifade ettiği gibi “arabanın tekerinin kırılmasına” neden oldu.

Hemen her dönemde siyasi iktidarlar hata yaparlar. Önemli olan bu hataları görüp, tamir etmek ve bir daha aynı hatayı yapmamaktır. Bu nedenle de “ağabey” konumunda olan deneyimli siyasilerin uyarılarına kulak vermek gerekir. Bu uyarıları da hiçbir zaman “ihanet” hanesine koymamak gerekir. Ne var ki, yapılan hataların bedelini de bu ülke ve bu millet ödemek durumunda kalıyor.

Bugün içte ve dışta karşı karşıya kaldığımız tabloya baktığımızda bunu daha net görebilmekteyiz.