Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Yine sadaka gibi zam yine hayal kırıklığı

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Memur ve emeklinin çilesi öyle görünüyor ki bitmeyecek. AK Parti iktidarı boyunca yüzü bir türlü gülmeyen ve geçinme sıkıntısı çeken bu kesim, Temmuz ayı itibarı ile yüzde 4,7 zam alabilecek. Hükümet olanlar, Haziran ayı içinde enflasyonun düşük çıktığını göstererek memur ve emeklinin zammını bu şekilde düzenleyecek.

Şimdi asıl soru şu:

Gerçekten enflasyon düştü mü?

Eğer, bugün yaşanan pahalılıkta ilgililer “Evet enflasyon düştü” diyorsa, bunun inandırıcılığın olmadığını görüyoruz. Çünkü özellikle de Ramazan nedeni ile temel gıda maddelerine gelen zamların enflasyonu daha da azdırdığını bilmeyen mi var? Süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, meyve ve sebze neredeyse birkaç ay içinde yüzde 20-30’lar oranında yükseldi.

Piyasalar yalan mı söylüyor?

Çarşı-pazardaki tezgâhlardaki fiyatlar aldatıcı mı?

Ortada bir çelişki var ama bunun nedenini bilen yok.

Temmuz’da maaşlarına geçinebilecekleri kadar zam bekleyen memur ve emekliler bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. Yapılan zam yüzde 4.76 olarak belirlendi. Bozdur bozdur harca. 1000 lira maaş alanın maaşına 47 lira zam gelecek. Bu da günde 1,5 lira ediyor. Alay eder gibi bu zammın bizi yönetenlerin ayıbı olarak değerlendiriyoruz.

Dikkatimizi çeken bir nokta da her zam olacağı aydaki gibi Haziran ayındaki enflasyonun da düşük gösterilmesi olmuştur. Her zam ayında olduğu gibi bu ayda da enflasyonun düşük gösterilmesi sanıyoruz sizleri de rahatsız etmiştir.

Aslında 2015 yılı itibarı ile enflasyon rakamlarındaki yükseliş, günümüzde rekor seviyelere tırmandı. Bunu görmezden gelemeyiz. Birden bire Haziran’da enflasyonun düşmüş olması da sadece bir “ali Cengiz oyunu” ndan farksızdır. Bu düpedüz memurla, emekli ile alay etmedir.

Ancak, şunu da söylemeden geçemeyeceğiz:

Bizi 13 yıldır kim yönetiyor? AK Parti Hükümeti değil mi?

Memurlar ve emekliler sürekli şikâyet ediyor “Geçinemiyoruz, açız” diyor.

Sandık önlerine konduğunda da gereğini yapması gereken bu kesim, demek ki halinden son derece memnun görünüyor ki, yine AK Parti’den yana oy kullanabiliyorlar. Biz mi yanlış hesap yapıyoruz, “Geçinemiyoruz” diyerek ağlayanlar mı yanlışlık içinde bunu da bir türlü çözemiyoruz.

Çarşı-Pazar dolaşıyoruz, halinden memnun olanı göremiyoruz. Herkes pahalılıktan, hayat koşullarından şikâyet ediyor. Enflasyon yüksekliğinden yakınıyor. Hükümet için söylemediğini bırakmıyor. Ama bu yakınmaların sandığa yansıdığını söyleyebilir miyiz?

Bu durum karşısında bizi yönetenler ne düşünür?

“Demek ki yakınmalara bakmamak gerekiyor, herkes halinden memnun. Biz, yine istediğimiz gibi hareket edelim.”

Bugün yaşananlar bunlardır.

Hiç kimse kusura bakmasın, bize kızmasın, yakınmasın ama bu gerçekleri de herkes görsün.

Bir başka sıkıntı da, verilen zamların, Maliye Bakanlığı’nca “vergi” olarak alınacak olmasıdır. Buna bir örnek verecek olursak, bir öğretmen yapılan zamla 136 lira maaş artışına kavuşacak. 99 Lira vergi ile de karşılaşacak. Bu da böyle biline.

Bağıranlar, yakınanlar çok. “Kredi kartları ile geçiniyoruz” diyorlar. “Borç batağındayız” diye bağırıyorlar. Bir kilo et alamamaktan şikâyet ediyorlar. Ancak, sandık önlerine konduğunda sanıyoruz bunlar unutuluyor.

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre 1000 lira ve daha az aylık geliri olanların kişi başına ortalama 13 bin lira kredi borcu bulunuyor.  Yılın ilk 3 ayında kredi alan toplam 2 milyon 767 bin vatandaşın 1 milyon 273 bini 25-36 ay vadeli borcun altında eziliyor. İlk 3 ayda kredi kullananlara gelir grubuna göre bakıldığında 2 milyon 767 bin 563 kredi borçlusunun 788 bin 1000 lira ve altı gelire sahip olduğu görülüyor.

Tablo ortada, kimin ne durumda olduğu da bütün çıplaklığı ile görülüyor. Buna yorum yapmaya gerek var mı? Bu tablo karşısında söylenecek söz “Borçla yaşıyoruz”dan farklı bir şey olabilir mi?

Dolar’daki artışın nedenleri, bunun akaryakıt başta olmak üzere, tüm piyasaları nasıl olumsuz etkilediğini herkes biliyor. Bunun getirdiği sıkıntıları da en çok çalışanlar ve emekliler çekmiyor mu? Ancak, ne hikmetse halkımız her şeyi çok çabuk unutuyor. Söylenecek bir söz, yapılacak pek fazla bir şey yok. Demek ki alan razı, satan razı hayırlı uğurlu olsun.

Bütün bunlara rağmen tercihler değişmiyorsa yapılacak ve söylenecek fazla bir söz de yoktur. Biz, bugünkü yazıyı gerçek anlamda sıkıntı yaşayanların sorunlarına yaklaşım nedeni ile kaleme aldık.