Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Yeni Küresel Sitemde Avrupa Birliği

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya), “Yeni Küresel Sistemde Avrupa Birliği ve Güney Kafkasya” adlı yeni bir kültür hizmetini yayına soktu. AB’nin genişlemesi kapsamında Balkanları ve Kafkasya’yı masaya yatıran kitap, öyle sanıyoruz ki çok ses getirecek.

 

Türk dünyasına yönelik çalışmaları ile dikkati çeken EkoAvrasya, kültürel yayınlarla da Türk dünyası ile ilgili çalışmalara katkı sağlıyor.

 

Avrupa Birliği’nin genişleme politikası, siyasi ve ekonomik sonuçları, beklentilerinin ele alındığı kitaptan sizlere bir özet sunuyoruz. Böylesine önemli bir konuyu gündeme taşıyan EkoAvrasya yöneticilerini de bu nedenle kutlamak istiyoruz.

 

“Avrupa Birliği 2004 yılından başlayarak 2007’de Bulgaristan ve Romanya’nın, 2013’te de Hırvatistan’ın katılımıyla tarihinin sayıca en yüksek katılımlı genişlemesini tamamlamıştır. Böylece 2013 itibariyle Avrupa Birliği 28 üyesi ve daha geniş coğrafyasıyla etkin bir ekonomik topluluk olma vasfını daha da güçlendirmiştir. Her bir genişleme AB’nin kendi iç işleyişini etkilediği gibi dış politikasını da yeniden şekillendirmesini gerektirmektedir. Zira yeni sınırlar, yeni komşular anlamına gelmektedir. Aslında bugün Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerin önemli bir kısmının Avrupa Birliği ile ilişkisi ilk önce komşuluk üzerinden kurulmuştur. Ancak Avrupa Birliği’nin genişlemesinin sınırlı olduğu açıktır. Bu noktada Avrupa Komşuluk Politikası, Doğu Ortaklığı gibi bir taraftan Avrupa Birliği’nin dış sınırlarını da tarif eden politikalar ortaya konulmuştur.

 

Sonuçta Avrupa Birliği’nin 2004 genişlemesini, bilhassa 2007’de Bulgaristan ve Romanya’yı Birliğe dahil etmesinden sonra Karadeniz Bölgesi’ni de gündemine almak zorunda kalmasını ve bu bağlamda 2007’de “Karadeniz Sinerjisi-Yeni Bölgesel Girişim” isimli politik belgeyi yayınlamasını Avrupa Birliği’nin Yeni Komşuluk Politikası izlemiştir. Öte yandan bilhassa enerji ve ulaştırma ağı kurulması çerçevesinde Avrupa Birliği’nin Kafkasya ülkelerinin hızlı gelişimine kayıtsız kalması beklenemezdi. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın Avrupa Birliği’nin Yeni Komşuluk Politikası kapsamına alınması, Güney Kafkasya ülkeleri için de her iki tarafın karşılıklı çıkar sağlayacağı bir fırsat olarak görülmektedir. Kısa ve orta vadede Güney Kafkasya ülkeleri için tam üyelik perspektifi bulunmamaktadır ve bu ülkelere katılım için herhangi bir öngörü de sunulmamıştır ancak yine de Avrupa Birliği ile ilişkilerde reform potansiyellerini teşvik edici unsurların bulunduğu görülmektedir. Tabiri caizse modernleşme yönünde Avrupa’nın tecrübelerinden yararlanma fırsatı verilmiştir.

 

Avrupa Birliği Doğu Ortaklığı, Yeni Komşuluk Politikası ya da Rusya ile yürütülen stratejik işbirliği ve benzeri politikalarıyla bir yandan sınırları çevresinde etkin güvenlik çemberi oluşturmakta bir yandan da ortak ticaret, enerji ve ulaştırma ağı kurmak suretiyle ekonomik olarak da devamlılığını garanti altına almaya çalışmaktadır. Sadece 2007- 2013 dönemi için Yeni Komşuluk Politikası’na ayırdığı kaynağın 12 Milyar Euro olması da Avrupa Birliği’nin güvenlik ve ekonomik çember oluşturmaya verdiği önemi göstermektedir.

Avrupa Komisyonu’nun 2007 yılı çalışma programında belirlediği refah, dayanışma, güvenlik ve Avrupa Birliği’nin dünyadaki rolünü güçlendirmek şeklindeki dört stratejik hedefin de yukarıda bahsettiğimiz politikalarla ilgisi açıktır. Dünyadaki rolünü güçlendirme hedefini sürdürülebilir kalkınma, barış, komşuluk, işbirliği ve dış rekabet edebilirlik, çevresel riskler, sağlık sorunları, doğal felaketler ve terör saldırıları ile mücadele gibi hedeflerden çok da ayrı düşünmek mümkün değildir. Ancak Avrupa Birliği’nin 90’larda Balkanlarda yetersiz kaldığını, 90’lardan bugüne dek de Batı Balkanlar’da siyaseten öncelikli söz sahibi olmasına rağmen hala istikrarı koruyabilecek önlemleri almada başarı gösteremediğini belirtmek gerekir. Avrupa Birliği’nin bir şekilde komşuluk ilişkilerinin bulunduğu Afrika ve dış politika geliştirmeye çalıştığı Orta Doğu’da da başarılı girişimlerde bulunmak bir tarafa Birlik olarak ortak hareket etmede dahi rüştünü ispatlayamadığı görülmektedir. Dolayısıyla 2007’de belirlenen “dünyadaki rolünü güçlendirme hedefi” bakımından Avrupa Birliği’nin göreceli ilerlemesini yavaş adımlarla sağladığı söylenebilir.

 

Kafkasya’ya dönük geliştirilen politikanın bilhassa Avrupa Birliği’nin dünyadaki rolünü güçlendirme hedefiyle örtüştüğü görülmektedir. Ancak Kafkasya da sorunsuz bir bölge değil. Avrupa Birliği burada da kar-zarar dengesini sağlayamamış görünmektedir. Avrupa Birliği bilhassa Azerbaycan’ın kaynaklarından ve Gürcistan ile Azerbaycan’ın stratejik avantajlarından faydalanmak isterken bölgenin etnik çatışmalar ve işgaller başta olmak üzere problemlerinin çözümüne katkıda bulunmada kararsız davranmaktadır. Dahası buradaki tutum kararsız ve tutarsız olduğu kadar “taraflı” olarak da nitelendirilebilecek mahiyettedir.

 

Diğer taraftan Güney Kafkasya’nın küresel rekabetteki öneminin artması Avrupa Birliği’nin yöneliminde etkili olan faktörlerdendir. Ancak bu aynı zamanda Rusya’nın tepkisi anlamına da gelmektedir. Avrupa Birliği ya da ABD eski Sovyet ülkelerine siyasi ya da ekonomik amaçlarla yaklaştıkça ve Rusya bölgedeki tansiyonu arttırmaktadır. Bu da Güney Kafkasya ülkeleri açısından yeni bir gerilim ve aynı zamanda çok daha dikkatli dış politika yürütme zorunluluğu anlamına gelecektir.

 

Yayınladığımız bu kitapta Avrupa Birliği’nin Kafkasya ülkeleri ile Yeni Komşuluk Politikası çerçevesinde yürüttüğü ilişkiler Dr. Rövşan Şahbazov’un kalemiyle ele alınmıştır. Yeni Komşuluk Politikası’nın ayrıntıları, gelişim süreci, amaçları incelenmiş; Avrupa Birliği’nin Güney Kafkasya ülkeleri ile ilişkileri politik belge öncesini de kapsayacak bir tarihsellikte ele alınmış ve elbette 2004-2007 genişleme sürecini izleyen dönemdeki ikili ilişkilerdeki gelişmeler kaleme alınmıştır. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan açısından tüm bu süreç ayrı ayrı ve detaylarıyla ele alınmıştır. Bu çalışmada Avrupa Birliği’nin etnik çatışmalar ve toprak işgalleri başta olmak üzere bölgenin sorunlarına yaklaşımı da özel olarak incelenmiştir. Bilhassa araştırmacılar için iyi bir kaynak olacağını düşündüğümüz bu çalışmanın bir özelliği de Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu üyeleri ve Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı Avrupa Birliği Çalışma Grubu’nun Kafkasya ülkeleri-AB ilişkileri ve AB genişlemesi konularındaki görüşlerini de derlemesidir. Avrupa Birliği çalışmaları alanında bu kitap önemli bir boşluğu dolduracaktır.”