Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Şimdi de mezhep çatışması mı

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Aylar öncesi yazdığımız yazılarda hep vurgulamaya çalışmıştık. Türkiye’nin Pakistan gibi olabileceğini, iç savaş görüntüsü ile bir Ortadoğu ülkesi haline dönüşebileceğinden endişe ettiğimizi vurgulamıştık. Gelinen noktaya baktığımızda bu öngörülerimizin doğruluğunu da görmeye ve yaşamaya başladık.

Bugün Türkiye iç savaş görüntüsü veren, terörün göbeğindeki ülke konumuna gelmiştir. Bu işin sonunun da nereye varacağını şu anda kimse kestiremiyor. Terörün dozu ise giderek her gün biraz daha artıyor.

PKK terörünün yanı sıra IŞİD, DHKP-C gibi diğer terör örgütlerinin de ortaya çıkması ve bazı terör eylemlerinde ortak hareket etmeye başladıklarını da görüyoruz. Etrafımıza baktığımızda bugün sorunun sadece PKK sorunu olmadığını görmekteyiz. 

Ortada bir boşluk var. Bu boşluğu şimdi terör örgütleri dolduruyor. 

Ancak, asıl unutulmaması gereken konu şudur:

Adı geçen terör örgütleri iç ve dış güçlerin, Türkiye düşmanlarının taşeronlarıdır. Türkiye’yi bölmek, zayıf düşürmek, bölgedeki odu-bittilerin hayata geçirilmesi için taşeron olarak kullanılan bu terör örgütleri hedef gözetmeksizin her tarafa saldırıp, etrafı kan gölüne çeviriyorlar. Bu işin biteceği de görünmüyor. Önümüzdeki günlerde olayların daha da artabileceğini unutmamak gerekiyor.

Bugünlerde yaşanan bir başka sıkıntı da istihbarat zafiyetidir. Konu ile ilgili iddia şu:

Suruç katliamının ardından hızla artan eylemler istihbarat birimleri arasındaki ayrışmayı gözler önüne serdi. İktidarın AK istihbarat dayatması TSK, MİT ve emniyet arasındaki istihbarat paylaşımını neredeyse sıfıra indirdi. Kurumlar arasındaki güven ilişkisi zedelenirken emniyetteki paralel yapı adı altında yapılan tasfiyeler nedeniyle de uzman birimler dağıtıldı.

Terörle mücadelede istihbaratın önemi çok büyüktür. Eğer istihbaratta zafiyet yaşanırsa yapılan mücadelede başarı oranı da düşer. Olaylar zincirine baktığımızda sanki istihbarat alanında bir zafiyetin var olduğunu da görür gibi oluyoruz. Bunun sıkıntıları önemsenmelidir.

İç ve dış düşmanlar bulanık havayı çok sever. Şu anda Türkiye terör belası ile sallanıyor. Ortalık toz-duman ve bulanık. Böylesine ortamlarda ortaya çıkan düşmanlar terörün her türlüsünü kullanırlar. Bu nedenle PKK, IŞİD, DHKP-C gibi yasa dışı örgütleri taşeron olarak kullanıyorlar. 

Bizi, iç sorunlarımızla ve terörle oyalayanlara dikkat ediniz. Bölgemizde kendi çizdikleri hedeflerde hiç taviz vermeden ilerliyorlar. Bizi etrafımızı göremeyecek hale getirerek oldu-bittilerle karşımıza çıkacaklar. Sesimizi çıkaramayacağız. Bir de bakacağız ki yanı başımızda bir devlet kurulmuş. Bir de bakacağız ki Suriye’nin Kuzeyinde Kürt koridoru hayata geçirilmiş. Bütün bunlara hazırlıklı olalım. 

Türkiye, bölgede çok kritik bir konumdadır. Türkiye’nin yumuşak karnı da biliniyor. Oyun da bunun üzerine kurulmuş ve oynanıyor.

Şimdi bir başka konuya dikkatlerinizi çekelim:

Son günlerde Türkiye’de bir de mezhep çatışmasının önünü açma çalışmalarının yapıldığını gözlemliyoruz. Sünni -Alevi çatışmasını körüklemek, terör belasının yanı sıra mezhep çatışmasını da alevlendirerek Türkiye’yi yangın yerine çevirme planları yapılıyor. “Aman dikkat” diyoruz.

Türkiye’de yabancı ajanların cirit attığı, bazı bölgelerde etkili çalışmalar yaptığı söyleniyor. Yazımda istihbarat zafiyetinden söz etmiştik. Bunlar bilinmiyor mu? Biliniyorsa bu kadar yabancı ajanın çalışmasına nasıl izin veriliyor? Adana, İskenderun ve Hayat’daki otellerin yabancı ajan kaynadığını herkes söylüyor. Türkiye’nin bu kadar “sahipsiz ülke” görüntüsü vermesi doğru mudur?

Mezhep çatışmalarının ilk tohumu İstanbul’da atıldı. Üsküdar’a bağlı Çamlıca Kirazlı Mahallesi’nde kimliği belirsiz kişilerce alevi vatandaşlarının evlerinin işaretlendiği belirtiliyor. 

Alevi dernekleri üyesi Ali Kartal’ın evinin önünde ise bomba süsü verilmiş bir paket bırakıldı. Mahallede oturan vatandaşlar ise, sadece alevi vatandaşların oturdukları evlerin işaretlendiğini söylüyorlar.

Alevi vatandaşların sadece İstanbul’da değil, oturdukları her yerde bu konuda büyük rahatsızlık içinde bulunduklarını da belirtmeden geçemeyeceğiz. 

Toplum öylesine ayrıştırıldı, öylesine gergin hale getirildi ki yangın için bir Kıvılcım yetecektir. Öteden beri bizim de en büyük endişemiz çevremizde ve bizde bir mezhep çatışmasının çıkması olmuştur. Dikkat edilecek olursa çevremizde Irak ve Suriye’de bu çatışmalar yıllardır yaşanıyor. Bunun çevreye yayılması ile bölge kısa zamanda yangın yerine dönebilir.

Açık söyleyelim, dış güçlerin en büyük hedeflerinden biri de budur.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak siyasilerin ülkeyi başıboş ve hükümetsiz bırakmamak için bir araya gelmeleri, geniş tabanlı bir hükümet kurarak kararlılık içinde çalışmaya başlamaları kaçınılmaz görünüyor. Türkiye, içinde bulunduğu bu boşluğu artık kaldıramıyor.