Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Peki bu Tampon Bölge konusu nereden çıktı

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Bugün, Türkiye’de 2 milyonun üzerinde Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Halen dalga dalga sığınmacı da geliyor ve sınırda bekletiliyor. Öyle görünüyor ki, Suriye’deki iç çatışmalar sürdükçe bu sığınmacı akını da devam edecektir. Türkiye’ye yerleşen sığınmacı sorunun ise giderek büyümesi ve kış mevsiminin yaklaşması da daha da düşündürücü olmaya başladı. 

Türkiye, baştan bu yana Amerika’dan “tampon Bölge” konusunda istekte bulunuyor. Heyetler arasında da görüşmeler yapıldı. Ancak, her nedense Amerika bu işe yanaşmadı ve Türkiye’nin sınırdaki tampon bölge isteklerini geri çevirdi. 

O dönemler yazdığımız yazılarda şunu vurgulamıştık:

“Dış güçler, sığınmacı akınının durmasını istemiyor. Türkiye’yi ekonomik ve siyasi açıdan bu şekilde de çökertmenin hesaplarını yapıyorlar. Daha düne kadar arkamızı sıvazlayanların hiç biri de ortada yok. Madem Suudi Arabistan, Katar gibi Arap ülkeleri bu işe bu kadar karışıyor, neden kendi soydaşlarını kabul etmiyorlar, Türkiye’nin yükünü hafifletmiyorlar? Biz, bu nedenle özelikle Amerika’nın tampon bölgeye sıcak bakmayarak Türkiye’yi sığınmacılarla da çökertmek istediği görüşündeyiz.”

Şimdi son gelişmeler göz atalım:

IŞİD ile mücadelede Amerika İncirlik Üssü’nün kullanılmasını istedi. Bizimkiler de “Evet”dedi. Hatta iddialara göre İncirlik dışında birkaç üs daha Amerikalılara açılmış.

Ardından yapılan açıklamalarda da yapılan görüşmelerde Amerika’nın Türkiye’nin yıllardır ısrarla istediği Suriye sınırında tampon bölgenin oluşmasına “evet” dediği söylendi. 

Açık ifade etmek gerekirse bu habere sevindik ve Türkiye’nin haklı bir isteğinin kabul edilmesinden memnunluk duyduk. 

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, bu konuda yaptığı açıklamada "Güvenli bölge" dedikleri tampon bölge konusunda ABD'yle anlaşmanın tamam olduğunu ifade etti. Sinirlioğlu, “Güvenli bölgeye IŞİD ve PYD'nin girmesi durumunda hem Türkiye, hem de ABD saldırıya geçecek” ifadelerini kullandı. Güvenli bölgenin 98 ve 45 km olacağını belirten Sinirlioğlu,"PYD ve IŞİD bu bölgeye girerse hem Türkiye, hem de ABD tarafından vurulacak" dedi. Sinirlioğlu, güvenli bölgeye Özgür Suriye Ordusu'na bağlı birliklerin yerleştirileceğini de sözlerine ekledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner ise haftalık basın toplantısında konu ile ilgili sorulara çok farklı yanıt verdi. Toner “Güvenli bölge, güvenli alan gibi tanımlamalardan uzak duruyoruz. Konuştuğumuz şey, IŞİD’i oradan çıkarma çabalarıdır. Bunu etiketlememe konusunda dikkatliyiz. “Herhangi bir türden bölge üzerinde anlaşma yok. Sadece Türkiye’deki tesislerin kullanımı, IŞİD’i bölgeden temizleme, yerel bir yönetim kurma ve sığınmacıların geri dönüşü ile ilgili olarak anlaşma var” diyor.

ABD'den gelen açıklamanın ardından Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin bir bilgi notu yayınlandı. Bilgi notunda Sinirlioğlu'nun tampon bölge konusunda anlaşma sağlandığına ilişkin sözleri açıkça yalanlanamadı. Notta yer verilen ifadeler ise Sinirlioğlu'nun o sözleri söylediğini doğrular nitelikte görülüyor. 

Bu nota göre; Sinirlioğlu, dün bir grup gazeteciye ABD ile Türkiye arasındaki mutabakat çerçevesinde IŞİD’den arındırılacak bölgenin fiilen bir güvenli bölge haline geleceğine dair ABD basınında da haberler yer aldığını söyledi. IŞİD’den arındırılan bölgeyi kontrol edecek muhalif güce gerekli korumanın da ABD ve Türkiye’nin sağlayacağını kaydetti. Açıklamada “Yukarıda kayıtlı ifadeler dışında Sayın Müsteşara atfen yayımlanan hususlara itibar edilmemesi rica olunur” deniliyor. Bu notu da sizlerle paylaşalım.

Amerika’nın bütün hedefi IŞİD’ı bölgeden çıkarmaktır. 

Daha önceden de yazdık ve uyardık. PKK’nın Suriye kolu PYD, Amerika’nın müttefiki durumundadır ve kara ordusu görevini yapıyor. PYD’ ye en ağır silahlar Amerika tarafından verildi. Eğitimleri de Amerika’da tamamlandı. Bölgede PYD güçleri IŞİD’ dan korunmakta, Kuzey Irak’ta Amerika’nın istediği koridor oluşmaktadır. 

Dikkat edilecek olursa müttefikimiz bundan ödün vermiyor, hiçbir isteğimize de sıcak bakmıyor. Bizi içeriden IŞİD ve PKK ile uğraştırarak bölgede belirlediği noktalardaki varlığını pekiştiriyor. Aynı zamanda “Büyük İsrail”in de önünü açıyor. Bütün bunların gerçekleşmesi için Türkiye’nin bölgedeki varlığının zayıflatılması da hedef olarak belirlendi.

Yoksa bu saatten sonra sınırda “güvenli bölge” oluşturulsa ne olacak, oluşturulmasa ne olacak? Bu, sığınmacı akını başlarken yapılmalıydı. Şimdi, 81 ilimize damarlarımıza kadar yayılan sığınmacıları buralardan atmak, geri döndürmek, oluşmuş olsa bile sınırdaki güvenli bölgelere yerleştirmek kolay mı?

Olan olmuş, atı alan Üsküdar’ı geçmiş.

Görebildiğimiz kadarı ile bizi iç sorunlarımızla oyalıyorlar. Daha bir süre de oyalamaya devam edecekler. Büyük Ortadoğu Projesi’nin bu ayağının tamamlanması için dikkat edilecek olursa Amerika hiç kimseye taviz vermiyor. Araplardan ise “tık” yok. Hatta Türkiye düşmanlığı bile yapmaya başladılar. Arap Birliği’nin son toplantısında Türkiye’nin PKK kamplarını bombalaması da protesto edilmedi mi? “Türkiye derhal hava harekâtına son vermelidir” denilmedi mi?