Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Türk halkının da sabrı sınırsız değildir

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

PKK ile mücadelede güvenlik güçlerimiz üzerine düşen görevi layığı ile canı pahasına da olsa yapıyor. Herkes, her kesim şu gerçeği bilmelidir: Mücadele güvenlik güçlerimiz ile teröristler arasındadır. 

PKK’nın siyasi uzantıları bazı zamanlar açıklama yapıyor, iç savaştan, yakında Türkiye’nin de Suriye’ye dönebileceğinden söz ediyorlar. Eğer bu topraklarda kardeş kavgası istenilmiyorsa herkes, her kesim söylediği sözlere dikkat etmelidir. Biz, bölücü Kürtçülerle, Kürt kardeşlerimizi her zaman ayrı tutmuşuzdur.

Türk milliyetçileri bu mücadelede işin içinde yoktur. Çünkü devlet güvenlik güçlerine emanettir ve bu emanet bu güçlerce gereği gibi korunuyor. Teröristlerle de gereken mücadele gereken yerde başarı ile yapılıyor. İşi kaşıyarak milliyetçileri sokağa dökmeye çalışanların bu konuda yanıldıklarını söylemeliyiz.

Türk halkı da gerektiği zaman gereğini yapabilecek durumdadır. Hiç kimse Türk halkının sabrının sınırsız olduğunu sanmasın.

Geçenlerde Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran Hoca,  konu ile ilgili çok güzel bir yazıyı kaleme almış ve paylaşmış. Taşkıran Hoca diyor ki:

“Şunu herkes görmeli. Hele bazıları çok iyi görmeli. İçinde yaşadığımız mücadele sürecinde Türk halkı işin içinde yok. Eğer Türk halkı da mücadele etmeye karar verir ve mücadeleye başlarsa, emin olun çok kısa bir sürede ne dağlarda ne de şehirlerde bölücü terörist kalır. Onun için Türkiye Suriye olmaz! Çünkü Türk halkı ne zaman harekete geçeceğini bilir. Şimdilik mücadeleyi, yani topraklarının ve çocuklarının korunmasını devletinden bekliyor.”

 

“HDP Eş Genel Başkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Demirtaş açıklama yapıyor. Diyor ki: “…Hemen şimdi, amasız, koşulsuz Barış istiyoruz… (Yoksa) Türkiye Suriye’ye döner…”

Biz, bunu söyleyenin TBMM üyesi olduğunu düşünerek ve bütün iyi niyetimizi de zorlayarak, ama inanmayarak, “Kardeş kavgası olmasın. Türkiye Suriye’ye dönmesin “ şeklinde anlamak istiyoruz.

 

Aslında bizim gibi, Kürtlerle en az 1000 yıllık bir kültür ve din kardeşliği temelinde buluşan, birleşen Türk milliyetçilerinin de asıl endişesi bu: Bu ülkede yaşanabilecek bir kardeş kavgası, bir iç savaş. Onun için her yazımızda, her konuşmamızda bölücü Kürtçüleri hep diğer Kürt kardeşlerimizden ayrı tuttuk. Tutmaya da devam edeceğiz.

Ama yukarda belirtilen sözlerin biraz da güvenlik kuvvetlerimizin, her şehit haberi ardından yaptıkları “Geniş çaplı arama faaliyetleri başlatıldı ve PKK terör kampları uçaklarla bombalandı” şeklindeki aslında biraz acziyet ifade eden sözlerinden ve uygulamalarından cesaret alan bölücülerin bir tehditi gibi algılayanlar da var. Gerçekten de asker ve polis çocuklarımızı şehit edenler, ülkenin içersindeki teröristler. Ama onlara karşı bir şey yapıldığını göremiyoruz. Böyle olunca da ülkemiz sanki Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi “Taşları bağlı, köpekleri serbest memleket” görüntüsü veriyor ve bu durum bölücü katilleri cesaretlendiriyor.

Ama hemen söylemeliyiz ki yukarıdaki açıklamalar iyi niyetle de söylense, tehdit olarak da söylense doğru değil. Doğru değil, çünkü Türkiye Suriye olmaz! Kimsenin gücü buna yetmez! Evet son günlerde arka arkaya haince ve kahpece şehitler verdiğimiz doğrudur. Ama bu işlerle ilgili herkes görüyor ki, bölücü katillerle yapılan son mücadele, siyasi irade tarafından kerhen yapılıyor. Çünkü onları bu konuma getiren bu siyasi iradenin yanlış tutumudur. Bu, çözüm sürecidir. Zaten çözüm süreci denen çözülme sürecinin mimarları ve uygulayıcıları “ süreci buzdolabına koyduk” diyorlar. Yani bu mücadele biraz da muhtemel bir seçim için, seçimdeki milliyetçi oylar için yapılıyor intibaı veriyor.

Üzülerek söylüyoruz, siyasi irade bölücülerle kerhen mücadele ediyor. Aslında siyasi irade terörü bitirmek istese bitirir. Bölücü ve PKK benzeri “Tamil kaplanları” örgütüne karşı mücadele eden Sri Lanka örneğini hatırlayınız. Kararlı bir mücadele ile bugün bu örgütün adı –sanı bile kalmadı.

Şunu herkes görmeli. Hele bazıları çok iyi görmeli. İçinde yaşadığımız mücadele sürecinde Türk halkı işin içinde yok. Eğer Türk halkı da mücadele etmeye karar verir ve mücadeleye başlarsa, emin olun çok kısa bir sürede ne dağlarda ne de şehirlerde bölücü terörist kalır. Onun için Türkiye Suriye olmaz! Çünkü Türk halkı ne zaman harekete geçeceğini bilir. Şimdilik mücadeleyi, yani topraklarının ve çocuklarının korunmasını devletinden bekliyor.

Ama Türk halkının da sabrı sınırsız değildir. Son olaylar yavaş yavaş bıçağın kemiğe dayanmak üzere olduğunu gösteriyor.

Türk halkını bunu yapmaya zorlamayın. Kitle hareketlerinde şuur pek aranmaz. Endişe ederiz ki, böyle bir durumda da, kuru da yanar yaş da yanar. “

Türkiye’yi yangın yerine çevirmeye çalışanlar günü geldiğinde gereken yanıtı alacaklardır. Hiç kimse bu milletin suskunluğunu ve sabrını test etmeye çalışmasın. Türk milleti neyi ne zaman yapacağını çok iyi bilir.

Biz, bu nedenle özellikle TBMM çatısı altında görev yapan milletvekillerinin kimi temsil ediyorlarsa etsinler, sorumluluk duygusu içinde hareket etmek durumunda olduklarını anımsatalım. Eğer barış ve kardeşlik isteniliyorsa, teröre karşı herkes aynı mesafede olmak zorundadır. Teröristlere cesaret veren sözlerden de uzak durulmalıdır. Hep birlikte yaşamak durumunda olduğumuz bu çatıda bir yangın çıkarsa bundan herkes zarar görür.