Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

45 günü doldurma mesaisi

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. Birkaç hafta önce yazdığımız bir yazıda “Yeni seçime hazır olun” başlıklı bir yazı yazmıştık. Yazımızda “Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir seçim yapılmasında ısrar ediyor. Başbakan Davutoğlu, Erdoğan’a rağmen kafasına göre bir koalisyon hazırlığı içinde olamaz” demiştik.

Bugün gelinen noktaya baktığımızda AK Parti ile CHP arasında süren koalisyon görüşmelerinin 45 günlük mesaiyi doldurma çalışması olduğunu görüyoruz.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada “Bize koalisyon önerisi yapılmadı bile” diyor. Günlerdir çalışma yapılıyordu, o zaman neden zaman kaybı oldu? Kamuoyu, AK Parti’nin CHP ile bir hükümet kurmayacağını bildiği halde CHP Genel Başkanı ve kurmayları bunu bilmiyorlar mıydı?

O halde bunca zaman kaybı neden yaşandı? Neden kamuoyuna bir açıklama yapılmadı? “Masadan kaçan taraf olmayalım” görüntüsü vermemek için Türkiye’nin kaderi ile bu kadar oynanmamalıydı diye düşünüyoruz. 

Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın tavrı biliniyordu. Kamuoyu araştırma grupları bile yaptıkları anketlerde “Seçmen bu durumun değerlendirmesini yapıyor ve kararını da bu değerlendirme ışığı altında verecek. Oynanmakta olan oyunu da çok iyi gözlemliyor” açıklamalarında bulunmuşlardı.

Özetle CHP, 45 günü doldurma mesaisinde oyuna gelmiştir.

Kılıçdaroğlu “Hiçbir konuyu müzakere bile etmedik” diyor. Oturup birbirini dinlemişler hepsi o kadar.

Niyet belli olunca, iş dünyasının ve küresel güçlerin geniş tabanlı bir hükümet kurulması yolunda istekleri ve ağırlıkları da göz önüne alınmadı. Türkiye’nin sorunlarının çözümünde böyle güçlü bir hükümet yapılanmasına ihtiyaç vardı. Bunu bile göz önünde bulundurmadılar. 

Hâlbuki Türkiye’nin siyasi ve ekonomik durumu ve geleceği her şeyin önünde olmalıydı, seçmenin de mesajının bu yönde olduğunu biliyoruz.

Kaldı ki görüşmeler başladığı günden bu yana yandaş medya CHP’yi paralel yapı ile hareket etmekle suçlamaya başlamıştı. “Üst akılın tuzağına düşmemek gerekir” yorumları da yapılıyordu. 

En önemli nokta da Davutoğlu, CHP ile koalisyon Hükümeti kurulması yolunda masaya oturmadan önce AK Parti Teşkilatına “Yeni seçim için hazır olun, hazırlıklara başlayın” talimatı göndermişti.

Söylemek istediğimiz şu:

Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerekse Davutoğlu erken seçimi kafalarına koymuşlardır. 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra ard arda yaptırılan kamuoyu araştırmalarında da AK Parti’nin oylarının yüzde 2 puan gibi artış göstermesi böyle bir kararın alınmasında etkili oldu. 

PKK ile yapılan mücadelede askerin başarısı, milliyetçi söylemlerle Cumhurbaşkanı ve Davutoğlu’nun açıklamalarının da yeni seçimde AK Parti’ye artı puan getirebileceği hesaplanıyor. Hatta bazı köşe yazarları yorumlarında “Cumhurbaşkanı PKK ile değil, MHP ile savaşıyor. Söylemleri ile de MHP’nin oylarını eritmeyi hedefliyor” görüşlerini yansıttılar. PKK ile mücadelede de Kürt oyları ile Meclis’e gelen HDP’nin oylarının düşürülmesi de planlanıyor.

Hiç kuşkusuz yeni seçimin hangi partiye yarayacağı, kimlerin kayıba uğrayacağını şimdiden söylemek doğru olmaz. Çünkü siyasi ibre sürekli değişebiliyor. Dengelerin her an değiştiği bir ortamda ortaya net bir sonucun çıkmasını da beklememek gerekiyor. Eğer yeni bir seçim kararı alınırsa 3 aylık süre içinde bu köprülerin altından çok sular geçecektir.

Yapılması planlanan seçimi de hiç kimse “çantada keklik” görmesin.

Yeni bir seçim demek 2 trilyon liralık bir bütçenin uçması demektir. Türkiye’nin ekonomisi bu yükü kaldırabilir mi?

Millet yeniden sandığa gidecek, belki de tepki oyları ile AK Parti’yi daha da ağır biçimde cezalandıracaktır. 

Nitekim bazı kamuoyu araştırma grupları son yaptıkları anket sonuçlarında AK Parti’nin yeni bir seçimde yüzde 40’ın altında oy alabileceği görüşünü bile yansıtıyorlar. “Yeni bir seçim Cumhurbaşkanı ve AK Parti için bir kumardır” diye de ekliyorlar. Sonucu hep birlikte göreceğiz.

Yeni bir seçim demek, bugünkü koşullarda sandık güvenliğinin sağlam olmadığı demektir. Güvenlik güçlerinin bile kendilerini korumda sıkıntı yaşanan bu terör ortamında sandık güvenliği nasıl sağlanacak? Sağlıklı bir seçim yapılması bugünkü koşullarda mümkün olabilir mi?

7 Haziran seçim sonuçları uzlaşmayı ortaya koydu. Siyasiler uzlaşmaz bir tutum sergiledi. Uzlaşmazlık içinde olanlar biliniyor. Ülkeyi yeniden seçime götürmenin faturasının ağırlığı da biliniyor. Seçmen hiç kimsenin kuşkusu olmasın, önüne konulacak sandıkta bunların değerlendirmesi ile ince ayarı mutlaka yapacaktır.

Bir aydır Hükümet kurmak için AK Parti ile CHP arasında yapılan görüşmelerin tam anlamı ile bir tiyatro oyunu olduğu görüldü. Bu millet ile adeta alay etme anlamına geliyor. Bu millet bu oyunu karşılıksız bırakır mı?