Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Düne kadar çözüm diyenlere ne oldu

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Kafalardaki soru şu:

Daha düne kadar “Çözüm Süreci”nde direnen, terör örgütü ile masaya oturup el sıkışanlar, 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra ne oldu da çözümü silahlı mücadeleye çevirdi? PKK ile yıllardır yapılan silahlı mücadelede bir çözüm elde edilmediğine göre şimdi sonuç elde edilecek mi? Bu mücadeleyi başlatanlar samimi olarak buna inanıyorlar mı?

“Çözüm Süreci”ni iktidar tarafından yürüten Yalçın Akdoğan, yaptığı açıklamalarda da "Artık 'silahsız kuvvetler' devrede olmak durumunda. Sivil toplum örgütlerine, kanaat önderlerine, vakıflara, derneklere ve cemaatlere çok büyük görev düşüyor. Biz iktidar olarak taşın altına sadece elimizi değil, gövdemizi de koyduk" diyordu.  Bunun anlamı TSK’yi bu konuda etkisiz hale getirmek olarak da yorumlayabiliriz. 

Nitekim geçenlerde şehit olan Yüzbaşı Ali Alkan’ın cenaze töreninde ağabey Jandarma Yarbay Mehmet Alkan adeta isyan edercesine haykırmış “Düne kadar çözüm diyenler ne oldu da şimdi savaş diyor? Bu savaş neden? Saraylarda 30 koruma ile gezip, zırhlı arabalara binip “Şehit olmak istiyorum” diye bir şey yok. Şehit olmak istiyorsan git o zaman oraya” diyerek seslenmişti.

İşin ilginç tarafı, 7 Haziran seçim sonuçlarının ortaya çıkmasından sonra terör örgütünün hedef alınması olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Sonuç ne olursa olsun süreç devam edecektir” diyordu. Yandaş medya adeta ağız birliği etmişçesine sürece sahip çıkmış, adil adamların oluşmasını alkışlamıştı. Şimdi ne oldu da rüzgâr tersine esmeye başladı?

Konu ile ilgili çok çeşitli yorumlar ve iddialar var. Özellikle HDP Eş Başkanı Demirtaş’ın seçim meydanlarında Erdoğan’a meydan okuması ve “Seni asla Başkan seçtirmeyeceğiz” demesinin bunda etkili olduğu söyleniyor. HDP’nin barajı aşarak AK Parti’nin tek başına iktidar olmasını önlemesi de böyle bir çatışma ile oy devşirmeye gidilebileceği hesaplarının yapıldığı da iddia ediliyor.

Dikkatimizi çeken bir başka nokta da şu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP’yi hep suçlamış ve “Şehitler üzerinden siyaset yapmaya çalışıyorlar” demişti. Bugün aynı Erdoğan, ard arda gelen şehitler üzerinden oy kapmaya çalışan bir lider pozisyonunda olmakla eleştiriliyor. 

Eğer böyle bir hesap yapılıyorsa bunun ters tepeceğini söyleyenler de var. Son yapılan anket çalışmalarında ortaya çıkan sonuçlar bunu gösteriyor. Şehit cenazelerindeki öfkenin AK Parti oylarını eritebileceğine dikkat çekiliyor. Konu ile ilgili yazdığımız bir yazıda enine boyuna buna değinmiş, görüşlerimizi de yansıtmıştık.

Söylemek istediğimiz şu:

PKK ile mücadeleye ağırlık verilerek bir yandan Kürt oylarına yeniden sarılmak, öte yandan milliyetçi duyguları kabartıp bu kesimden oy kopartmayı hedeflemek son derece yanlış bir hesaptır ve bu hesap sonucu da sandıklara yansıyacaktır. Şehitler üzerinden yapılmak istenilen hesapların kesin olarak tutmayacağını altını çizerek belirtmek istiyoruz. Millet buna izin vermeyecektir.

Seçim neden yenileniyor, terör örgütü ile yeniden neden çatışma ortamına giriliyor artık millet bunu çok iyi biliyor. Yıllardır “Çözüm Süreci” adı altında PKK’ya alan açan, silahlanmasına, güçlenmesine göz yuman, KCK’lı tutukluların cezaevlerinden ayrılmasını sağlayanlar bugünlerin yaşanacağını hesap etmiyorlar mıydı? 

Güneydoğu’da PKK ve yandaşların her şeyi yaptılar, devlet bunları sadece seyretmekle yetindi. Atatürk heykellerine saldırdılar, Türk bayraklarını indirdiler, tabelaları değiştirdiler, devlete adeta baş kaldırdılar o zaman neden “süreç zarar görmesin” denilerek susuldu da, seçimlerden hemen sonra yeniden böyle bir mücadeleye girildi halen bu konuyu çözemedik. 

Valilere, güvenlik güçlerine “Çatışmaya girmeyin” diye talimatlar verilmedi mi? 

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, diğer bazı yerlerde masumane gösteri yapanlara karşı acımasızca davranan güvenlik güçleri, Güneydoğu’da devlete baş kaldıranlara karşı aldığı talimat gereği hiçbir şey yapmadı. PKK’nın bugünlere gelmesine adeta göz yumuldu.

Metropoll’ün yaptığı son anket çalışmasında da bu ortaya çıkmış bulunuyor. Metropoll’ün patronu Sencer “Eğer böyle bir hesap varsa bu hesap tutmayacak görünüyor. Haziran seçim sonuçları birkaç puan oynama ile yeniden aynen karşımıza çıkacaktır. Yine 4 partili bir meclis, yine tek başına iktidar olamayan AK Parti’yi göreceğiz” diyor. 

1 Kasım’da milletin önüne sandık konulacak. 

Biz her zaman söylüyoruz, hür irade bu sandıklara yansıtılmalıdır. Bugünü beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Seçim sizindir. Her şey herkesin gözü önünde yapılıyor. Eğrisini, doğrusunu ayırt edebilecek durumda olduğumuza göre en doğru kararı da sandıklara yansıtarak düzlüğe çıkabileceğimize inanıyoruz.

Bir de anımsatmak gereken önemli konuya yeniden değinelim:

Sandığa gitmekten, oy kullanmaktan kaçınmayalım. Görüşünüz ne olursa olsun, mutlaka sandığa gidin. Konu ile ilgili yazmayı sürdüreceğiz.