Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

'Çözüm Süreci' boyunca PKK boş durmamış

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Dağlıca saldırısı, onca verilen şehit ve PKK’nın mühimmat sıkıntısı çekmemesi akılara çeşitli soruları da getiriyor. Çünkü terör örgütünün gençlik yapılanmasında bile silah kaynıyor. “Çözüm Süreci” içinde silahları gömüp, sınır dışına çekilmemekte direnen PKK’lılar bu süre içinde daha da silahlanmış ve güçlenmiş. Özetlememiz gerekirse bizi yönetenler bütün uyarılara rağmen uyumuşlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bile çıktığı bir TV programında bunu itiraf etmek durumunda kaldı. Bakın, Cumhurbaşkanı bu konuda neler söyledi:

“Çözüm sürecini bunlar adeta Güneydoğu’da kısmen Doğu’da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içerisinde güvenlik güçlerimiz tabii” Herhangi bir çatışmaya şuna buna girmeyelim” dediler. Ama daha sonra anladık ki bu süreç içinde bunlar bunu yaptılar.”

Terör örgütü PKK’nın “Çözüm Süreci” içerisinde 80 bin silah stoku yaptığı tespit edilmiş. Ancak, şehirlere kadar inen teröristlerin buralardaki stokları ve ellerindeki silah ve mühimmatlar bilinmiyor. Kaldı ki, Doğu ve Güneydoğu’da her evin silah deposu haline getirildiğine dair haberler ve duyumlar da var. Bütün bunlar bilindiği ve uyarılar yapıldığı halde PKK’ya çok geniş alanların açılmış olduğunu görüyoruz. Bugün, terör örgütü bu alanları rahatlıkla kullanabiliyor.

Zaten PKK elebaşları ve Kandil’den gelen mesajlarda da terör örgütünün “Çözüm süreci” öncesinden çok daha güçlendiği, silahlandığı ve eğitimli elamanlarının çoğaldığı yolunda da açıklamalar yapılıyordu.

Bu noktada bizim de söylemek istediklerimiz olacaktır:

Devlet istihbaratı ile, askeri ve güvenlik güçleri yapısı ile güçlüdür. Koşullar ne olursa olsun, bir terör örgütünün bu tür silahlanmasına, güçlenmesine izin verilmemesi gerekirdi. Bunları görmezden gelmek mümkün müdür? Bugünlere gelinebileceği tahmin edilerek gerekli her türlü önlemin alınması gerekmez miydi? Geçen süre içinde bu yapılmamıştır. Burada istihbarat zafiyetinden de söz edebiliriz. 

Devletimizin büyüklüğünü ve güçlülüğünü hiçbir zaman tartışmak istemiyoruz.

“Çözüm süreci” içerisinde olup bitenler, PKK’nın silah bırakmamakta direnmesi, gençlik yapılanmasındaki hızlanma, yol kesip araç ve kimlik kontrolleri yapması, bölgedeki karakol ve baraj yapımlarının engellenmesi yeni bir konu değil ki. Bu süre içinde de terör örgütü güvenlik güçleri ile her yerde çatışma içinde olmuştur. 

Atatürk heykeller, posterleri ortadan kaldırılmış, “Türk” adı her yerden silinmeye başlanmış, yasa dışı gösteriler yaygınlaştırılmış, ancak bütün bunlara seyirci kalınmıştır. Bugünlere gelineceğinin ayak sesleri duyulduğunda da yapılan bütün uyarılara rağmen bizi yönetenler sessiz kalmışlardır.

Son Dağlıca katliamı da düşündürücüdür. 

Buranın son derece önemli ve kritik bir yer olduğu biliniyor. Günler öncesi yollara patlayıcılar yerleştiriliyor. Bunun tespit edilememesi, istihbarat alınamaması bize göre tedbirsizlik ve zafiyettir.

Bölgeyi çok iyi bilen yetişmiş elamanların olduğunu biliyoruz. Üstelik bu elamanlar, yöre halkı ile de yakın temas içinde olduğu için yapılan hemen her işten haberleri oluyordu. Şimdi bu yetişmiş elamanların da artık sahada olmadığını görüyoruz. Bu da hiç kuşkusuz istihbarattaki çatlağı ya da yetersizliği ortaya koyuyor.

Temennimiz bu yaşananların son olmasıdır.

Bu saatten sonra bizi yönetenler “Çözüm süreci buzdolabında” diyorlarsa bunun da son derece yanlış olduğunu, bu kadar kan aktıktan sonra “Hadi yeniden çözüme” denmesi, şehitlerimizin kemiklerini sızlatacağını vurgulayalım.

Terör örgütü ile bunların destekçileri ile masaya oturulamayacağı görülmüştür. 3 yıl süren “çözüm süreci” bunların iç yüzlerini daha yakından görmemiz için yetmiş de artmıştır bile. Geçmişte, bizi yönetenlere bunları anımsattığımızda çok sert tepkilerle karşılaştığımızı da gördük. 

“Çözüm süreci” konusunda taviz vermeyeceklerini söyleyenler, “ Bedeli ne olursa olsun bundan vaz geçmeyeceğiz” diyenlerin bugün geldikleri noktayı hep birlikte görüyoruz. Ne var ki olan bu milletin evlatların oluyor. 

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Her şehit haberinde yüreğimiz yanıyor, kahroluyoruz. Bunu da çeşitli tepkilerle zaten herkes ortaya koyuyor.

PKK ile mücadelede milletimiz kenetlenmiş, devletimizin ve güvenlik güçlerimizin yanında bir tek yürek olmuştur. Hiçbir millete nasip olmayan bir kenetlenme örneği sergilenmektedir. Eğer 30 yıldır bir terör örgütünün karşısında verilen bunca şehide rağmen bu miller ayaktaysa ve devletimiz güçlüyse bunun da son derece önemli olduğunun altını çizmek istiyoruz.

Bugün birlik ve beraberliğimizi korumaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu nedenle şu an için artık birbirimizi suçlama yerine, terörle mücadelede taviz verilmeden devletimizin yanında yer almak durumundayız. 

Hesaplaşma olmayacak mı? Hiç kuşkusuz bu da olacaktır. Ancak, bu hesaplaşmanın demokratik kurallar içinde kırıp dökmeden milli irademizi sandığa yansıtarak yapılması en doğru ve geçerli yol olacaktır, bunu unutmayalım.