Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Sığınmacıların Türkiye’ye faturası 6 milyar Dolar’ı geçti

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Sığınmacı sorununa köklü bir çözüm bulunamıyor. Türkiye’ye gelen 2 milyonun üzerindeki Suriyeli sığınmacılardan bazıları çeşitli yollardan Avrupa’ya geçmeye çalışıyor, ancak ortaya çıkan sıkıntılar çoğu zaman buna da fırsat vermiyor. Bazı sığınmacılar ise “Artık Türkiye’ye yerleştik, bir daha ülkemize dönmeyiz” diyor.

Geçenlerde Başbakan Davutoğlu’nun İngiliz Guardian Gazetesi’nde bir makalesi yayınlandı. Davutoğlu makalesinde ''Avrupa'nın göç konusunda harekete geçme zamanı gelmiştir. AB ülkeleri sorumluluklarını üstlenmeli, insani bir tavır sergilemelidir. Türkiye, göçmenler için 6 milyar Dolar’dan fazla para harcadı” dedi.

Başbakan Davutoğlu makalesinde, "Avrupa'nın aynaya bakması için tam zamanıdır. Yansımasında gördüğüyle ilgili dürüst olmalı ve ertelemeye son vererek, bu yükteki adil payını üstlenmeye başlamalıdır. Radikal siyasetçilerin Avrupa halkının gözünü boyamasına izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı. 

Hiç kuşkusuz, yıllardır süren bu sığınmacı konusunda Avrupa kılını kıpırdatmıyor. Son olarak Bodrum’dan Kos’a geçmeye çalışırken boğularak ölen 3 yaşındaki Suriyeli sığınmacı bir çocuğunu medyadaki görüntüleri üzerinde Batı’da bir kıpırdanma oldu. Ancak, bunun da kanayan yaralardaki kanı durdurmaya yaracağını sanmıyoruz.

Ortadaki gerçek şudur:

Türkiye hemen her konuda olduğu gibi sığınmacılar konusunda da kaderi ile baş başa bırakıldı. Ne Batı, ne Arap ülkeleri bu konuda ellerini taşın altına koymadılar ve halen de koymamakta direniyorlar. 

Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin sığınmacılar konusunda yaşadığı sıkıntıları da şu ifadelerle dile getiriyor:

"Ancak Türkiye tek başına başarılı olamaz. AB ülkeleri sorumluluklarını üstlenmeli ve tevazu göstererek, daha açık olmalı ve yanı başında meydana gelen bu insanlık trajedisine karşı insani bir tavır sergilemelidir. Avrupa tarihini anlamayan bazıları için, Türkiye'ye yüklenmek ve büyük çapta güvenlik önlemleriyle savunmacı bir yaklaşım ortaya koymak ve Hristiyan bir 'Avrupa kalesi' yaratmak çekici gelebilir ancak bu işe yaramayacaktır."

Son olaylar ve çağrılar az da olsa Avrupa’yı harekete geçirmeye başladı. Eğer, beklentiler karşılanabilirse hiç değilse üzerimizdeki sığınmacı yükü hafifleyecektir. Yoksa Suriye’deki çatışmaların hızlanması ile daha çok sığınmacının sınıra yığılması kaçınılmaz görünüyor.

Bize ulaşan yeni haberlere göre AB Komisyonu son acil dağıtım planında, İtalya, Yunanistan ve Macaristan’daki 120 bin sığınmacının 22 üye ülkeye dağıtılması öngörülüyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İtalya, Yunanistan ve Macaristan’a akın eden sığınmacıların üye ülkelere adaletli şekilde nasıl dağıtılacağını kapsamlı bir eylem planı ile belirlemiş. Ancak, adı geçen ülkelere yığılan sığınmacıların bu ülke polisleri tarafından nasıl hırpalandığını da televizyonlardan izliyoruz.

AB Komisyonu’nun mayıs ayında açıkladığı 40 bin sığınmacıyı dağıtım planının ardından, son açıkladığı eylem planında, üç ülkede barınan 120 bin kişinin 22 ülkeye kota sistemi ile dağıtımı öngörülüyor. Ülkelere uygulanacak sığınmacı kotalarında, üye ülkelerin büyüklüğü, gayri safi milli hasılası, ülkenin daha önce kabul ettiği sığınmacı sayısı ve işsizlik oranı başlıca kriter olarak ele alınıyor. Plana göre, AB’ye üye 22 ülke, İtalya’dan 15 bin 600, Yunanistan’dan 50 bin 400 ve Macaristan’dan 54 bin sığınmacı alacak.  

Plan uyarınca, sığınmacı kabul eden üye ülkelere, kişi başına 6 bin avro AB bütçesinden mali destek sağlanacak. Bu amaçla, AB bütçesinden üye ülkelere 780 milyon avro mali destek sağlanacak. Geçici süre ile sığınmacılara kapılarını açan Yunanistan, Macaristan ve İtalya ise kişi başına 500 avro mali destek alacak. Komisyon planı, üye ülkelerin önerilen sığınmacı kotalarına itiraz etmeden kabul etmelerini ancak bir doğal felaket halinde bu sorumluluktan mali destek vererek muaf olmalarını öneriyor.

Hangi ülkenin ne kadar sığınmacı alacağı da şu şekilde açıklanıyor:

Plana göre, AB içinde bu üç ülkeden en fazla sığınmacıyı Almanya kabul edecek. Almanya’nın 31 bin 443 sığınmacı kabul etmesini öngören plan, Fransa’nın 24 bin 31, İspanya’nın 14 bin 931, Polonya’nın 9 bin 287, Hollanda’nın 7 bin 214, Romanya’nın 4 bin 646, Belçika’nın 4 bin 564, İsveç’in 4 bin 469, Avusturya’nın 3 bin 640, Portekiz’in 3 bin 74, Finlandiya'nın 2 bin 398 sığınmacıyı kabul etmesini öngörüyor. AB üyeleri içinde en az sığınmacıyı 133 kişi ile Malta ve 274 kişiyle Güney Kıbrıs Rum Kesimi alacak.

Bütün bunlar sığınmacı sorununu kökten çözer mi yorumu size bırakıyoruz.

Kaldı ki, Avrupa’nın alacağı sığınmacıların belirli bir süre sonra geri dönüş içinde olması da gündemde bulunuyor. Özetle, buralarda gidecek olanlar daimi vatandaş olmayacak. 

AB Komisyonu ayrıca üye ülkelerin sığınmacıların kısa ve uzun dönemde dönüşü ile ilgili olarak bir eylem planı hazırlanmasını istedi. Bu plan uyarınca, AB dönüş direktifi yeni gelişmeler ışığında 2017 yılında tekrar gözden geçirilecek. Ayrıca sığınmacıların dönüşü ile ilgili kuralların ayrıntılı bir şekilde belirleneceği bir el kitabının basılması öngörülüyor.

Görüldüğü gibi Avrupa “Dünya ve insanlık bizi alış-verişte görsün” anlayışı ile hareket ediyor. Her zaman olduğu gibi Müslümanlığa toz kondurmayan Arap ülkelerinden ise “çıt” yok. Sanki bu sığınmacılar “Haçlı ordusu” nun bir parçasıymış gibi hareket ediyorlar.