Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Özgür basın olmazsa demokrasi de olmaz

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Uzun zamandır medya üzerinde bir terör estiriliyor. Özellikle PKK ile yapılan mücadelede bazı yazılanlar ve yorumların bahane edilerek medya binalarına saldırılması, gazetecilerin tehdit edilmesi, susturulmaya çalışılması, korku ve dehşet saçılması bize göre demokrasiye indirilen bir darbe niteliğindedir.

Önce görüşümüzü yansıtalım:

Son zamanlarda terörü bahane ederek gazete ve parti binalarına karşı girişilmiş olan her türlü saldırıyı ayırım yağmaksızın kınıyoruz ve kabul etmiyoruz. 

Çünkü demokrasilerde “olmazsa olmazlar”dan medya temel taşlardandır. Özgür basın milletin sesidir. Bu ses susturulduğunda demokrasiden söz etmek de mümkün değildir. Gerekçe ne olursa olsun gazete ve parti binalarına karşı girişilmiş olan tüm saldırılar tarihe “kara leke” olarak geçecektir.

Geçenlerde Gazeteciler Cemiyeti Seçilmiş Kurullar, Yönetim Kurulu, Onur Kurulu ve Seçici Kurul üyeleri bir toplantı yaptı. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin de toplantı sonunda alınan kararlar sonrasında yaptığı açıklamada “Medyaya yönelik vandallık ve saldırılara sıfır tolerans gösterilmesi gerekmektedir. Farklılıklara saygı göstermek demokrasinin gereğidir. Demokrasi ancak üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü olunca yaşar. Özgür bir basın varsa o zaman demokratikleşmeden söz edebiliriz. Parçalanmış, bölünmüş bir ülkede demokratikleşmeden bahsedilemez” dedi.

Biz önce medya ayağından gelen açıklamalara yer verelim:

Gazeteciler Cemiyeti Basın Meclisi Başkanı Yaşar Aysev de açıklamasında “Cemiyetimiz, gören gözlerin, dağlanan yüreklerin, idrak eden beyinlerin sahipleri olarak bizler, bizden sonrasını düşünmeliyiz. Evlatlarımıza bölünmüş bir ülke mi, dinsel, faşizme teslim olmuş bir millet mi özgürlüğünü yitirmiş bir medya mı bırakacağız?” görüşlerini dile getirdi.

Milletvekili, Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Mustafa Balbay ise “Şehit ateşi 77 milyonu yakar, eskiden basın özgürlüğü için uğraş verirdik şimdi ise sıra gazete emekçilerinin can güvenliğine geldi. Medya anti demokratik baskı altında eziliyor, bıçak kemiğe dayandı” diye konuştu.

Aslında yapılan saldırıları sadece bir cam çerçeve kırılması olarak görüp değerlendirmemek gerekiyor. Saldırıların içerine inildiğinde bunların organize olduğu görülüyor. İktidar Partisi mensubu bir milletvekilinin baskında bulunması ve “Artık bunlara alışsınlar” demesi endişe verici ve kabul edilemez bir ifadedir.

Yukarıda da belirttik. Saldırı hangi medyaya, hangi partiye yapılmışsa, yapılıyorsa bunu onaylamamız mümkün değildir. Saldırı saldırıdır ve bu saldırılar aslında demokrasiye yapılmıştır. 

Savunduğumuz ve sıkça sözünü ettiğimiz bir konu da şudur:

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Okursunuz, okumazsınız. Oy verirsiniz veya vermezsiniz. Bunlara karşı tepki göstermek de bir haktır. Hiç kuşkusuz tepkilerin de gösterilme şekilleri vardır. Ancak bu hakkın da hukuk ve demokrasi çerçevesi içinde kurallara uyarak yapılması gerekir. Protesto etmenin, yürüyüş yapmanın da bir demokratik hak olduğunu savunuyoruz. Yeter ki kırma, dökme, tehdit ve endişe veren olaylara meydan verilmesin. 

Neredeyse binaların ateşe verilip içeridekilerin diri diri yakılması bile planlanmıştı. Bu kabul edilebilir mi? Bunları planlayanlar, yapanlar yakalanamıyor, cezalandırılmıyorlarsa o da ayrı bir sorundur. 

Şimdi gelelim Hükümet cephesine:

Biz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’ndan medyaya ve parti binalarına karşı girişilen saldırılara karşı çok sert açıklamalar yapmalarını beklerdik. Ekonomi Bakanı Zeybekçi ile AK Parti Sözcüsü Atalay konuya duyarsız kalmadılar.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, saldırılarla ilgili şunları söyledi: “İnsanların haber alma, bilgi alma hakları, yaşama hakları kadar kutsaldır. Nefes alma hakları kadar kutsaldır ve en büyük özgürlüklerinden birisidir. Gerek Hürriyet gerek diğer tüm basın organlarına fiili olarak yapılan saldırıları nefretle kınıyorum. Kim olursa, gerekçesi ne olursa olsun, özgür basına yapılan tüm saldırıları kınıyorum.”

 

Ak Parti Sözcüsü Beşir Atalay, gazete binalarına yönelik saldırılara tepki göstererek şunları söyledi: “Son zamanlarda terörü bahane ederek Hürriyet, ATV, Sabah binaları, bazı parti binaları çirkin saldırılara uğradı, hiç birini onaylamıyoruz, gerekçesi ne olursa olsun şiddetin hiç bir türlüsünü tasvip etmiyoruz. Düzeltilecek bir durum varsa, bir yanlış varsa, şikâyet edilen durumlar varsa mecra hukuk yerleridir. Bunlar aslında terörün de amacına hizmet eder. Basın kuruluşlarına karşı yapılan çirkin saldırıları bütün yönüyle kınıyoruz.

İki duyarlı ses ve yapılan saldırılara karşı sessiz kalmayan Zeybekçi ve Atalay’a bir medya mensubu olarak teşekkür ediyoruz. 

Temennimiz bu tür olayların artık yaşanmamasıdır. Bu tablo ne acıdır ki Türkiye’ye yakışmıyor.