Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Sığınmacı kampı mı oluyoruz

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 6 saat süren Türkiye ziyareti öyle görülüyor ki çok tartışılacak görüşmelere ve vaatlere de imza atmıştır. Merkel, Türkiye’ye “Avrupa’ya sığınmacı girmesini önleyecek tedbirler alın. Bize sığınmacı gelmesin. Daha önce Avrupa’ya gelenler de yapılacak anlaşma çerçevesinde yeniden Türkiye’ye dönmesinin (geri kabul anlaşması) sağlanmasında da bize yardımcı olun” dedi.

4 temel pazarlık konusunun ne getirip ne götüreceğini ilerleyen zaman içinde bekleyip birlikte göreceğiz.

Hiç kuşkusuz, Merkel’in bu önerilerinin kabul edilmesi halinde Türkiye’ye bazı vaatleri de oldu. AB’ye girişimizin kolaylaşması, vizelerin kalkması yolunda adımların atılması, Suriyeli sığınmacılar için harcanacak 3 milyar Euro’nun verilmesi, Türkiye sınırları içinde sığınmacılar için güvenli kampların oluşturulması gibi konular da masaya yatırıldı.

Bu görüşmelerde “kazan kazan” politikalarından çok, ortada bir kandırmaca olduğunu vurgulayanlar da var. Merkel’in verdiği vaatlerde samimi olmadığı, ilerleyen zaman içinde bu alanda Türkiye’nin kandırıldığının ortaya çıkacağını iddia eden çevreler de bulunuyor. 

Sığınmacı konusunun çok daha önemli duruma geleceğini söylemeliyiz. Daha işin başlangıcındayız. Suriye’deki iç çatışmalar sürdüğü müddetçe Türkiye’yi çok daha sıkıntılı günler bekliyor. Avrupa, bunu gördü ve şimdiden önlemini almaya çalışıyor. 

Rusya ve İran’ın Suriye’deki çatışmalara doğrudan girmesi ile komşumuzdaki gelişmeler de yön değiştirmeye başladı. Esad’ın ordusu, Rusya ve İran’ın desteği ile Halep’te muhaliflere karşı büyük bir saldırı başlattı. Ortadoğu uzmanları “Yakında Halep düşecek ve Esad burada her şeye hakim duruma gelecek” diyor.

Bunun anlamı şudur:

1 milyona yakın sığınmacı daha kapılarımıza dayanacak. Halep’ten kaçanların durağı sınırımız olacak. Açık söyleyelim, şimdiden buna da hazırlıklı olmak durumundayız.

Türkiye, Suriye sınırları içinde “güvenli bölge” kurulmasını baştan bu yana istiyor. Bu sesi Amerika’ya da Avrupa’ya da dinletemedi. Merkel ile yapılan görüşmelerde Almanya Başbakanının, böyle bir bölgenin Türkiye sınırları içinde kurulması konusunun gündeme geldiğine dikkat çekiliyor. 

Türkiye için önemli olan konulardan birinin vize konusu olduğunu söylemeye gerek var mı bilemiyoruz? Yapılan görüşmelerde vizelerin kaldırılacağı da söyleniyor. Biz bunu pek inandırıcı bulmadığımızın altını çizelim:

Nedenlerine gelince:

Bütün Avrupa, 4 temel pazarlık konusunun en zorunun vize olduğunda ittifak ediyor. Mülteciler için duvarlar ören Avrupa'nın 2016 yılı içerisinde bütün Türklere vize serbestiyeti tanıma ihtimalini ciddi gören hiç kimse yok. En fazla, işadamları ve öğrenciler ile bir adım atılabileceği belirtiliyor. Türkiye'nin Geri Kabul Anlaşması'nı (GKA) onaylamadan vize serbestiyeti olmayacağını Avrupalı yetkililer söylüyor. Türkiye GKA'yı kabul ederse, ülkedekilere ilaveten önemli bir miktar Avrupa'ya göç etmiş kişiye de kapılarını açacak. Hollanda ve Alman mahkemelerinin lehte kararlarına rağmen bu ülkeler siyasi sebeplerle vize muafiyeti hakkını kullandırtmıyor. Merkel'in bütün AB adına söz vermesinin de zaten hukuken de mümkün olmadığı ifade ediliyor. 

İşin en ilginç yönüne de bir bakalım:

Almanya Başbakanı Merkel, her ağzını açtığında “Ben Türkiye’nin AB üyeliğine karşıyım. “diyor. Bu anlayışta olan birinin şimdi “Gelin AB’ye” demesini inandırıcı bulabilir miyiz? AB üyeliği için tüm üye ülkelerinin “tamam” demesi gerekiyor. Bir üyenin çekimser kalması bile üyeliği suya düşürüyor. 

Uzmanlara göre en büyük kandırmaca burada yaşanıyor. Merkel daha geçen hafta Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu, Erdoğan'ın da bunu bildiğini söylediği halde ‘üyelik sürecinin hızlandırılmasından' bahsediyor. Erdoğan'ın gündeme getirdiği 5 fasla karşılık sadece 17. fasıldan bahsediyor. 17. fasıl zaten hazır, yaklaşık bir yıldır açılmayı bekliyor. Ayrıca Rumlar fasılların açılmasına karşı olduklarını yüksek sesle ifade etmelerine rağmen Türkiye'nin kandırılması ve AKP iktidarının buna inanır gibi yapması Avrupa'da yadırganıyor. Türkiye'nin üyeliği önündeki en büyük engel olan Merkel, şimdi müzakere sürecini hızlandıracak kişi olarak pazarlanıyor.

Fasılların açılmasına karşı olan Rumlar, bunu engelleyecektir. O zaman Merkel “Biz size verdiğimizin sözlerin arkasındayız ama Rumları ikna edin” derse ne olacak? 

Buradan çıkan sonuca bakalım:

Merkel’in Türkiye’de yaptığı görüşmelerde verdiği sözlerin kesin olmadığını görmekteyiz. Varılmak istenilen kararlar da henüz hazırlanmış değil. Eğer karşılıklı anlaşmaya varılırsa bunun da önemli bir süreçten geçeceğini söylemeliyiz. Bu konulara “her şey tamam” gözü ile de bakmamak gerekiyor. 

Her şeye rağmen, sığınmacı konusu şu an için Türkiye’nin elini güçlendirmiş görünse de, bunun Türkiye lehine kullanılmasında ustalıkla hareket etmek gerekiyor. O nedenle bundan sonraki görüşmeler daha önem kazanıyor. Sığınmacı konusunda da Avrupa’nın oyununa gelmeyelim.