Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Türkiye’nin önündeki öncelikler

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Seçim sonrası Türkiye’nin öncelikleri neler? Cumhurbaşkanı’nın ısrarla istediği “Başkanlık sistemi” mi, yoksa tek başına iktidar olan AK Parti’nin seçim süresince vatandaşlara verdiği vaatlerin yerine getirilmesi mi? 

Seçimler biter bitmez Cumhurbaşkanlılığı sarayından sözcü İbrahim Kalın tarafından yapılan açıklamalarda “Başkanlık sisteminin gerçekleşmesi için Meclis’te partiler anlaşamazsa bu işi referanduma götürürüz. Millet karar verir” denildi. Erdoğan’a yakın olan medyada da Başkanlık sistemine geçiş öncelik olarak gösteriliyor.

Başbakan Davutoğlu ise, katıldığı bir televizyon programında “Başkanlık birinci gündem maddesi değil. Aciliyeti de yok. Seçim beyannamesinde söylediklerimiz 3 ay içersinde yerine getirilecektir. Kanun gerektirmeyen tüm düzenlemeler bu süre içinde yapılacak. “şeklinde konuştu.

Bu noktada Cumhurbaşkanlığı ile Başbakan arasında bir çelişki olduğunu görüyoruz. Çünkü seçim sonrası Cumhurbaşkanlığı makamı sıcağı sıcağına “Başkanlık Sistemi” derken, Başbakan bunun gündemin birici maddesi olmadığını ve aciliyetinin de bulunmadığını söyledi.

Dikkat edilecek olursa seçim boyunca ne Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne de Başbakan Davutoğlu, “Başkanlık Sistemi” konusunda hiçbir açıklamada bulunmadılar. 7 Haziran seçim sonuçları milletin bu sistemi istemediği ortaya koymuştu. Ancak, 1 Kasım’daki seçimde AK Parti’nin oyları % 49,4’e yükselince bu rüzgârla “Başkanlık Sistemi” yeniden ısıtılmaya başlandı.

Hiç kuşkusuz Türkiye’nin daha başka öncelikleri de bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB) İlerleme Raporu’nu yayınladı. Bu raporda Türkiye’nin İnsan hakları ve hukukta geriye gittiği belirtiliyor. Ağır suçlamalar var. Basın özgürlüğünün tehlikede olduğuna da vurgu yapılıyor. Raporda, başta ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü olmak üzere Türkiye’de ilerleme olmadığı aksine temel insan hakları açısından birçok alanda gerilemeye gittiği belirtiliyor.

Raporun ekonomi ile ilgili bölümünde ise Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın isteği ile faiz indirimi yapması eleştiriliyor. Devlet yardımlarının şeffaf biçimde yapılmadığı da belirtilip “Ekonomi dengesiz” deniliyor. 

Davutoğlu’na yakın isimler, bu rapordan Başbakan’ın son derece rahatsız olduğunu söyledikleri ifade ediliyor. Nitekim Başbakan da özellikle basın özgürlüğü konusunda yaptığı açıklamada “Basın özgürlüğü bizim için kırmızı çizgilerimizdir” diyor.  

AB’nin İlerleme Raporu’nda ayrıca Erdoğan’ın Anayasal sınırları aşması ve medyaya baskının endişe yarattığı da belirtiliyor. Aynı raporda yolsuzluk soruşturmalarının kapatıldığı ve yargı bağımsızlığının zedelendiği de vurgulanıyor ve bu konularda Türkiye’den acil önlem alınması isteniliyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 10 Kasım günü yaptığı açıklamada, Türkiye’de demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri konusunda bugün en küçük bir şüphe ve tehdidin olmadığını belirtip “Artık rejim endişelerini gündemden çıkarmalıyız” sözleri ile adeta AB İlerleme Raporu’ndaki suçlamalara meydan okudu.

Bizim temennimiz ve beklentilerimiz de Türkiye’nin önceliklerinin değerlendirilmesi ve yapılan bu açıklamaların gerçekleri yansıtmasıdır. 

Türkiye’nin hemen her tarafından gelen haberler, milletin nasıl bir beklenti içinde olduğunu çok açık biçimde gözler önüne seriyor. Herkes, iktidarı tek başına kucaklayan AK Parti’den verilen sözleri tutmasını bekliyor. Bir çok yerde bu beklentilerin üst düzeye çıktığını da görüyoruz.

Asgari ücretin 1300 lira olması, emekli maaşlarına yapılması hedeflenen 1200 liranın ödenmesine geçilmesi, emekli vatandaşların 250 lira taksitlerle ev sahibi olmasının sağlanması, öğrenci burslarının artırılması, yoksulluk maaşlarına zammın gerçekleşmesi gibi milletin beklentilerinin ön plana çıkmış olduğunu görmekteyiz. 

Adı geçen konularda yurdun her tarafında bir hareketlilik var. Öncelikle bu beklentilerin gerçekleşmesi isteniliyor. Görebildiğimiz kadarı ile millet şu an için sadece bunları düşünüyor. “Başkanlık Sistemi” ya da diğer konularda milletin pek fazla ilgilendiği yok. 

Bu gerçekler ışığı altında Başbakan Davutoğlu ve ekibi bunları gördükleri için hemen kolları sıvadılar ve 100 günlük bir acil plan uygulamasına geçtiler. Yapılan açıklamalarda da bu acil plan çerçevesinde verilen tüm sözlerin ve vaatlerin mutlaka yerine getirileceğini açıkladılar. Milletin beklentisinin ve önceliğinin de bu olduğunu görmekteyiz.

Bunların yanında daha önce gündeme getirilen yeni bir anayasa yapılmasının da Türkiye’nin öncelikleri arasında olduğunu söylemeliyiz. Çünkü diğer siyasi partiler ve milletin büyük bir bölümünün de yeni anayasa konusunda beklentileri bulunuyor. Bu anayasanın da milleti kucaklayıcı ve birlik ve bütünlüğümüzü koruyacak biçimde düzenlenmesi konusunda hassasiyetler de bulunuyor. 

Eğer bizi yönetenler Türkiye’nin önündeki önceliklere eğilir, milletin istediği yönde hareket edebilirlerse bu hem içte hem de dışta ülkemizin prestijini artıracak adımlar olabilir. Söylemlerin de mutlaka eyleme geçmesi gerekiyor. Bugün, AK Parti’ye oy veren % 49,4 oranındaki vatandaşların yanı sıra oy vermeyenlerin de aynı görüş ve beklenti içinde olduğunu söyleyebiliriz.