Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Paris katliamının düşündürdükleri

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Paris’te IŞİD tarafından düzenlendiği kesinleşen ve 138 kişinin ölümü 99 ağır 300’e yakın kişinin yaralanması ile sonuçlanan katliamın perde arkası da aralanmaya başlandı. Paris gibi sıkı korunan ve Avrupa’nın göbeğinde 7 noktada yapılan saldırıların nasıl ve hangi plan çerçevesinde gerçekleştiği de sorgulanıyor.

Hiç kuşkusuz bu büyüklükte bir katliamın arkasında soru işaretleri olacaktır. Bugünkü yazımızda bunu irdelemeye çalışacağız.

Öncelikle şunu vurgulayalım:

Elleri kalaşnikoflu, belleri kilolarca patlayıcı olan militanların 7 ayrı noktaya nasıl geldikleri, polis barikatlarını nasıl aştıkları önemlidir. Çok sistemli, planlı ve tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirilen bu katliamın arkasında bazı dış güçlerin, istihbarat servislerinin var olabileceğini düşünüyoruz.

Yoksa bu işin öyle birkaç militan ile böylesine planlı, sistemli ve öldürücü niteliği olan bir eylemin gerçekleştirilmesi kolay değildir. Bu işin arka planında başka örgütlerin bulunabileceği göz ardı edilmemelidir.

İşin ikinci önemli boyutu da şudur:

Artık, Avrupa İslam alemini terörist yuvası olarak değerlendirecektir. Geçmişe baktığımızda bu tür olayların meydana gelmesinden sonra “İslami terörist üretiliyor” gerekçesi ile adeta İslama savaş açıldığını gördük. Irak’ın işgal planının arkasında da böyle bir girişimin olduğunu hepimiz biliyoruz. 

Müslümanların kendi ülkelerinde bile sıkıntıları var ve rahat değiller. Şimdi Avrupa’da olanların hayatları Paris katliamı sonrasında daha da kötüleşecek. Her biri potansiyel bir suçlu ve terörist gibi algılanacak. Müslüman toplumu yıllardır bu algıyı ortadan kaldıramadı. 

Zaten Taliban, El Kaide, Boko Haram ve IŞİD vahşeti Batı’da Müslümanları zor durumlarda bırakmıştı. Şimdi bu durum daha da kötüleşecektir. Dünyada İslami korkulan bir din haline getirilmiş algısı güçlenecektir. Zaten Müslümanları sevmeyen Avrupa için bu katliam bir gerekçe olarak kullanılacaktır.

Bize göre daha da önemsenmesi gereken Suriye’den Avrupa kapılarına dayanan sığınmacı sorununun yüküdür. Bu yükün tamamen Türkiye ve komşu ülkelere yıkılması için Paris katliamı bir gerekçe olarak ortaya çıkacaktır.

AB, bilindiği gibi Suriye’deki sığınmacı akını karşısında sınırlarını kapattı. Türkiye’yi de bir yerde sığınmacı kampına çevirdi. Bundan sonra IŞİD’a karşı başlatılacak operasyonlarda yeni sığınmacı akını kaçınılmaz görülüyor. Paris katliamı ile bu sığınmacıların da Avrupa kapılarına dayanmasının önüne geçilecek.

Konuyu biraz da bu açıdan ele alıp değerlendirmekte yarar vardır.

Zaten dikkat edilecek olursa Antalya’da toplanan G-20 toplantısında Amerikan Başkanı Obama ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir araya gelip yaptığı görüşmede sınır güvenliğinin sıkılaştırılması kararının alındığı söyleniyor. Liderlerin de sınırların sıkı kontrolü ve hava ulaşımında güvenlik konularında görüş birliği içinde oldukları da ifade ediliyor.

Artan terörün G-20 Zirvesi’ni esir aldığının da altını kalınca çizelim.

Bunarın yanında yurt dışında bulunan Türkler ve Müslümanlara karşı da ikinci sınıf muamelesi yapılacağından da kuşku duymuyoruz. Zaten her ortamda ikinci sınıf muamelesi gören Müslüman topluma bundan sonra da daha değişik gözle bakılacaktır. Sanki her Müslüman birer terörist kimliği taşıyan insan gibi algılanacaktır.

Burada Türkiye’nin konumu da önemlidir.

Türkiye’nin İncirlik Üssü’nü IŞİD ile mücadeleye açmış olması ve müttefikimiz Amerika ile IŞİD karşıtı bir kara operasyonuna hazırlanmamız, bizi de IŞİD’a karşı bir hedef haline getirmektedir. Son günlerde IŞİD’a karşı yurt içinde başlatılan operasyonları da göz önüne alacak olursak, IŞİD’ın ana hedeflerinden biri haline gelebileceğimizi açıkça görebilmekteyiz.

Kısa zaman içinde gerek Suriye, gerekse Irak’ta IŞİD’a karşı askeri baskıların artacağını da görüyoruz. Bununla ilgili planlar yapılıyor. Adeta topyekûn bir savaşın eşiğine geliyoruz. Böyle bir durum karşısında IŞİD eylemlerini Türkiye üzerinde daha da artırabilir. Canlı bombaların aramızda dolaştığı zaten günlerdir söyleniyor mu?

PKK ile zaten büyük bir mücadele veriyoruz. PKK’nın yanına şimdi de IŞİD belası eklendi. Bunların yanında mücadele verdiğimiz DHKP-C gibi bir yasa dışı örgüt daha var. Bunlar yetmiyormuş gibi, PKK’nın Suriye kolu PYD ile de sıkıntılarımız devam ediyor. Özetleyecek olursak, içten ve dıştan teröristlerle kuşatılmış durumdayız.

Yazımızı noktalamadan bir de önemsediğimiz şu konuya değinelim:

Paris katliamını kınıyoruz, terörünü de nereden ve kimden gelirse gelsin şiddetle kınıyoruz. 

Yıllardır Suriye’de binlerce kişi katledildi, dünya seyirci kaldı. Irak’ta neredeyse hemen her gün bombalar patlıyor, binlerce kişi hayatını kaybediyor. Buna da dünya seyirci kalıyor sesini çıkarmıyor. Filistin’de İsrail zulmü bütün şiddeti ile sürüyor, bunlara da sessiz kalınıyor. 

Amerika’da ya da Avrupa’da herhangi bir yerde bir terör olayı meydana geldiğinde tüm dünya ayağa kalkıyor.

Biz, “senin teröristin kötü, benim teröristim iyi” anlayışının da karşısındayız. Bu anlayışı da terk etmediğimiz süre içinde bu terör belasından kurtulmamız mümkün olmayacaktır. Terör nerede ve hangi noktada meydana geliyorsa tüm dünyanın o noktada birliğini, bütünlüğünü göstermesi gerekiyor.