Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Sadece sırtımızı okşadılar

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

G-20 Zirvesi’nin magazin tarafını bir tarafa bırakalım. Asıl konuya geldiğimizde bu zirveden ortaya çıkan sonuç bizim açımızdan ne ifade ediyor? Dünya ekonomisine ve kaderine etki eden ülke liderlerinin bu toplantısında bizim sadece sırtımızın okşandığını ve özellikle bölgemizdeki sıkıntılarla yine başbaşa kalacağımızı görmekteyiz.

Felaket tellallığı yapmıyoruz. Gerçeklere yüzümüzü döndüğümüzde ortaya çıkan tablonun bizim açımızdan hiç de olumlu olmadığı söyleyebiliriz.

Şimdi IŞİD karşıtı operasyonlar artacak. Nitekim köşeye sıkışan IŞİD’cılar ile bölgeyi terk eden yeni sığınmacıların ilk durağı sınırlarımızdır. Bu satırlar yazılırken yeni sığınmacı dalgalarının gelmekte olduğu haberlerini aldık.

Ülkemizde sayıları 2 milyon 500 bini bulan sığınmacı sayısının 1 milyon daha artabileceği hesaplanıyor.

ABD Başkanı Obama ne dedi: “Türkiye’nin sığınmacı yükü artıyor. Bunun hafifletilmesi gerekiyor.”

Sonuç:

ABD ve AB ülkeleri sınırlarını sığınmacılara kapatıyor. Sınırdan ve havadan denetimleri sıklaştıracaklar. Ülkelerindekileri de kovacaklar.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne istedi:

“Sığınmcaı yükünü kaldıramıyoruz. Sınır güvenliğinin sağlanması ve sığınmacıların barınması için güvenli bölge oluşturulsun.”

Obana ne yanıt verdi:

“Böyle bir alanının oluşturulması mümkün görünmemektedir.”

5 yıldır süren iç savaş boyunca bizimkiler “Esad gidecek” dediler. Zirveden Esad’ın gitmesi konusunda net bir kararın çıktığını söyleyebilir miyiz? Siysai geçiş bile Esad ile gerçekleşecek. Sonrası seçimler başlayacak. 

Rusya Devlet Başkanı Putin, ikili görüşmelerde bakınız neler söyledi:

Suriye’de seçimler hürdür ve herkes bu seçimlere katılabilir. Seçimi kim kazanırsa da ona saygı duyulmalıdır.”

Dikkatlerinizi şu noktaya çekmek istiyoruz:

G-Zirvesi’nde Suriye’de yapılması planlanan seçimlere Esad’ın girmemesi konusunda bir net pozisyon ortaya çıkmadı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmada “Artık Suriye’de Esad’a yer yok” dedi ama Esad yerinde oturuyor. 

Aslına bakılacak olursa G-20 Zirvesi’nde Amerika ile Rusya birbirine karşı bilek güreşi yaptı. Zirve Obama ile Putin’in gövde gösterisine dönüştü. Rusya Devlet Başkanı Putin’in zirvenin kapanış konuşmasında IŞİD konusundaki sözleri de G-20’ye damgasını vurdu. 

Zirveye katılan Suudi Arabistan’ın şatafattan öteye gitmeyen gösterisi, Batı’nın sığınmacılar konusundaki katı tutumu, Çin’in Rusya’nın yanında yer tutması ayrıca tartışılması gereken diğer konular olarak ön plana çıktı.

Bizim için önemli olan bir başka konu da AB üyeliğine giden yoldaki gelişmenin hangi noktada olduğudur. Almanya Başbakanı Merkel’in bu konuda sıcak bir mesaj verdiğini ne gördük ne de duyduk. AB yolunda bize sıcak bakmıyorlar, zirveye bu da damgasını vurdu. Bum konuda da bir şey elde edemedik.

Dikkat edilecek olursa zirvede hep magazin konuları öne çıktı.

Bu saatten sonra Esad’ın yerinde oturup oturmaması da o kadar önemli değil. Önemli olan bizim bölgedeki pozisyonumuz ve işin sonunun nereye dayanacağıdır. Bizi sıkıntıya sokan 2,5 milyon sığınmacının yanına 1 milyon daha katılırsa bu yükün ağırlığını nasıl kaldırabiliriz bunun hesabını yapmalıyız. 

Çünkü, artık bizim dışımızda dış dünya bu konuya kapılarını sonuna kadar kapatmış durumdalar. Son Paris katliamı da bunun için bir gerekçe oldu. 

Başka gelişmeler de var:

Amerika, “PYD’ye artık silah yardımı yapmayacağız” diyor, karadan tonlarca ağır silah yardımı yapıyor. Almanya Peşmergeyi silahlandırmayı sürdüreceğini söylüyor. Hiç kimse söylediği sözün arkasında durmuyor. 

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim:

G-20 zirvesinden çok büyük kazançlarla çıktığımızı iddia edebilir miyiz? Bugüne kadar ısrarla istediğimiz hiçbir şeye “evet” denilmedi. Kendimizi avutmayalım ve kandırmayalım. 

Hiç kuşkusuz Antalya gibi bir yerde kusursuz denilebilecek bir organizasyonu sağladık. Bunu küçümsemeyelim. Türkiye’nin tanıtılmasında da bu zirvenin önemli olduğunu gördük ve biliyoruz. Güvenliğin sağlanması açısından da bir başarıdan söz edebiliriz. Hepsi bu kadar.

Temennimiz öngörülerimizde yanılmaktır. Ancak yeni gelişmelere ve gerçeklere de arkamızı dönemeyiz.