Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Avrupa’nın korkusu ve Türkiye gerçeği

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Avrupa Birliği (AB)’nin asıl sorunu, Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden sığınmacıların kapılarına dayanmamasıdır. Daha önce bu konuda Türkiye’nin önüne konulan istekler, şimdi hayata geçirilmek isteniliyor. 11 yıl sonra yapılan Türkiye-AB zirvesinde bazı önemli kararlar da çıktı.

Bu kararlardan en önemlisi Türkiye’deki sığınmacılar için harcanması için 3 milyar Euro’nun Türkiye’ye ödenmesi, Ekim 2016 tarihinden itibaren de Türk vatandaşlarının Avrupa ülkelerine vizesiz seyahat etme imkânının sağlanmasıdır. 

Vize muafiyeti için tek koşul “Geri Kabul Anlaşması” nın da hayata geçirilmesi isteniliyor. Daha önce çeşitli yollardan Avrupa ülkelerine geçiş yapan sığınmacılar bu ülkeler tarafından sınır dışı edilecek. Türkiye de bunları kabul edecek.

Avrupa ülkelerine şu ana kadar dağılmış 400 bin sığınmacı bulunuyor.

Türkiye’deki sığınmacı sayısının 2,5 milyonu bulduğu ifade ediliyor. Yapılan hesaplamalara göre 1 milyona yakın sığınmacının daha Türkiye’ye gelebileceğine dikkat çekiliyor. “Geri Kabul Anlaşması”nın hayata geçmesi ile bu sayı 4 milyona dayanacak. Özetle, 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapmış olacağız.

AB’nin 3 milyar Euro yardım yapması, Ekim 2016’da Türk vatandaşlara vize muafiyeti sağlaması belik ilk anda çekici gelebilir ama 4 milyon sığınmacının durumu ne olacak? Bunun getireceği sosyal, siyasi ve ekonomik yükü Türkiye bu koşullar altında kaldırabilir mi? İşsizliğin tavan yaptığı, sosyal düzenin giderek bozulduğu ülkemizde bu sığınmacılar daha büyük sorun olmaz mı?

Brüksel’de Başbakan Ahmet Davutoğlu Başkanlığı’nda başlatılan toplantıda alınan kararlara da bir göz atalım:

-YILDA İKİ ZİRVE: Yılda iki kez düzenli zirve yapılacak. Türkiye-AB ilişkileri ve uluslararası konuların ele alınacağı zirvelerde bakan, yüksek temsilcilerin katılımı ile siyasi diyalog toplantıları düzenlenecek.

- VİZESİZ AVRUPA: AB Komisyonu vize liberalizasyonu yol haritası konusundaki ikinci raporunu 2016 yılı Mart ayında yayınlayacak. Haziran 2016’dan itibaren Türkiye geri kabul anlaşmasını devreye sokacak. Yol haritasının tüm unsurlarının karşılanması şartıyla vize muafiyeti Ekim 2016’da başlayacak.

- FASILLAR AÇILACAK:14 Aralık’ta 17’nci (ekonomik ve parasal politika) başlığını taşıyan fasıllar açılacak. AB Komisyonu, 2016’nın ilk çeyreğinde bazı başlıkların açılmasına yönelik hazırlık çalışmalarını tamamlayacak.

- 3 MİLYAR EURO: AB, Türkiye’ye Suriyeli mültecilerden sürekli insani yardım sağlananacak. AB, mülteciler için başlangıç olarak 3 milyar euro verecek. 15 Ekim’de üzerinde anlaşılan Ortak Eylem Planı hayata geçirilecek. Türkiye 3 milyar euronun bir yıl için verilmesini talep ederken, AB 2 yılda ısrar ediyordu. Taslak metinde süre muğlâk bırakıldı.

- DİYALOG TOPLANTISI:2016’nın ilk çeyreğinde Üst Düzey Ekonomik Diyalog Mekanizması hayata geçirilecek. Aynı dönemde Üst Düzey Enerji Diyaloğu ve Stratejik Enerji İşbirliği mekanizmasının ikinci toplantısı yapılacak. Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesine yönelik hazırlık çalışmaları tamamlandıktan sonra resmi görüşmelere 2016 sonuna doğru başlatılabilecek.

Biz, baştan bu yana Avrupa’ya güvenmediğimizi her fırsatta dile getirdik. Bugün, sığınmacı akınından kurtulma yolu arayan Avrupalıların, önümüze koydukları önerilerde ne kadar samimi olduklarından da şüpheliyiz. 

Bakın, Almanya Başbakanı Angele Merkel’in şu sözleri, şüphelerimizi güçlendirmeye yetmiyor mu?

“Türkiye’nin mülteciler konusunda AB’den yardım beklemeye hakkı var. AB-Türkiye eylem planının ana noktalarından biri, yasadışı göçün yerine nasıl yasal göçü koyabileceğimize ilişkin. Zirve Türkiye ile, AB üyelik süreci sorusu, yeni fasılların açılması hakkında müzakere etmeyi de içeriyor. Bu acı uçuk bir süreçtir, sonuçlar hakkında konuşmuyoruz sadece yeni fasıllar açıyoruz.”

Belçika Başbakanı Charles Michel “Türkiye’ye açık çek yazmayacağım” diyor. Yunanistan ayrı telden çalıyor. Kendi aralarında bile anlaşmazlık içinde olanların gelecekte hangi noktada buluşacaklarını da şimdiden tahmin edemiyoruz. 

Müzakereler sırasında AB üyeleri “Bizim beklentilerimiz gerçekleşmedi. Bunlar olmadan verdiğimiz sözleri yerine getiremeyiz” derlerse ne olacak? Önümüze konulmak istenilen bazı dayatmalara “hayır” dersek nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalacağız? Her şey başladığı gibi biter mi? Madalyonun bir de bu yüzü var ve biz özellikle bu yüze dikkat etmek durumundayız. Bunu da bu yazımızda altını çizerek anımsatmak istiyoruz.