Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Bölge iyice ısınırken

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Türkiye'nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya’nın Akdeniz'e ve Suriye'ye yaptığı askeri yığınağa karşı NATO devreye girdi. ABD Başkanı Obama, konu ile ilgili yaptığı açıklamada “NATO’nun Rusya tehditlerine karşı Türkiye’yi koruma görevi var” diyor. 

 Burada asıl sorulması ve düşünülmesi gereken konu bizce şu olmalıdır:

Amerika ve başta İngiltere, Fransa ve Almanya, bölgeye güçlerini ne için yığmaya çalışıyor? Hedef, Türkiye’yi korumak mı, yoksa bölgedeki çıkarları mı? Zaten, Rusya’nın savaş uçağının düşürülmesinden sonra Rusya tarafından yapılan açıklamada “Biz Türkiye ile savaşmayacağız” açıklaması yapılmıştı. Özetle, ortada bir savaş tehdidi yok, tehlikesi de söz konusu değil.

Artık, bugünkü savaşlar masa başında ve ekonomik alanda yapılıyor.

O halde NATO üyesi ülkelerinin Akdeniz’deki ve bölgedeki güç gösterisi neyi ifade ediyor? Asıl bu soruya yanıt aramak gerektiği görüşündeyiz.

Bizi Rusya ile takıştıran ve karşılıklı düşman haline getirenler, bölgedeki çıkarlarını korumak için rahat hareket edebilmek ve alan kazanmak için harekete geçmiş bulunuyor. Bir noktada Türkiye’yi kendilerine daha muhtaç ve bağımlı hale getirmiş bulunuyorlar. Bugün yaşananlarda böyle bir tezgâh ve tehlikeyi görmekteyiz.

Suriye'deki çatışmalar Akdeniz'in doğusunu bir savaş gölüne çevirmiş bulunuyor. Ortak düşman olarak da IŞİD hedefte. Rusya, ABD ve Fransa en güçlü savaş gemilerini bölgede konuşlandırdı. Rusya, Türkiye'nin savaş uçağını düşürdükten sonra Akdeniz'deki gücünü daha da arttırdı. Akdeniz'de Rusya'ya ait 13 savaş gemisi bulunuyor. Bu gemiler ise Türkiye'nin güney karasuları boyunca Akdeniz'in doğusunda mevzilenmiş durumda.

Bölgedeki güç dengelerinin bozulmaması için Rusya ile NATO üyesi ülkelerinin bir güç gösterisine şahit oluyoruz. NATO’dan gelen “Türkiye’yi korumak için geliyoruz” açıklamalarının bu nedenle pek inandırıcılığının olmadığını da görmekteyiz. 

Akdeniz'de halen Rusya ve Türkiye dışında 10 ülke savaş gemileriyle varlık gösteriyor. Bu gemiler, Rus savaş gemilerinin hemen arkasında Suriye açıklarında ve Kıbrıs'ın güneyinde demirli. ABD donanması 3 muharip gemisiyle birlikte Akdeniz'de. Bu gemilerin biri destroyer, biri muhrip, biri akaret sınıfında. Fransa ise 5 savaş gemisini Akdeniz'e konuşlandırdı. Fransa donanması, bir uçak gemisi, iki muhrip, 1 firkateyn, 1 de istihbarat gemisiyle bölgede varlık gösteriyor. İtalya 2 savaş gemisiyle yer alırken, İngiltere, Belçika, İspanya, Kanada, Portekiz,Yunanistan ve Hollanda'nın da birer savaş gemisi bulunuyor.

 

NATO'nun Akdeniz'deki varlığını güçlendirme kararı kapsamında Almanya ve Danimarka da taktik komuta gemilerini bölgeye yönlendirmiş durumda. Böylelikle Akdeniz'deki savaş gemisi varlığı daha da artacak. NATO'nun bu kararı, “Daha iddialı bir Rusya'ya karşı NATO askeri kapasitesini ve caydırıcılığını güçlendirmek ve NATO'nun güney kanadındaki tehditlere karşı Türkiye'yi desteklemek” amaçlı alındığı ifade ediliyor.

Özetle sahanın Rusya’ya bırakılmaması konusudur. NATO, caydırıcı güç olduğunu da böylece ortaya koymak istiyor.

Amerika ise, Türkiye’nin Suriye ile olan 98 kilometrelin sınır boyunun IŞİD’a kapatılması konusunda kararlı görünüyor. ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “Bu konuda Amerika ile Türkiye hava ve kara gücü ile bunu önlemek için birlikte hareket edecek. Görüşmelerde en kısa zamanda bu işi çözeceğiz” diyor. 

Suriye ile Türkiye arasındaki 98 kilometrelik sınırın korunması için 30 bin Mehmetçiğin görev alması hedefleniyor. 

Zaten Amerika Başkanı Obama da, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de yaptıkları açıklamalarda adeta IŞİD konusunda Türkiye’yi suçluyor ve IŞİD ile gerektiği gibi mücadele etmediğimizi dile getiriyorlar. 

Suriye’de şu anda tek düşman ve tek hedef IŞİD olarak görülüyor. Mücadele de IŞİD üzerinden yürütülüyor. 

Şimdi gelelim asıl konumuza:

Dikkat edilecek olursa, hemen her ülke Suriye’de ve bölgedeki çıkarları uğruna savaşıyor. Bizim buradaki çıkarımız ne ve biz ne için mücadele ediyoruz?

Rusya ile olan ilişkilerimiz büyük yara aldı. Suriye politikalarımız çöktü. Siyasi ve ekonomik alanda çok büyük yaralar aldık ve halen de alıyoruz. Çıkmazdaki konumumuz da giderek kötüleşiyor. Kısa zamanda olmasa bile uzun vadede bunları onarmanın yollarını aramalıyız. Gelecekte bölgede bir oldu-bitti ile karşılaşabiliriz, bunların da hesabını çok iyi yapmak durumundayız.

Çünkü şu anda bölgemizde kimin eli kimin cebinde, kim ne için savaşıyor ve hesap yapıyor bunları dahi tam olarak bilemiyoruz. 

Rusya ile olan ilişkilerimizde krizi daha da tırmandırmak, her iki ülke için de yıpratıcı ve yıkıcı duruma gelebilir. Böyle bir krizden hiç kimse karlı çıkamaz. Biz, kendi çıkarlarımızı korumak durumundayız. Bunun için de ne yapılması gerekiyorsa oraya odaklanmalıyız.

Artık, Suriye politikalarımıza da bir çeki düzen ve yön vermek gerekiyor. Körü körüne yapılan ve bizi çıkmaza sürükleyebilecek politikaları çöpe atma zamanının geldiğini düşünüyoruz.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz