Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Kadına böyle mi değer verilir

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

5 Aralık Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme hakkının verilişinin 81.yıldönümü idi. Her yıldönümünde olduğu gibi, yine siyasiler, kadın dernekleri, sivil toplum örgütleri ve her kesimden açıklamalar yapıldı. Ancak, TBMM çatısı altında hala erkek egemenliğinin sürdüğünden kimse söz etmedi. 

Kadına şiddetin en üst düzeyde olduğu, kadının ikinci sınıf görüldüğü, seçme hakkını kullanan kadınların ne acıdır ki seçilme hakkını elde edemediği günümüzde, biz yapılan bu açıklamaları hiçbir zaman ciddiye almıyoruz. 

Çünkü hemen her alanda kadınlarımızı yalnızlığa itiyoruz, “kadına şiddetten” onları koruyamıyoruz. Toplumdaki yerini bugüne kadar da sağlamlaştıramadık.

1923 tarihini anımsatalım:

Meclis, kadınların nüfustan sayılmasına bile karşı çıkmıştı. 1934 yılında Atatürk’ün önderliğinde Fransa ve İsviçre’den bile önce kadınlarımız için devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. Türk kadınının siyasal hakkı da yasalaştırılmış oldu.

Bu tarihi oturumda söz alan Sivas Milletvekili İsmail Mehmet’in şu sözlerini unutmak mümkün mü?

“Senelerden beri hizmet ettiğimiz padişahtan biz bu hakkı isteseydik ödül olarak bizi ya ipe çekerdi, ya da denize atardı. Türk kadınları sizin için mutluluğun yolu açılmıştır. Çünkü başımızda Atatürk vardır.”

5 Aralık 1934 tarihinin önemi ise şurada:

Bu tarihte Başbakan İsmet İnönü 161 arkadaşı ile birlikte verdiği önergede Kadınlarımız için seçme ve seçilme hakkının elde edilmesini sağlamıştır.

Şu 80 yılda parlamentodaki kadınlarımızın durumuna da bir göz atalım:

Kadınlarımızın 80 yıldır yer aldığı TBMM çatısı altında 80 yılda toplam sayısı oranla bir kadın vekile karşı 71 erkek vekil seçilmiş. 80 yıllık tarihte TBMM’de şu ana kadar 30 bin 800 milletvekili seçildi.  Bu vekillerden sadece 427’si kadın, 30 bin 373’ü ise erkek milletvekillerinden oluşmuş.

Meclis’teki kadın parlamenterlerimizin sayısı konusunda üçüncü dünya ülkelerinin bile gerisinde olduğumuzu söylersek bundan utanç duymayacak mıyız? Toplumumuzun yarısını kadınlarımız oluşturuyorsa, yönetim birimlerinde de eşit şekilde temsil edilmeleri gerekmiyor mu?

Türkiye’de kadın-erkek eşitsizliğinin giderek çamura battığını görmek de bizim için gerçekten hem düşündürücü hem de üzücüdür.

Tablo bu.

Kalkıp, kadınlar için “her şeyi yapıyoruz” diyebilir miyiz? Seçme hakkı olan kadın, bugün seçilme konusunda ikinci sınıf yerine konuluyorsa kadınlarımıza gereken değerin verildiğini söyleyebilir miyiz? 

Bu konu, sadece Meclis konusu değil, hemen her yerde yapılan seçimlerde kadınlarımız ne acıdır ki aynı durumda bulunuyor. 

Siyasi parti liderleri, bizi yöneten kadrolar kalkıp 5 Kasım Kadınlara milletvekili seçme ve Seçilme Hakkı’nın veriliş yıldönümünde nutuklar atıyor. Kadınsız seçilmek, kadınsız yönetmek isteyen, koltukları erkekten erkeğe terk etmeyi kural haline getirenlerin hiç değilse susmaları gerekir. 

Çünkü nüfusumuzun yarısı yok sayılıyor.

Adaletten, eşitlikten, kadın haklarından, demokrasiden söz edebilmek için, kadınlarımızı layık olduğu yere oturtmamız gerekiyor. Bugün hiç kimse kalkıp, bunların sağlandığından söz edemez. O halde biz neyin kutlamasını yapıyoruz? 

5 Aralık 1934 tarihini göz önüne getirdiğimizde Atatürk’ün ne büyük bir deha olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. O tarihten sonra kadınlara daha çok önem verilmesi gerekirken, daha da geriye gittiğimizi önümüzdeki tarihler gösteriyor. Fazla geriye gitmeye de gerek yok, bugünkü tablo da zaten bu durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koymuyor mu?

Konu ile ilgili bir not daha düşelim:

2014 yılında Türkiye kadının siyasette konumu açısından 135 ülke arasında 98.sıraya gerilemiş görünüyor. Bu da 81 yıl içinde kadınlarımız konusunda hiçbir şeyin yapılmadığını gösteriyor. 2015 yılında yapılan genel seçimde ise kadın milletvekili oranımız ise %14,9’da kalmış durumda. Belediye Başkanlıkları konusunda da durumun TBMM’den farklı olmadığını görmekteyiz.

Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkarak, Atatürk’ün kurduğu ve bugün bizlere emanet ettiği bu Cumhuriyetin, bu toprakların ve bu kadınların değerini yok sayamayız. Her konuda erkeği ile omuz omuza olan, geçirmiş olduğumuz savaşlarda cephelerde erkeğini yalnız bırakmayan, varlığını her zaman ortaya koymaktan çekinmeyen kadınlarımıza bu nedenle saygı duyduğumuzun altını kalınca çizmek istiyoruz.