Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Konu, sadece portakal limon konusu değil

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Rusya’nın savaş uçağının düşürülmesinden sonra yaşanan kriz, derinleşerek devam ediyor. Bu krizin özellikle Rusya’ya yaptığımız ihracatı ve Rusya’dan gelen turistleri etkileyeceği düşünülüyor. Böyle de olmaya başladı. Ancak, perdeyi araladığımızda karşımıza çok daha bizi sıkıntıya sokabilecek olayların yaşanabileceğini görmekteyiz.

 

Daha önce yazdık ve uyardık. Bölgede bizi Rusya ile takıştırıp, Amerika ve Batı Suriye ve Ortadoğu üzerindeki planlarını rahatlıkla devreye sokmaya başladı. Suriye, üçe bölünecek, bu artık kesinleşti. Bunun yanında PKK’nın siyasi uzantısı PYD güçlerine hem Amerika, hem müttefikler, hem de Rusya tarafından olağanüstü destek yağıyor.

 

Türkiye’nin bütün direnmesine ve itirazlarına rağmen PYD güçleniyor. Kuzey Suriye’de Kürt koridoru da tamamlanmak üzere. Yanı başımızda Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulma çabaları da yoğunlaştı.

 

Çevremizde bize dost ülke kalmadı. Hemen her ülke ile sıkıntılı durumdayız. Ortadoğu’daki bitmez tükenmez çatışmaların da ortasında kaldık. Tam bir Ortadoğu ülkesi haline dönüştük. Amerika, Rusya, Avrupa vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeyin” çağrısı yapıyor. 

 

Gelişen her olayın ekonomimizi kökten etkileyeceği görülüyor. Ekonomistler “Şu anda bir şey hissetmeyebiliriz ama gelecekte ekonomik yıkımın zararlarını görmeye hazır olmalıyız” uyarısını yapıyor. 

 

Zaten dış güçlerin hedefinde Türkiye’nin hem siyasi, hem de ekonomik açıdan çökertilmesi bulunuyor. Çok dikkatli olmak ve adımlarımızı da buna göre atmak durumunda olduğumuzu görmemiz ve unutmamamız gerekiyor. 

 

Bizi dışarıda Rusya, içeride PKK ile uğraştırıp, IŞİD’ı en büyük düşman olarak gösterip, bölgedeki planlarını uyguluyorlar. 

 

Dış güçlerin hedeflerini biliyoruz. Ancak, bizi öylesine köşeye sıkıştırdılar ki, sesimizi çıkarabilecek ve adım atacak durumdan uzaklaştık. Bütün bunlara ek olarak bir de sayıları 3 milyona yaklaşan sığınmacı ile sıkıntılarımız katlanıyor.

 

Rusya ile olan krizi hala “Portakal ve limon” düzeyinde görmek ve bunun üzerinde politika üretmek yanlışlığından kendimizi kurtarmamız gerekiyor. Bölgede çok büyük oyun oynanıyor. Bu oyunun sonunda kaybeden Türkiye olacak gibi görünüyor. Çünkü bu oyun Türkiye’yi yıpratma, zayıflatma ve yoksullaştırma eksenine doğru gitmeye başladı. 

 

Geçenlerde efsane komutan Erdal Sarızeybek, çok önemsenebilecek bir yazıyı kaleme aldı. Sarızeybek yazısında “Sakın bu Amerika-Rusya ittifakı olmasın?” diye soruyor. 

 

Özellikle Musul’da İngiliz ve Rusya’nın yıllar öncesi oyununa da değinen Sarızeybek “ 1918’de Nesturilerin İngilizler tarafından Bağdat’ın kuzeyinde Baquba kampına yerleştirilmiş olduğunu biliyoruz. 10.000 kadar Ermeni Van’dan, 30.000 kadar Nesturi de Urumiye bölgesinden getirilmişti. Birlikte aynı kampta kalıyorlardı. Sayıları yaklaşık 40.000 idi.1919’da geliştirilen İngiliz planlarına Ermeni ve Nesturilerle birlikte bu kez Kürtler de dahil edildiler. Bu plan, ‘Rus hâkimiyet bölgesi ile İngiliz hâkimiyet bölgesi arasında tampon bir devlet oluşturmak’ düşüncesine dayanıyordu. İngilizlerin Kafkaslarla Musul arasına bir Ermeni ve bir Kürt devletinin kurmak, Kürtleri de ‘Kuzey-Güney’ şeklinde ikiye ayırıp araya bir Nesturi devletinin koymak şeklinde bir tasarıları vardı.”diyor.

 

Tarihin derinliklerine de dalan ve yıllardır bölgedeki gelişmeleri teker teker sayan ve bugünlere gelinen noktanın yıllar öncesine dayandığını dile getirene efsane komutan Sarızeybek, yazısının sonunda şu noktalara değiniyor. Çok önemsediğimiz için bunu sizlerle paylaşmak istedik:

 

 

“Şimdi Türkiye, 1920 Sevr işgal planıyla yeniden karşı karşıyadır. Bu plan ABD’nin BOP ve İsrail’in Büyük İsrail planlarıyla somut bir hal almış ve yeniden Türkiye’nin karşısına çıkmıştır. Bu amaç geçmişle aynıdır; Anadolu ile Asya arasında tampon bir yönetim kurup Anadolu’daki Türk Milleti’nin Asya’daki Türk devletleriyle olan fiziki bağını kesebilmektir. Bunun üzerine özelleştirme, kaynak ve toprak satışları, özel okullar ve de dinler arası diyalog eklendiğinde nihai hedefin Türk Milleti’ni yoksullaştırıp çocuklarının da akıl yönetimini ele geçirerek Türk Milleti’nin gücünü kırmaktır. Anayasa’dan da TÜRK, ATATÜRK VE TÜRK MİLLETİ kavram ve değerleri de çıkarılırsa eğer, 1.000 yıllık Malazgirt savaşının rövanşı böylece alınacak, Anadolu’dan Türk varlığının silinmesinde kadar uzayıp gidecektir bu iş. Ancak Türkiye 1910’den daha ağır tehdit ve tehlikelerle karşı karşıyadır. Çünkü şimdi de Ruslar bu plan ve projelere eklenmiştir.

 

 

Rus uçağının düşürülmesiyle başlatılan Türk-Rus krizi Türkiye’yi ABD-Rusya kıskacına almak üzeredir. ABD’nin BOP planı, Rusların 1945 Kürt kartıyla birleşecek ve Türkiye’yi sürükleyecektir. Bugün PYD adıyla ortaya çıkan örgüt, 1920’deki İngilizlerin Ermeni-Asurî devleti projesinin silahlı ayağıdır. Bu PYD aynı zamanda 1945’teki Stalin’in kurduğu KDP’lerin silahlı ayağıdır. PYD’nin etrafında topladığı silahlı unsurlar, 1915 ve 1924 Hakkâri-Van isyanlarındaki Asurî (Nesturi) ve Ermenilerdir, bunlardan kaçıp bu bölgeye yerleşmiş olanlardır. Çıkış yolumuz, adı AKP olan küresel siyaseti değiştirmek ve ABD-Rusya kıskacından çıkabilmekten geçmektedir.”

 

Dikkat edilecek olursa Türkiye’nin köşeye sıkıştırılması ile birlikte Ermeniler de harekete geçmişlerdir. Dış güçlerin, özellikle Rusya’nın Ermenilere nasıl destek verdiğini de hepimiz yakından bilmekteyiz. 

 

Temennimiz içinde bulunduğumuz bu sıkıntıları millet olarak, devlet ve Hükümet olarak elele, omuz omuza atlatabilmektir.