Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Eteklerindeki taşları döküyorlar

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Başbakan Davutoğlu’nun yeni anayasa için siyasi parti liderleri ile bir araya gelme girişimini olumlu buluyoruz. Birçok konu tartışılarak, konuşularak çözülür. Bu görüşmelerde herkes kafasının içindekileri ortaya döker. Önemli olan orta yolun bulunması ve ülkenin geleceğini aydınlık günlere taşımak olmalıdır.

Ancak, PKK’nın siyasi uzantısı HDP’den son gelen açıklamalar, bu görüşme trafiğine gölge düşürdü. AK Parti-HDP Anayasa buluşması iptal edildi. Karşılıklı söylemlerle de ortamın gerildiğini görüyoruz. 

Randevuyu iptal eden açıklama Sırrı Süreyya Önder’in “Çatışmaların durması gerek, yoksa bir kaçak çayımızı içer gider” sözleri ile geldi. 

Böylesine ön yargı ile aynı masayı paylaşmanın bir anlamı olabilir mi? Nitekim, HDP’lilerin bu tavrı iyi niyetle başlatılmış olan bir görüşe trafiğini altüst etmiştir. 

Başbakan Davutoğlu’nun bu görüşmeyi iptal etmesinin nedenleri var, bunu da Başbakan “Ülkeyi kutuplaştıran, HDP ile görüşmenin anlamı kalmadı. HDP yöneticilerinin açıklamaları siyasi nezaketten uzak” diyerek açıklıyor.

“Türkiye’nin partisi olacağız” diyerek yola çıkan ve % 10 barajı aşarak Meclis’e giren HDP’nin Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, son günlerdeki söylemleri ve açıklamaları ile bölünmeden yana tavır içinde olduklarını ortaya koydu. Samimiyetten ve bugüne kadar sözünü ettiği barıştan, kardeşlikten, birlikte yaşamaktan uzaklaşan HDP’lilerin bu tutum ve davranışı karşısında Davutoğlu’nun ortaya koyduğu tavrı da doğru bulmaktayız.

Demirtaş, bir zamanlar konuşmaları ile tavrı ile güven vermiş, partisine oy da kazandırmıştı. Ancak, son açıklamalarını kendisine yakıştırmadık. Kürt halkını da hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyoruz.

Siz kalkacak, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne karşı olacaksınız, bölünmeden söz edeceksiniz, beğenseniz de beğenmeseniz de Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına hakaret edeceksiniz, sonra da “Biz Türkiye partisi olacağız” diyeceksiniz. Buna artık size destek verenler bile inanmazlar.

Demirtaş, iplerin kopması üzerine eteklerindeki taşı da döküyor:

“Kürtler artık kendi coğrafyasında, siyasi bir irade olacaktır. Korkunun ecele faydası da yok. Engelleme yerine güç verseniz, omuz omuza verseniz hep birlikte kazanacağız. Madem hasta ameliyat masasına yatırıldı, bu hasta iyileşmeden masadan kalkmayacak. Bu direniş zaferle sonuçlanacak, herkes halkın iradesine saygı duyacak. Kürtler artık kendi coğrafyasında siyasi irade olacak. Tarihi kırılmanın yaşandığı şu günlerde halkımız bunun kararını verecek; diktatörlük mü özgürlük mü, tek bir adamın sultasında yaşamak mı yoksa öz yönetim mi? Bunun kararını biz verdik, Türkiye’nin batısı da bu verilmiş karara katılmalıdır, destek vermelidir. Gelecek yüzyılda bir Kürdistan gerçeği olacak. Belki Kürtlerin bağımsız devleti de olacak federal devleti de, kantonları da özerk bölgeleri de...”

HDP milletvekillerinin bu görüşleri bugünün değil, yıllar öncesinin görüşleridir. Biz de konu ile yazdığımız her yazıda bunları dile getirmeye çalıştık. AK Parti’nin “Çözüm Süreci”nin fayda getirmeyeceğini, PKK ve yandaşlarına zaman kazandıracağını vurgulamaya çalıştık. Bugün gelinen noktaya baktığımızda bu konulardaki haklılığımızın da ortaya çıktığını görmekteyiz.

Şu konuya da dikkatlerinizi çekmek isteriz:

HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın Rusya’da Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşmesinden sonra çok daha kararlı ve cesur hale geldiğini de izliyoruz. Tahminimiz, Rusya’nın da desteğini almış olmasından kaynaklanan bu ateşleme ile Demirtaş hem ateşle oynamakta, hem de Kürt halkının geleceğini karartmaktadır.

Uçak krizi ile gerilen Türkiye-Rusya ilişkileri şimdi Ermeni-Rusya- HDP ile yeni “Şer İttifakı”na dönüşmeye başladı. Rusya’nın Suriye’deki PKK’nın uzantısı PYD’ ye olan desteğinin de artacağına vurgu yapılıyor. İşte Demirtaş’ın Rusya’daki görüşmelerde bu konuda da destek sağlamış olabileceği düşünülüyor. 

Çünkü Kürt halkına hizmet etmek, onları Meclis çatısı altında temsil etmek için HDP’nin varlığının önemli olduğunu bu ülkede yaşayan herkes desteklemişti. Şimdi, yapılan yanlışlar ve ihanete varan adımların atılması HDP’nin kapanması noktasına kadar varabilir.

AK Partili Mehmet Ali Şahin, açıklamalarında bunun mesajlarını veriyor. Şahin “Bölücülüğe destek verirseniz siyasi parti olma vasfınız ortadan kalkar. Bu düzen sizi sırtında taşımayabilir” diyor. 

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın Avrupalı parlamenterlere mektup göndererek Türkiye’yi şikâyet etmesi de bir ihanet olarak değerlendiriliyor. Sarıyıldız mektubunda terör olaylarının yaşandığı bölgelere “Kürdistan” diyor ve “AKP iktidarı Kürt halkının barışçıl talebine katliamlarla karşılık veriyor” diyor.

Sorunların Meclis çatısı altında çözümü dururken, konuyu çadır tiyatrosu haline dönüştürmek, hiçbir zaman fayda sağlamaz. Demokratik ülkelerde siyasi çözüm noktası meclis’tir. Meclis’te halkın iradesini yansıttığına göre çare ve çözümü başka yerlerde aramak hem ihanet, hem de halklara verilecek en büyük zarardır. 

Özet olarak HDP’lilerin PKK terör örgütü ile aralarına mesafe koymalarını, Türkiye partisi haline dönüşmelerini, ihanetten uzak kalmalarını öneriyoruz. Devletle hiçbir zaman oyun oynanmaz.