Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Fırat’ın batısı bilmecesi

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerekse Başbakan Davutoğlu yaptıkları açıklamalarda “Fırat’ın Batısı kırmızıçizgilerimizdir. PYD unsurları eğer buraya geçmeye kalkarlarsa gereken yapılır” diyorlar. Biz de bu açıklamaları yerinde buluyor ve destekliyoruz. Her zaman, ne pahasına olursa olsun Kırmızı çizgilerimizin korunması gerektiğini, birlik ve bütünlüğümüze yönelik tehdit ve tehlikelerin yok edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu konuda ortaya konulan tutum ve davranışların da yanında olacağımızın altını bir kez daha kalınca çizelim.

Nitekim Davutoğlu, son olarak Sırbistan Başbakanı Aleksandr Vuçiç ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Teşrin civarında yaşanan gelişmelerin önceden de şimdi de yakından takip edildiğini belirterek, "Türkiye'ye hasmane tutum içinde olan hiçbir unsurun, Fırat'ın batısına geçmesine olumlu bakmayacağımızı da PYD bağlamında da bunu dile getirdik, koalisyon ortaklarına da bunu vurguladık. Şu anda bütün o kuşak üzerinde, Halep'in kuzeyinde, Teşrin'den de Cerablus'a kadar olan alanda dinamik bir durum mevcuttur. Şu ana kadar bize intikal eden bilgiler de geçen unsurların kesinlikle PYD unsurları olmadığı yönünde. Daha çok Arap ve o bölgede koalisyonla birlikte hareket eden gruplar. Bir kez daha ifade ediyorum, bu konudaki kararlılığımız da bütün taraflara açık bir şekilde dile getirilmiştir"  konun hassasiyetini bir kez daha dile getirmiştir.

Temennimiz, Türkiye’nin bu kararlı tutumunu sürdürmesi, iddia edildiği gibi PYD güçlerinin Suriye Demokratik Güçleri yapısı altında Fırat’ın batısına geçip, kırmızı çizgilerimiz ihlal etmemiş olmasıdır. 

Bölgedeki sıkıntıların sürekli arttığı içinde bulunduğumuz şu günlerde, içteki PKK ile yapılan mücadelede bir de buradaki konularla uğraşmak ve kendimizi bir anda savaşın ortasında bulmak istemiyoruz. Sanki birileri bizi bu işin içine sokmak için özel bir çaba göstermektedir. Böyle bir izlenim edindik.

Ancak, bizim bu tutumumuza rağmen, PYD unsurlarının “Kırmızıçizgilerimiz” dediğimiz Fırat’ın Batısına geçmiş oldukları iddia ediliyor. PYD’nin silahlı gücü YPG unsurlarının Amerika’nın desteğindeki Suriye Demokratik Güçler çatısı altında hareket ettikleri ve hedeflerine ulaşmak için de kimlik değiştirdikleri de aynı iddialar arasında yer alıyor.

Nedenine gelince:

PYD’nin YPG güçleri Kuzey Suriye’deki Kürt koridorunu oluşturmak ve Amerika’nın istediği doğrultuda haritanın çizilebilmesi için bu koridorun oluşması için Fırat’ın Batısına geçip kuşatmayı tamamlamak istiyor. 

Buradaki önemli nokta, bu güçlerin hem Amerika, hem de Rusya tarafından desteklenmesidir. Biz ne kadar itiraz edersek edelim, dış güçlerin buradaki hedeflerine ulaşmak için her şeyi planladıkları da ortaya çıkıyor.

Burada bir Amerikan oyunu ile karşı karşıyayız. Çünkü müttefikimiz, Türkiye’nin buradaki hassasiyetlerini biliyor. Bir strateji değişikliği ile Fırat’ın Batısı’na geçen unsurların Başbakan Davutoğlu’nun da bilgilendirildiği gibi YPG değil, Arap ve bölgedeki koalisyon birliklerine ait kişilerin olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılıyor.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) oyunu ile Fırat’ın batısına geçemeyen YPG’nin Güneyden ilerleyerek Cerablus’a ulaşma planları içinde olduğu söyleniyor. YPG, kritik konumdaki Münbiç kasabasını ele geçirip, ilerledikten sonra Kuveyris Havaalanı’nda Esad rejimi güçleri ile birleşerek Rusya hava desteğini de alıp Bab’a doğru ilerlemeyi ve buradan da Cerablus’a girmeyi hedefliyor.

Dikkat edilecek olursa bölgede oyun içinde oyun oynanıyor.

Suriye Demokratik Güçleri, Amerika’nın desteği ile Ekim ayının başlarında kurulup, bölgede göreve gönderildi. Kürt-Arap koalisyonu olarak gösteriliyor. Ancak, bu gücün dörtte üçünün YPG unsurları oluşturuyor. Hatta çok az sayıda Arap unsurunun bu birlikler içinde yer aldığına da dikkat çekiliyor. 

Amerika, daha önce Türkiye’nin tepkisi ile karşılaşan PYD’ ye yardımları keseceğini açıklamıştı. SDG ile Amerika’nın bunu aştığını da gözlemliyoruz. İşi başka kılıf içinde götürmeye çalışıyorlar. Değişen bir şeyin olmadığını da görmekteyiz. 

Kamufle edilen SDG’ ye her türlü yardım ve desteği sağlayan Amerika, bu güçler sayesinde Fırat’ın Batısı’na geçilerek Türkiye’nin “kırmızı çizgilerimiz” dediği noktada da operasyonlarını sürdürebilmektedir. 

Bütün bu gelişmeler, Suriye’de ve bölgede Amerika ile Rusya’nın bazı konularda anlaşma içinde olduğu gerçeğini de ortaya koymuyor mu? Demek ki, bölgede tahminlerin de üzerinde çok büyük oyunlar oynanıyor. Bunun sonu nereye dayanır, ortaya ne gibi sonuçlar çıkar bunu şimdiden tahmin edemiyoruz.

Biz ise, YPG güçlerini Fırat’ın Doğusunda görmekteyiz.

Türkiye, bilindiği gibi bölge halkının enerji güvenliği açısından stratejik öneme sahip bulunan Teşrin Barajı’nın IŞİD unsurlarından temizlenmesine olumlu yaklaştığını sürekli olarak açıklamıştı. Ancak, hiçbir şekilde PYD unsurlarının ne amaçla olursa olsun Fırat’ın batısına geçemeyeceğini, bunu bir savaş nedeni sayacağını vurgulamış, Amerika’nın ve diğer unsurların da dikkatlerini çekmişti.

Gerek içte, gerekse dışta sıkıntılı günler geçiriyoruz. Yeni yılın, bu sıkıntılı günleri geride bırakmamızı sağlaması dileklerimizle tüm okurlarımızın da yeni yılını kutluyor, sağlıklı, huzur ve sevgi dolu yıllar diliyoruz.