Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Bu işin sonu nereye varacak

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Türkiye’nin “kırmızı çizgimiz” dediği Fırat’ın batısının tuz-buz olduğu söyleniyor. PKK’nın Suriye kolu PYD, Amerika’nın desteği ile Fırat’ın batısında operasyonlara başladığını duyurdu. Ancak, tüm bu gelişmelere rağmen Türkiye’nin oldu-bittilere karşı sessiz kalması olanlara razı görüntüsü veriyor.

Kaldı ki, böylesine önemli bir konuda Türkiye’ye gelen Amerikan Genelkurmay Başkanı’na da Türk yetkililer bu konudaki hassasiyetlerini ve endişelerini dile getirmişlerdi. Ancak, görebildiğimiz kadarı ile bölgedeki gelişmeler halen endişe verici boyutlarda bulunuyor. Bunun için biz de “Bu işin sonu nereye varacak?” diye soruyoruz.

Biraz gerilere gidelim:

Daha önce Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), bölgede İsrail çıkarlarına göre bir oluşumu gündeme almıştı. Buna göre İsrail’in güvenliğinin sağlanması, genişlemesi ve Ortadoğu’da yeni haritaların çizilmesi gerekiyordu. Bu çalışmaların yeni olmadığını biliyoruz. Bugün Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenilen “Kürt Koridoru”nun detaylarına bakacak olursak bunu çok daha açık biçimde görmüş oluruz.

Biz ne kadar “PKK neyse PYD de aynıdır” diyorsak da Amerika böyle düşünmüyor. PYD güçlerine destek vermeyi sürdürüyor. Rusya’nın da aynı şekilde PYD’ ye olan desteğini artırmış olması bölgedeki gelişmelerin tehlikeli boyutlarda olduğunu da gösteriyor. Ancak, bir şey yapamıyoruz, sadece endişelerimizi dile getirmekle yetinebiliyoruz.

Bölgedeki son gelişmelere kısaca göz atalım:

Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Fırat nehrinin batısına geçmek için kara operasyonuna başladığını duyurdu. SDG içerisinde yer alan küçük silahlı gruplardan Devrimciler Ordusu (Ceyşul Suvvar), sosyal medya üzerinden Fırat nehri üzerindeki Tişrin barajı çevresinden nehrin batısında IŞİD kontrolündeki Mümbiç’e operasyon başlattığını bildirdi. 

ABD öncülüğündeki koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Steve Warren ise son yaptığı açıklamada SDG’nin Fırat’ın batısına geçmediğini, sadece Tişrin Barajı civarını kontrol ettiğini ve barajın batı tarafında düşmanın top atışlarını uzak tutacak bir güvenlik kordonu oluşturduğunu söylemişti. SDG, PYD’ ye yakınlığıyla bilinen Kürt ve Arap grupların birleşerek oluşturduğu ve ABD’nin desteğini alan bir kuvvetten oluştuğunu da anımsatalım.

Şu noktaya da dikkat:

SDG’nin içinde PYD’nin liderliğindeki SDG içinde Devrim Ordusu, İdlib Şehitleri Tugayı, Ayn Calur Tugayı, 99. Piyade Tümeni, Hamza Tugayı, Kaka’a Tugayı, 455. Özel Kuvvetler Tugayı, Selçuklu Tugayı, 102. Alay, Ahrar Şimal, Halep kırsalı Aşiretleri, Kürt cephesi, Şeyh Maksud Savunma Birlikleri, Şeyh Maksud Kadın Savunma Birlikleri adlı gruplar bulunuyor.

PYD güçleri, bilindiği gibi koalisyonun hava desteğiyle Ocak 2015’ta Kobani’yi ele geçirmiş, Mayıs’ta da Tel Abyad’ı IŞİD’ten almıştı. Böylece ülkenin kuzeyinde birbirinden kopuk olan Haseke ve Kobani “kanton”larını birleştiren PYD, bir sonraki hedefinin Fırat’ın batısına geçip Cerablus-Azez hattında ilerleyerek Kobani ve Afrin’i birleştirmek olduğunu açıklamıştı. 

 

PYD, bu hedefi gerçekleştirmek için ABD’nin yanı sıra Rusya ile de yakınlaşmıştı. Kasım ayının sonundan itibaren Rusya, PYD’ye Halep’in kuzeyinde Türkiye sınırında güvenli bölge ilan edilmesi planlanan Azez-Cerablus hattında ilerlemesi için yoğun hava desteği sağlamaya başlamıştı. Afrin’in doğusunda, Halep’in kuzeyinde bulunan ve muhaliflerin kontrolündeki Deyr Cemal, Meryemeyn, Malikiye ve Ziyara beldeleri havadan Rus savaş uçaklarının, karadan ise SDG’nin saldırılarında hedef haline gelmişti.

 

Bir yandan muhaliflerin Azez’deki cephe hatlarına saldıran PYD, diğer yandan Fırat’ın batısına geçebilmek için Cerablus’ta DAEŞ ile çatışıyordu. ABD hava kuvvetleri PYD güçlerine desteğini uzun süredir devam ettirirken, Rusya da Halep’in kuzeyinde örgütün muhalif güçlere karşı ilerleyebilmesi için bombardımanlarını sürdürüyor.

 

İşte bölgedeki son durum bu satırlar yazılıncaya kadar böyleydi. Bunun sonu, bu koridorun tamamlanması, İsrail’in güvenliğinin sağlanması, yanı başımızda yakın gelecekte bir Kürt devletinin oluşumudur. 

 

Şu anda Türkiye bölgede çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. En üst düzeydeki görüşmelerde bile Amerika, hiçbir isteğimizi yerine getirmedi. Bölgede daha önce hazırlanan planlar tıkır tıkır işletiliyor. Bizi ise içerideki PKK terör sorunları ile oyalamayı sürdürüyorlar. 

 

Bunlar yetmiyormuş gibi Rusya ile olan ilişkilerimiz de alt üst ettiler. Bu da yetmedi şimdi de yanı başımızda Suudi-İran krizi çıkarıldı. Etrafımızı görmemize, hareket etmemize adeta izin verilmeyecek konuma getiriliyoruz. 

 

Bütün bu gelişmeler ışığı altında “Bu işin sonu nereye varacak?” endişesini dile getiriyorsak yanılıyor muyuz?